Avrupa araştırma ekosistemine entegrasyonu güçlendirmek, iş birliği fırsatlarını artırmak ve Türkiye’nin bilimsel ve teknolojik potansiyelini uluslararası alanda daha görünür kılmak amacıyla düzenlenen ICTürkiye2025 Uluslararası Proje Pazarı, TÜBİTAK ev sahipliğinde İstanbul'da gerçekleştirildi.
Açılış konuşmaları, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu İş Birliği Bölüm Başkanı Maria Luisa Wyganowski ve TÜBİTAK Başkan Yardımcısı İsmail Doğan tarafından yapıldı.
SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKAN YARDIMCISI: ” TÜRKİYE’NİN DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜNE GELECEĞE DÖNÜK POLİTİKALARLA ÖNCÜLÜK EDİYORUZ”
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü konuşmasında “Son yirmi yıldır Türkiye, üretim, araştırma ve inovasyon alanlarında canlı bir ekosistem geliştirmiştir. Ulusal hedefimiz yalnızca teknolojinin tüketicisi olmakla sınırlı değildir; biz, kritik teknolojilerin tasarımcısı, geliştiricisi, üreticisi ve küresel ihracatçısı olmayı hedefliyoruz. Bu dönüşümün merkezinde artık dijitalleşme yer almaktadır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, Türkiye’nin dijital dönüşümüne net ve geleceğe dönük politikalarla öncülük ediyoruz. Akıllı üretimden yapay zekâ destekli hizmetlere, siber güvenlikten yüksek performanslı bilgi işlem alanına kadar inovasyon politikalarımızı “Milli Teknoloji Hamlesi” doğrultusunda geleceğe uygun şekilde yeniden yapılandırıyoruz.” dedi.
Bu ulusal girişimlerin dijital ve yeni teknolojiler alanında programın öncelikli alanlarıyla uyumlu yerli kapasiteyi güçlendirerek Türkiye’nin Ufuk Avrupa’ya aktif katılımını tamamladığını kaydeden Gönüllü, “Avrupa Birliği ile olan stratejik ortaklıklarımız bu yolculukta hayati bir rol oynamaktadır. AB, Ar-Ge ve inovasyonda en büyük ticaret ortağımız ve en önemli iş birlikçimiz olmaya devam ediyor. Ayrıca Türkiye'nin AB'nin dijital değer zincirindeki rolü her geçen gün daha da güçleniyor. ICTürkiye2025 etkinliğinde, AB-Türkiye iş birliğinin dijital dönüşümün bir sonraki evresini şekillendirmedeki önemini vurguluyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bakan Yardımcısı ayrıca “6. Çerçeve Programı'ndan bu yana Türkiye, AB Ar-Ge ekosistemine aktif katkı sağlayan bir ülke olmuştur. Ufuk Avrupa kapsamında halihazırda 654 projede yer aldık ve 332,8 milyon Euro hibe kullandık . Ayrıca, çok ortaklı projelerde Türk koordinatör sayısı 50’ye ulaşarak Avrupa araştırma ekosistemindeki yükselen liderlik ve güvenilirliğimizin dikkat çekici bir göstergesi olmuştur. Bu projeler, yeşil hidrojen, döngüsel ekonomi, emisyonsuz ulaşım ve dijital teknolojiler gibi alanlarda geleceği şekillendirmektedir. 2023 yılında Dijital Avrupa Programı'na katıldık. Bu katılımla birlikte sanayicilerimiz, girişimcilerimiz ve araştırmacılarımız süper bilgisayarlar, yapay zeka test merkezleri ve inovasyon ağları gibi dünya standartlarında altyapılara erişim hakkı kazandı.” diye konuştu.
Türkiye’den bugün itibariyle 70’ten fazla kurum ve kuruluşun bu program aracılığıyla yaklaşık 8 milyon Euro hibe almaya hak kazandığını söyleyen Gönüllü sözlerini şöyle sürdürdü.
“Bugün itibariyle Türkiye'den 70'ten fazla kurum ve kuruluş bu program aracılığıyla yaklaşık 8 milyon Euro hibe desteği almaya hak kazanmıştır. Bu gelişme, Türkiye’nin yalnızca bir katılımcı değil, Avrupa’nın dijital dönüşümünde etkin bir katkı sağlayıcı olduğunu göstermektedir. Ufuk Avrupa ve Dijital Avrupa Programları birbirinden ayrı değil, Türkiye'nin küresel değer zincirlerine entegrasyonunu hızlandırdığımız tamamlayıcı araçlardır.”
WYGANOWSKI: “UFUK AVRUPA SINIR ÖTESİ İŞBİRLİKLERİNİ DESTEKLEYEREK YENİ ARAŞTIRMALARA OLANAK TANIYOR”
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu İş Birliği Bölüm Başkanı Maria Luisa Wyganowski de yaptığı konuşmada “Yeni bir Avrupa İnovasyon Gündemimiz var. Bu gündem; teknolojilerin, inovasyonun geleceğini ve ekonomik büyümeyi şekillendirmedeki kritik rolünü vurgulamaktadır. Bu dönüştürücü teknolojiler, küresel sorunlarla mücadele etme, sanayi rekabetçiliğini artırma ve yeni pazar fırsatları yaratma potansiyeline sahiptir. Avrupa'nın inovasyon ve araştırma alanındaki amiral gemisi programı olan Ufuk Avrupa, bu zorlukların üstesinden gelmede kilit bir rol oynamaktadır. Sınır ötesi iş birliklerini destekleyerek öncü araştırmalara olanak tanımakta ve neredeyse her alanda yeni nesil çözümlerin geliştirilmesini mümkün kılmaktadır” ifadelerini kullandı.
Bu etkinliğin Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki iş birliğini ileriye taşımak için önemli bir fırsat sunduğuna vurgu yapan Wyganowski “Türkiye’nin yanı sıra üye ülkelerden de gelen yüzlerce katılımcı—araştırmacılar, sanayi temsilcileri ve kamu yetkilileri—bu etkinliği yeni ortaklıklar kurmak, fikir alışverişinde bulunmak ve Ufuk Avrupa’nın stratejik öncelikleriyle uyum sağlamak için benzersiz bir platform haline getirmektedir” dedi.
TÜBİTAK BAŞKAN YARDIMCISI İSMAİL DOĞAN: “AB ÇERÇEVE PROGRAMLARI HEM ULUSAL HEM AVRUPA EKONOMİLERİNİN REKABET GÜCÜNÜ ARTIRIYOR VE KÜRESEL ÖNCELİKLERE KATKIDA BULUNUYOR”
TÜBİTAK Başkan Yardımcısı İsmail Doğan ise “Avrupa Birliği Çerçeve Programları dönüştürücü bir rol oynamaktadır. Ulusal sınırları ve sınırlamaları aşarak, yalnızca iş birliğini kolaylaştırmakla kalmayıp aynı zamanda somut etkisi olan ortak çalışmaların hayata geçirilmesini de mümkün kılmaktadır. Bu programlar hem ulusal hem de Avrupa ekonomilerinin rekabet gücünü artırırken küresel önceliklere katkıda bulunmak için benzersiz bir platform sunmaktadır. Türkiye, 6. Çerçeve Programı'ndan bu yana AB Çerçeve Programlarına aktif olarak katılmış ve giderek artan bir katılım göstermiştir. Devam eden Ufuk Avrupa Programında, 1.071 Türk katılımcı 654 projede yer almış ve 332,8 milyon € fon sağlamıştır. Türk koordinatör sayısı artık 50'ye ulaşmıştır; bu Türkiye'nin Avrupa araştırma ortamındaki yükselen statüsünün güçlü bir göstergesidir” dedi.
Türk ekosisteminin Programa aktif katılımının mükemmelliğe yönelik stratejik, koordineli ve uzun vadeli bir bağlılığın sonucu olduğuna dikkat çeken Doğan, TÜBİTAK'ın destek mekanizmalarının önemine vurgu yaptı ve son dört yılda, 2.112 araştırmacı ve kurumun TÜBİTAK teşviklerinden yararlandığını açıkladı.
İsmail Doğan ayrıca “Türkiye'nin On İkinci Kalkınma Planı'nda (2024-2028), yapay zeka, Nesnelerin İnterneti, artırılmış gerçeklik, büyük veri, siber güvenlik, robotik ve mikro/nano/opto-elektronik gibi stratejik dijital teknolojiler öncelikli alanlar arasında yer almaktadır. Bu teknolojiler, kimya, ilaç, tıbbi cihazlar, makine, otomotiv ve elektronik gibi kritik sektörlerde yapısal dönüşümün itici gücü konumundadır. Bu dönüşümden en yüksek faydayı sağlamak için güçlü bir uluslararası iş birliği şarttır. Avrupa Birliği Çerçeve Programları ise bu iş birliği için yapılandırılmış, şeffaf ve etkili bir mekanizma sunarak en güçlü araçlardan biri olarak öne çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.
ICTürkiye2025 gibi etkinlikler ve AB Çerçeve Programları ile süregelen etkileşimimizin daha akıllı ve daha bağlantılı bir gelecek için gerekli köprüleri inşa etmede kritik bir rol oynadığını belirten Doğan, “ICTürkiye2025 yalnızca bir buluşma değil; fikir üretimi ve bilgi paylaşımı için bir platformdur” dedi.
Açılışın ardından, 10:30-13:15 saatleri arasında dört farklı tematik başlıkta eş zamanlı yürütülen paralel çalıştaylarda katılımcılar, proje fikirlerini sunma ve potansiyel iş ortaklarıyla tanışma fırsatı yakaladı. Etkinlik, 14:00-19:00 saatleri arasında düzenlenecek birebir iş görüşmeleri ve ağ kurma oturumlarıyla devam ederken bu oturumlar sayesinde araştırmacılar ve kurumlar arasında doğrudan iş birliği olanakları değerlendirildi. Saat 19:00’da başlayacak resepsiyon ile sona eren etkinlik, katılımcıların iletişim ağlarını genişletmesi ve yeni ortaklıklar kurması açısından önemli bir fırsat sundu.
Avrupa Birliği’nin Ufuk Avrupa (Horizon Europe) Programı kapsamındaki bu prestijli etkinlik, TÜBİTAK Ulusal Koordinasyon Ofisi ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti mali iş birliği çerçevesinde uygulanan Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında hayata geçirilen "Ufuk Avrupa'da Türkiye için Teknik Destek Projesi" tarafından düzenlendi.
Avrupa ve Türkiye’den Araştırma, Sanayi ve Kamu Temsilcileri Bir Araya Geldi
Etkinlikte, Avrupa’dan ve Türkiye’den; araştırma kurumları, sanayi temsilcileri, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve farklı ölçeklerdeki şirketler bir araya gelerek ortaklık geliştirme, proje fikirleri paylaşma ve birebir görüşmelerle iş birliği imkânları yaratma fırsatı buldu. 450’den fazla katılımcı 1000’e yakın birebir görüşme gerçekleştirdi.
Dijital ve Akıllı Sağlık, Yeşil ve Dijital Dönüşüm, Dijital, Chips Ortak Girişimi ve 6G, Akıllı Mobilite gibi stratejik alanlara odaklanan etkinlik, bilgi paylaşımı, eş zamanlı tematik oturumlar, birebir iş birliği görüşmeleri ve ağ kurma etkinlikleri ile zengin bir içeriğe sahipti.
Kuzey Anadolu Fay Sistemi’nin Marmara Denizi içerisindeki segmentleri hakkında yeni bilgiler üretildi
Türkiye, 17 Ağustos 1999'da, son yüzyılın en büyük depremlerinden birini yaşadı. Merkez üssü Gölcük olan 7,4 büyüklüğündeki deprem saat 03.02'de başladı ve 45 saniye sürdü. Deprem, Marmara'nın tamamında, hatta İzmir ve Ankara'dan da hissedildi. Marmara Depremi'nde Türkiye'nin kaybı büyük oldu. Resmi açıklamalara göre, 17 bin 840 kişi öldü, 43 bin 953 kişi yaralandı. Depremde 285 bin konut ve 40 binden fazla iş yeri hasara uğradı.
TÜBİTAK deprem sonrası hemen çalışmalarına başladı
TÜBİTAK MAM tarafından 17 Ağustos Gölcük-İzmit Depremi ardından bölgede yoğun sismolojik ve jeodezik ağlar kurularak artçı deprem çalışmaları yapıldı. Elde edilen sonuçlar ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşıldı.
Sismolojik ağ ile depremin merkez üssüne 13 kilometre mesafede öncü depremler tespit edildi
TÜBİTAK MAM Yer Bilimleri Araştırma Grubu tarafından oluşturulan sismoloji ve GPS gözlem ağları ile deprem öncesinde, sırasında ve sonrasında yakın alanlarda önemli gözlemler gerçekleştirildi. Sismolojik ağ ile depremin merkez üssüne 13 kilometre mesafede öncü depremler tespit edildi. Elde edilen sonuçlar depremlerin önceden kestirimine yönelik uluslararası bilim camiasında ses getirdi.
17 Ağustos Depremi sonrasında İstanbul’da en çok etkilenen Avcılar Bölgesi’ndeki yıkımın nedenleri araştırıldı. Zemin kaynaklı sismik büyütme özelliği ortaya konuldu ve kamu yönetim kademelerine gerekli raporlamalar yapıldı.
Beklenen Marmara Depremi’ne Yönelik Araştırmalar
Yalova, Kocaeli, Bursa ve Balıkesir illerinde ve İstanbul’da Avcılar, Silivri, Büyükçekmece ilçelerinde sismik tehlike çalışmaları yapıldı.
Deprem Sonrası Acil Gözlem Araştırmaları (DEPAR) projesi kapsamında, TÜBİTAK MAM Türkiye’deki 6.0 üzeri büyüklükteki tüm depremlerin hemen sonrasında acil deprem gözlem çalışmaları yapıyor.
20 Sismoloji ve 11 GPS gözlem istasyonu kuruldu
Hali hazırda kurulu 20 Sismoloji ve 11 GPS gözlem istasyonundan oluşan ağlar ile güncel deprem aktivitesi izleniyor.
17 Ağustos Depremi sonrasında da Marmara Bölgesi deprem gözlem çalışmaları sürdürüldü. Türk-Fransız-Alman işbirlikleri ile Marmara Denizi tabanında ve kara sismolojik ağları ile detaylı fay araştırmaları gerçekleştirildi. Mevcut ağlar ile TÜBİTAK MAM güncel sismolojik aktiviteyi izlemeyi sürdürüyor.
TÜBİTAK MAM’ın çalışmaları kapsamında, Kuzey Anadolu Fay Sistemi’nin Marmara Denizi içerisindeki segmentleri hakkında yeni bilgiler üretildi.
Bölgenin 3-boyutlu tomografik hız modelleri ortaya konuldu
Bu çerçevede TÜBİTAK MAM Yer Bilimleri Araştırma Grubu araştırmacıları ses getiren yüksek lisans ve doktora çalışmaları yaptı.
17 Ağustos Depremi sonrasında Araştırma Grubumuzun bölgedeki faaliyetleri çerçevesinde iki adet doktora çalışması tamamlandı. Birinci çalışmada Deniz Tabanı Sismometreleri ve karasal sismolojik ağlar kullanılarak Marmara Denizi sahasında Kuzey Anadolu Fayı üzerinde ve yakın civarında meydana gelen depremlerin hassas konumları ve bu bölgenin 3-boyutlu tomografik hız modelleri ortaya konuldu.
2002-2009 döneminde depreme ait deformasyonlar bölgede etkin olarak devam etti
Öte yandan 17 Ağustos Depremi, deprem öncesi, anı ve sonrasının GPS ile izlenerek yer deformasyonlarının belirlenebildiği dünyaca önemli depremlerden biri olarak öne çıkıyor. Yer Bilimleri Araştırma Grubu bünyesinde yapılan diğer bir doktora çalışmasında, 17 Ağustos depremi özelinde, jeodezik bakış açısıyla deprem döngüsünün tanımlanması amaçlandı. Bu çalışmada sürekli ve kampanya tarzı GPS istasyonlarından değerli ve bölgeye özgü veriler analiz edildi. Elde edilen sonuçlar ile Marmara’daki ana fay kolları üzerinde yamulma birikimleri tanımlandı. 2002-2009 deprem sonrası dönemde 17 Ağustos depremine ait deformasyonların bölgede etkin olarak devam ettiği ve tüm Marmara’yı etkilediği ortaya konuldu.
DEPAR – Deprem Sonrası Araştırmalar Projesi
Proje ile Türkiye’de meydana gelen büyük depremlerin doğasını ve sebep oldukları yersel deformasyonları mümkün olan en kısa sürede belirleniyor. Ana şok sonrasında meydana gelen artçı depremlerin konumları yüksek hassasiyetle tespit ediliyor. Bu amaçla “TÜBİTAK MAM Artçı Deprem Araştırma Ekibi” tarafından sahada gerekli ölçümlerin yapılarak toplanan veriler değerlendiriliyor.
TÜBİTAK MAM’ın artçı deprem çalışmaları 1992 yılı Erzincan depremi ile başladı. Depar, proje ismiyle 2006 yılında sürekli bir proje olarak fon kaynağı TÜBİTAK olacak şekilde kurgulandı. Şu anda üçüncü faz 2020-2024 dönemi devam ediyor.
TÜBİTAK MAM Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi Projesi’ni Yürütüyor
TÜBİTAK 1007 Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı kapsamında desteklenen ve TÜBİTAK MAM yönetiminde gerçekleştirilmekte olan Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi Projesi 1 Eylül 2023 tarihi itibariyle yürürlüğe alındı.
TÜBİTAK-Marmara Araştırma Merkezi’nin proje yöneticisi olduğu projede MTA’nın müşteri kurum ve proje yürütücüsü olarak, AFAD müşteri kurum olarak, Türkiye Belediyeler Birliği destekleyici kuruluş olarak yer aldı ve Harita Genel Müdürlüğü projede yer alan kurumlara jeodezik veriler ile sayısal harita ve harita bilgisi sağladı. Projede 14'ü proje yürütücüsü kuruluş olmak üzere 22 üniversite ile AFAD ve MTA’dan 100’ü aşkın araştırmacı ve 90 bursiyer yer aldı. 30 Ekim 2023 tarihinde “Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi Araştırma Platformu” tanıtımı ve imza töreni gerçekleştirildi.
Bilim insanları diri fayların geometrilerini, ilgili fay segmentlerinde depremlerin tekrarlanma periyotlarını, son yüzey kırılması tarihlerini, kayma hızlarını ve her bir depremdeki ortalama kayma miktarına ilişkin bilgileri en güncel yöntemler ve öz kaynaklarla sürdürülebilirliği sağlanan uluslararası standartlardaki TÜBİTAK MAM AMS Laboratuvarı’nda yapılacak analizler ile belirleyecek. Yapılacak çalışmalar ile diri fayların bulundukları bölgelerde, yerleşim alanlarını etkileyebilecek deprem senaryoları ortaya konacak. Kurumların veri tabanlarının geliştirilmesine katkı sağlayacak bu çalışma AFAD tarafından oluşturulan Türkiye Deprem Tehlike Haritası’nın güncellenmesinde önemli bir veri kaynağı olarak kullanılacak. Kurulan platform ile elde edilecek bilimsel çıktılar, deprem tehlikesi ve risklerinin azaltılması ve afet dirençli şehirlerin altyapısının oluşturulmasında tehlike unsuru olan depremlerin meydana gelmeden önce en gerçekçi şekilde öngörülmesine olanak sağlayacak. Nüfus yoğunluğuna sahip bölgelerde, olası yıkıcı depremlere karşı yerleşim alanlarının uğrayacağı deprem zararlarının en aza indirilmesine olanak sağlayacak veriler sunacak. Proje kapsamında yetiştirilecek lisansüstü öğrenciler ülkemizdeki paleosismolog açığının kapatılmasına da önemli katkı sağlayacak.
TÜBİTAK Deprem araştırmalarını çok boyutlu ele alıyor
TÜBİTAK Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB) tarafından “1001-Deprem Araştırmaları Özel Çağrısı” yürütülüyor.
Bu çağrı aracılığıyla; ülkemizde kentleşme stratejileri, yerleşim kararları, inşaat modelleri, mimari tasarımlar ve planlamalarda bilim ve teknoloji tabanlı yöntem ve çalışmalardan azami şekilde faydalanılmasının yanı sıra depremin risk ve etkilerinin anlaşılmasına yönelik disiplinler arası veya çok disiplinli araştırmalara uzun vadede katkı sağlanması öngörülüyor.
Deprem Araştırmaları Özel Çağrısı ile yenilikçi inşaat modelleri ve ileri malzemeler, çok yönlü yer bilim araştırmaları; senaryo, öngörü ve analiz çalışmaları; arama-kurtarma faaliyetlerine yönelik robotik sistemler ve depremin sosyo-ekonomik ve toplumsal yaygın etkileri gibi konularda 347 proje önerildi 80 proje desteklendi.
01 Mart 2023 tarihinde açılan “Deprem Bölgesi Üniversiteleri Özel Çağrısı - BİNBİRÇABA” çağrısı ile deprem felaketinin ilgili bölgedeki araştırma ekosistemine etkisinin en aza indirilmesi amaçlandı. Araştırmacıların ve öğrencilerin araştırma faaliyetlerinden uzak kalmaması, özellikle bölgedeki ihtiyaçlara odaklanılarak bu illerdeki bilgi birikiminin korunması, deprem bölgesindeki üniversitelerin ve üniversitede görev yapan araştırmacıların desteklenerek bölge ve bulundukları illere verecekleri katkıların arttırılması hedeflendi. Çağrı kapsamında 1498 proje önerildi ve 404 proje desteklendi.
Deprem Araştırmaları Çağrısı ve 1002-C Doğal Afetler Odaklı Saha Çalışması Acil Destek Programı kapsamında şu ana kadar desteklenen projelerdeki gelinen aşamanın değerlendirilmesi, geleceğe yönelik çalışmaların planlanması ve projeler arasındaki etkileşimin artırılması amacıyla desteklenen projeler ile elde edilen bulguların, ulaşılan hedeflerin ve öngörülen katkıların paylaşıldığı bir etkinlik düzenlendi. 30 Mart 2023 tarihinde gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmalarını Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı, TÜBİTAK Başkanı ve AFAD Başkanı yaptı.
TÜBİTAK ve AFAD Arasında Ortak Deprem Çağrısı Düzenlenmesi Planlandı
TÜBİTAK ve AFAD arasında eş finansman modeliyle ortak bir deprem çağrısı düzenlenmesi planlandı ve iki kurum arasında imzalanmış olan iş birliği protokolü çerçevesinde, 6 Şubat 2024 tarihinde “1001-UDAP Ulusal Deprem Araştırmaları Programı Ortak Çağrısı” başlıklı özel çağrı açıldı. Çağrı kapsamında 233 proje önerildi ve önerilen projelerin değerlendirme süreci devam ediyor.
TEYDEB, 6 Şubat Depremlerinden Etkilenen 11 İlimizi Destekledi
TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB), “1501 ve 1507 Programı TEKNOÇABA Özel Çağrıları” ile 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerin etkilediği Adana, Adıyaman, Elazığ, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illerinde faaliyet gösteren KOBİ ölçeğindeki kuruluşların proje esaslı araştırma, teknoloji geliştirme ve yenilikçilik faaliyetlerini destekliyor. TEYDEB Destek programları kapsamında Ağustos 2023’ten günümüze deprem alanında 25 projeye 2024 sabit fiyatlarıyla 28,3 Milyon TL destek verildi.
Birlikte Çalışıp Birlikte Başaracağız Programı (BİÇABA)
Depremlerden etkilenen lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileriyle doktora sonrası araştırmacıların, TÜBİTAK tarafından yürütülen veya desteklenen araştırma projelerinde yer almalarını sağlamak için Birlikte Çalışıp Birlikte Başaracağız Programı (BİÇABA) çağrıya açıldı. Çağrı kapsamında 1.317 lisans öğrencisi, 648 yüksek lisans öğrencisi, 419 doktora öğrencisi ve 99 doktora sonrası araştırmacı desteklenmeye hak kazandı. 1 Temmuz 2024 itibari ile arttırılan burs miktarlarıyla Lisans öğrencileri 6 ay süre ile aylık 4.800 TL, Yüksek lisans öğrencileri 12 ay süre ile aylık 16.500 TL, Doktora Öğrencileri 24 ay süre ile aylık 24.000 TL ve Doktora Sonrası Araştırmacılar 12 ay süre ile aylık 32.000 TL ile destekleniyor.
TÜBİTAK Bilim İnsanı Burs ve Destek Programları Kapsamında 2023 Yılında Açılan Özel Çağrılar
Yaşanan deprem felaketi üzerinde çalışmalarına devam eden araştırmacıların uluslararası boyutta araştırmacılarla iş birlikleri sağlaması amacıyla 2221 Konuk Veya Akademik İzinli (Sabbatical) Bilim İnsanı Destekleme Programı Deprem Çağrısı,
Depremle ilgili konularda yurt dışında düzenlenecek bilimsel etkinliklere katılmak isteyen araştırmacıları desteklemek amacıyla 2224-A Yurt Dışı Bilimsel Etkinliklere Katılımı Destekleme Programı - Deprem Özel Çağrısı
Depremle ilgili konularda yurt içinde düzenlenecek bilimsel etkinliklere katılmak isteyen araştırmacıları desteklemek amacıyla 2224-B Yurt İçi Bilimsel Etkinliklere Katılımı Destekleme Programı - Deprem Özel Çağrısı
Depremle ilgili konularda yüz yüze ya da çevrimiçi bilimsel eğitim etkinliği düzenlemek isteyen bilim insanlarını desteklemek amacıyla 2237-A Bilimsel Eğitim Etkinlikleri Desteği Programı - Deprem Özel Çağrısı
Bu çağrılarda toplam 113 destek kararı verildi.
TÜBİTAK'ın bilim insanlarına yönelik destek programları kapsamında 2023’den günümüze deprem alanında 632 kişiye toplam 34,1 Milyon TL destek sağlandı.