2018
22
Günün Büyük Kısmını Bilimsel Çalışmaları ve Öğrencileriyle
Geçiriyor
1973 yılında Elazığ’da doğan Prof. Dr. Ömer Civalek, Fırat
Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra
aynı üniversitenin fen bilimleri enstitüsüne bağlı olarak Mekanik
Anabilim Dalında Yüksek Lisans ve Doktora eğitimini tamamladı.
Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Bilimleri EnstitüsüYapı AnabilimDalında
Yapı Dinamiği konusunda ikinci doktorasını tamamladı. Akdeniz
Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde 2004 yılında Yrd. Doç. Dr., 2006
yılında Doç. Dr. ve 2012 yılında Profesör Dr. kadrolarını aldı. Günün
büyük bir kısmını bilimsel çalışmaları ve öğrencileriyle geçiren Prof.
Dr. Civalek, fırsat buldukça amatör olarak bağlama çalıyor ve uzun
yürüyüşler yapıyor; tümekolleriyle felsefe ve sinema alanında okuyor.
“Bilimin Şaşırtıcı ve Hızlı Değişimi, Yeni Alanların Ortaya
Çıkması Bizim de Çalışmalarımızı Şekillendirdi”
Bilimsel çalışmalarının aslında teorik ve uygulamalı katı cisimler
mekaniği alanında olduğunu kaydeden Prof. Dr. Civalek, bilimin
şaşırtıcı ve hızlı değişiminin ve yeni alanların ortaya çıkmasının
çalışmalarını şekillendirdiğini belirtti. Katı cisimler mekaniğinin temel
yasalarını kullanarak her tür sürekli mekanik sistemin modelinin
ve sayısal çözümünün asıl çalışma alanı olduğunu ifade eden
Prof. Civalek, “Bununla birlikte yeni ve inovativ bazı malzemelerin
mühendislikte kullanımı ve bu yüzyılın en etkili ve heyecan verici bir
buluşu olarak ortaya çıkan nanoteknoloji, çalışmalarımızı bu alana
kaydırmayı zorunlu kılmıştır. 3 boyutlu yazıcıların şaşırtıcı başarısı
ve her alanda kullanımı ve nanoteknolojiye paralel gelişecek pek
çok biyomedikal, mikro elektronik ve mikro makinaların tasarımı,
yapay organların mümkün olması, akıllı yapılar ve malzemeler veya
nano kompozitlerin uygulamada kullanılabilirliği bizi yeni alanları
keşfetmeye ve öğrenmeye zorlamaktadır”dedi.
“Öğrenmeyi Sevmem ve Okumaya Aşırı Düşkünlüğüm
Bilim İnsanı Olmamda Temel Motivasyon Olmuştur”
Prof. Dr. Civalek, bilim insanı olma yolunda kendini motive eden
unsurları şöyle sıralıyor: “Sanırım bu doğuştan gelen ve kişinin hayat
amacıyla ilgili bir konu. Ben çocukluğumdan beri bir yazılı metin
veya gazete bulsam onu okurdum. Hep okumaya ve yeni bilgiler
öğrenmeye çalışırdım. Bir de öğrencilik yıllarımda kendi alanımdaki ya
da bilimin diğer alanlarındaki başarılı bilim insanlarının biyografilerini
okur çalışmalarını yakında takip ederdim. Örneğin, Prof. Dr. Mustafa
İnan, Prof. Dr. Feza Gürsey, Prof. Dr. Cengiz Dökmeci, Prof. Dr. Erdoğan
Şuhubi, Prof. Dr. Cemal Eringen, Prof. Dr. Cahit Arf, Prof. Dr. SalimÇıracı,
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, Prof. Dr. Nihat Berker ve daha pek çok eşsiz
bilim insanı beni ve çalışmalarımı motife etmiştir. Kısaca öğrenmeyi
sevmem ve okumaya aşırı düşkün olmam temel motivasyon
etmenleri olmuştur.”
“Ödül Aslında Size Fedakarlık Yapan Aileniz ve
Öğrencilerinizindir”
TÜBİTAK gibi güzide bir kurum tarafından ödüllendirilmenin ve
ülkemizin en prestijli ödülünü almanın büyük bir onur olduğuna
işaret eden Prof. Civalek, bunun aynı zamanda ayrı bir sorumluluk
duygusu uyandırdığına dikkat çekti. Prof. Civalek, “Kanımca bu tür
ödüllerin en önemli etkisi, yıllarca ihmal ettiğiniz aileniz, çocuğunuz
nezdinde size bir güç ve af dileme hakkı vermesi. Çünkü onlara gerekli
zamanı ayıramamış ama işinizi de başarıyla yapmışsınızdır. Dolayısıyla
ödül aslında size fedakârlık yapan aileniz ve öğrencilerinizindir. Siz
sadece size verilen bir fırsatı ve desteği boşa çıkarmayıp azimle ve
sabırla çalışmalarınıza yoğunlaşmışsınızdır”diye konuştu. Ülkemizin
tüm paydaşlarının (TÜBİTAK, YÖK, TÜBA, Üniversiteler, hatta
Cumhurbaşkanlığı) farklı ödül formatlarının olmasının gerekliliğine
dikkat çeken Prof. Civalek, şu görüşleri dile getirdi: “Farklı vesilelerle
bilim insanlarını teşvik edici, destekleyici, himaye edici ve geriden
gelen nesli de özendirici olacak şekilde ödüllerin sayı ve çeşidini
arttırarak bu ödüllendirme devam ettirilmelidir. Sporda ve sanat
alanındaki bazı kişilerin kısa süreli başarıları çok fazla büyütülüp
milyonlarca dolarlık maddi kazanımlar ile ödüllendirmektedir.
Bunu gören genç nesil hep futbolcu veya dizi oyuncusu olmaya
yönelmektedir. Oysaki ülkemiz gibi genç ve dinamik nüfusu çok olan
bir ülkenin bilime daha fazla önem vermesi ve genç dimağlara onu
özendirmesi gerekmektedir. Ekonomik bağımsızlık ancak teorik ve
temel bilimlere destek ve dolayısıyla ortaya çıkacak pazar payı olan
teknolojik ürünler ortaya koymak ile olur.”
“Bilim İnsanı Olmak İsteyenGenç Kardeşlerimiz Kendilerine
Güvensinler”
“Bilim insanı olmak isteyen genç kardeşlerimizi kendilerine
güvensinler” diyen Prof. Civalek, “Bilim aşk ile ve fedakârca yapılır.
Kendilerine ve hocalarına inanıp çok çalışsınlar. Ülkemizin buna
ihtiyacı olduğunu düşünerek umutla ve azimle gayret etsinler”
sözleriyle bilime yönelmek isteyen gençlere yol gösterdi. Hiçbir köklü
başarının tesadüfen ve kısa sürede oluşmayacağına dikkat çeken Prof.
Civalek, “Belirli bir düzeyde ve evrensel normlarda bilimsel çıktılar
üretenkişilermaddi olarak tatminedilmezseonları görengençlik veya
öğrencileri bilime yönelmeyecektir” diyerek, bilimsel çalışmaların ve
bilim insanlarının en üst seviyede maddi ve manevi destek, teşvik ve
himaye görmeleri gerektiğinin altını çizdi.
BİLİM ÖDÜLÜ
Mühendislik Bilimleri
Prof. Dr. Ömer Civalek
Alanı:
Mühendislik Bilimleri / Katı Cisimler Mekaniği
“Teorik ve hesaplamalı katı cisimler mekaniği kapsamındaki problemlerin yeni yaklaşımlar ile sayısal modelleri ve bu yöntemlerin çoğu temel
problem için ilk olarak kullanılması ve avantajlarının açıkça ortaya konulması konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları”
nedeniyle BilimÖdülü verilmiştir.”