Arama

+
-
0
  • İlgili belgelerde başvuru süreciyle ilgili aşağıdaki bilgilere ulaşılabilmektedir:

     

    • Kimler Başvurabilir
    • Destek Oranı Nedir
    • Desteklenen Gider Kalemleri
    • Proje Ekibi (Yürütücü, Araştırmacı, Danışman, Bursiyer, Yardımcı Personel)
    • Kimler Proje Yürütücüsü Olamaz
    • Başvuru ve Değerlendirme Süreçleri
    • Ulusal Başvuruda Proje Başvuru Sistemine Yüklenmesi Gereken Belgeler
    • Fikri ve Sinai Mülkiyet Hakları
  • Diğer Önemli Hususlar

Dünya genelinde her yıl 4–10 Ekim tarihleri arasında kutlanan Dünya Uzay Haftası, bu yıl “Uzayda Yaşamak” temasıyla gerçekleştiriliyor. Türkiye’nin bilim ve teknoloji öncüsü TÜBİTAK, uzay alanında attığı adımlarla ülkemizin küresel ölçekteki vizyonunu güçlendiriyor.

Uydu projeleri

Türkiye’nin yerli uydu geliştirme serüvenindeki ilk dönüm noktası, BİLSAT uydusuyla yaşandı. 2003 yılında fırlatılan BİLSAT, Türkiye’nin ilk uzaktan algılama uydusu olmasının yanı sıra, ülkemizin kendi uydusunu tasarlama, üretme ve görev işletimi konularında önemli bir deneyim kazanmasını sağladı. Bu proje, yerli uydu geliştirme kabiliyetinin temellerinin atılmasında kritik bir rol oynadı.

Bu tecrübenin ardından geliştirilen RASAT uydusu, 2011 yılında yörüngeye yerleştirildi. Türkiye’nin tamamen yerli mühendislik imkanlarıyla tasarlanıp üretilen ilk yer gözlem uydusu olan RASAT, yörüngede görev yaptığı süre boyunca binlerce görüntü elde ederek ülkemizin uydu tasarımı, üretimi ve işletimi alanlarında önemli bir birikim kazanmasını sağladı. Böylece, Türkiye’nin uzay teknolojilerinde kendi kabiliyetlerini geliştirebilmesi için güçlü bir altyapı oluşturuldu.

GÖKTÜRK-2 uydusu ise 2012 yılında yörüngeye fırlatıldı. Yüksek çözünürlüklü görüntüleme kabiliyetiyle savunma, çevre, tarım ve şehir planlama gibi alanlarda etkin olarak kullanılan GÖKTÜRK-2, milli gözlem uydusu alanındaki yetkinliğimizi bir üst seviyeye taşıdı. Bu proje ile Türkiye, uydu alt sistemleri ve entegrasyon süreçlerinde önemli bir teknik olgunluğa ulaştı.

Bu güçlü temelin üzerine inşa edilen İMECE projesi, metrealtı çözünürlükte yerli gözlem kabiliyetine geçişin simgesi oldu. Yörüngede başarıyla görev yapan ve Türk Hava Kuvvetleri envanterine alınan İMECE’nin ardından gözler yeni projelere çevrildi. TÜBİTAK UZAY, İMECE-2 ve İMECE-3 projelerini ilerletiyor. Bu takım uydu projeleri kapsamında, 2027 ve 2028 yıllarında yörüngede görev yapacak uyduların geliştirilmesine devam ediliyor. Böylece Türkiye, yeniden ziyaret zamanını kısaltarak yer gözlem yeteneğini daha güçlü bir seviyeye taşımayı hedefliyor. Üç uydu eş zamanlı çalışacak ve yeni uyduların çözünürlükleri artırılacak.

Yer gözlem uydularının yanı sıra Türkiye artık haberleşme uydusu da üretebilen bir ülke konumunda. Ülkemizin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A, TÜBİTAK UZAY önderliğinde geliştirilerek geçen yıl yörüngeye fırlatılmasının ardından bu yıl başarıyla hizmete alındı. Bu proje, Türkiye’nin haberleşme teknolojilerinde dışa bağımlılığını azaltmasının yanı sıra uzay teknolojilerinde önemli bir dönüm noktası oldu. Böylece, haberleşme uydusu üretebilen dünyadaki 11 ülke arasına girdik.

Türkiye’nin İnsanlı İlk Bilim Misyonu

Öte yandan Türkiye, ilk astronotları Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever ile bilim misyonlarını başarıyla tamamlayarak Türkiye’nin insanlı uzay görevlerini başlatmış oldu. Astronotlarımızın yürüttüğü deneyler, Türkiye’nin uzay araştırmalarına katkısını artırırken genç nesillere de ilham vermeye devam ediyor.

Türkiye’nin insanlı ilk uzay bilim misyonunu gerçekleştiren astronotları Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever, uzayda önemli bilimsel deneyler yürüttü. Bu eniçalışmalar, uzayda yaşam, sağlık, malzeme, enerji teknolojileri gibi geniş yelpazede literatüre önemli katkılar sundu.

Uzayda Bitki ve Mikroalg Araştırmaları

EXTREMOPHYTE deneyi ile tuzlu ortama dayanıklı Schrenkiella parvula bitkisinin çimlenme ve büyüme süreci başarıyla izlendi; bitki uzayda da tuz stresine dayanıklı yapısını korudu. ALGALSPACE deneyinde ılıman ve kutup mikroalgleri karşılaştırıldı; kutup algleri uzayda daha iyi gelişti ve besin içerikleri zenginleşti. UZMAN projesi, mikroalglerin CO₂ yakalama ve O₂ üretim potansiyelini test ederek yaşam desteği için umut verdi. CRISPR-GEM çalışması ile bitkilere uzayda gen düzenleme sistemi (CRISPR) başarıyla uygulandı.

Uzayda Mikrobiyoloji ve Doğal Ürünler

PRANET deneyi, propolisin antibakteriyel etkilerini test etti; bazı durumlarda antibiyotikten daha etkili olduğu görüldü. METABOLOM ve MİYELOİD deneyleri, uzay ortamının insan metabolizması ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerini inceledi. MESSAGE çalışması ile uzayda gen ekspresyon değişimleri tespit edildi ve hücresel yaşlanma baskılandı.

Uzayda İnsan Sağlığı ve Takip Sistemleri

VOKALKORD & OKSİJEN SAT sistemi ile yapay zekâ destekli sağlık takibi sağlandı. UZİKAT ile insülin kalemleri test edildi, YUVA deneyinde kan ve idrar örneklerinden fizyolojik değişimler izlendi. İVMERAD giyilebilir radyasyon dozimetresi ve BEACON projesi ile beynin ve omurilik sıvısının fizyolojik yanıtları uzayda ölçüldü.

Uzayda Malzeme ve Enerji Deneyleri

UYNA, gMETAL ve MİYOKA projeleri kapsamında Türkiye’nin geliştirdiği alaşımların özellikleri, katı parçacıkların düşük yerçekimi davranışları ve mikroyerçekim ortamında kurşusuz lehimleme süreçleri test edildi. Elde edilen veriler sanayi ve ileri teknoloji AR-GE çalışmalarına katkı sağladı.

Türkiye’nin İlk Ay Araştırma Programı

Türkiye’nin uzay hedefleri arasında en iddialı adımlardan biri ise Milli Ay Programı. TÜBİTAK koordinasyonunda yürütülen çalışmalarla, Türkiye yakın gelecekte Ay’a ilk bilimsel görevini gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu proje, ülkemizi derin uzay araştırmalarında söz sahibi ülkeler arasına taşıyacak.

Milli Uzay Programı kapsamında hayata geçirilen Türkiye’nin İlk Ay Araştırma Programı oldu. 2021 yılında Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan program doğrultusunda, ülkemizin ilk kez Ay’a erişimini sağlayacak çalışmalar büyük bir kararlılıkla sürdürülüyor. Bu kapsamda ilk projede yerli ve milli imkânlarla geliştirilen uzay aracımız ile yörüngeden keşif gerçekleştirilmesi, devam eden ikinci projede ise yumuşak iniş ve yüzey keşfi yapılması hedefleniyor. Türkiye’nin uzayda bağımsız hareket kabiliyetini güçlendirecek bu görev sayesinde hem derin uzay teknolojilerinde kritik kabiliyetler kazanılacak hem de ülkemiz, Ay’a erişebilen sayılı ülkeler arasında yerini alacak. Ay Görevimiz, yalnızca bilimsel bir keşif hamlesi değil, aynı zamanda gelecek nesillere ilham verecek bir teknoloji ve inovasyon vizyonu olarak da büyük önem taşıyor.

TÜBİTAK, sadece uydu ve astronot çalışmalarıyla değil, aynı zamanda bilim yarışmaları, burs programları ve genç araştırmacılara sunduğu desteklerle de geleceğin uzay bilimcilerini yetiştirmeye devam ediyor.

Dünya Uzay Haftası Özel Etkinliği: TÜBİTAK Bilim Merkezleri Öğrencilerle Bilim İnsanlarını Buluşturuyor

Dünya Uzay Haftası kapsamında TÜBİTAK bilim merkezlerinde özel bir etkinlik gerçekleştirilecek. “Dünya Uzay Haftası Özel Etkinliği” başlığıyla düzenlenecek programda, 81 ilden en az 81 okul canlı yayınla bilim insanlarıyla buluşacak. Öğrencilerin doğrudan soru sorma imkânı bulacağı etkinlikte, 10 Ekim’de saat 14.00–15.00 arasında Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı Kocaeli Bilim Merkezi’nden öğrencilere seslenecek. Bu program, uzay bilimine olan ilgiyi artırırken çocuklara rol model olacak bilim insanlarıyla doğrudan iletişim fırsatı sunacak. 

Dünya Uzay Haftası etkinlikleriyle yurt içinde bilim farkındalığı artırılırken, aynı zamanda Türkiye’nin uzaydaki vizyonu yurt dışında da etkili biçimde temsil edildi. Avustralya’da düzenlenen IAC 2025’te, Türkiye uluslararası uzay kamuoyunun dikkatini çekmeyi başardı.

Hedef IAC 2026 Antalya’yı Tarihe Geçirmek

Türkiye, 76. Uluslararası Uzay Kongresi’nde (IAC 2025) güçlü bir çıkış yaparak, 2026’da Antalya’da ev sahipliği yapacağı dev organizasyonun tanıtımına Sidney’den başladı. 

Türkiye, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın koordinasyonunda, Türkiye Uzay Ajansı (TUA) ev sahipliğinde ve SAHA İstanbul eş ev sahipliğinde, 5-9 Ekim 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştireceği 77. Uluslararası Uzay Kongresi (IAC 2026) için uluslararası tanıtım kampanyasını başlattı. 

Bu kapsamda, 29 Eylül – 3 Ekim 2025 tarihleri arasında Sidney’de düzenlenen IAC 2025’te  SAHA İstanbul, ASELSAN, CTech, DeltaV, Poloptech, Roketsan, Technocar, TUSAŞ, TÜBİTAK UZAY, TÜRKSAT, İTÜ ve ODTÜ ülkemizin uzay alanındaki teknolojik yetkinliklerini, bilimsel kapasitesini ve iş birliğine dayalı yaklaşımını dünya kamuoyuyla buluşturdu. Aynı zamanda, 2026’da Antalya’da düzenlenecek IAC için yürütülen hazırlıklar; kongre süresince yapılacak sunumlar, iş birliği fırsatları ikili görüşmeler ve tanıtım etkinlikleriyle anlatıldı. 

Uluslararası Uzay Kongresi’nde, Türkiye Vizyonu Dünyaya Anlatılacak

Avustralya’nın Sidney kentinde düzenlenen 76. Uluslararası Uzay Kongresi (IAC 2025) kapanış töreninde, Türkiye’ye 2026 yılı kongresini düzenleme görevi devredildi.  Bu devir teslim töreniyle birlikte 77. IAC (IAC 2026) için ev sahipliği resmen Türkiye’ye verilmiş oldu. 

TÜBİTAK olarak, IAC 2026’nın Antalya’da gerçekleştirilmesine yönelik hazırlık süreçlerini yakından takip ediyoruz. Açılış, bilimsel oturumlar, uluslararası iş birlikleri, öğrenci projeleri ve sergilerle zengin bir program gerçekleştirilecek.

 

Türkiye’nin ilk yerli seyir füzesi SOM’u üreten TÜBİTAK, füze teknolojisinde bir ilke daha imza attı. TÜBİTAK, lazer güdümlü füzelerin gözü olarak bilinen dedektörleri, tamamen ‘milli’ kaynaklar kullanarak geliştirdi. Lazer dedektörler, ilk olarak yerli füze ‘CİRİT’lerde kullanılmaya başlandı.

Dünyada sayılı ülkelerin sahip olduğu ileri teknolojilerle üretilebilen ve şimdiye kadar yurt dışından ithal edilen lazer dedektörler, TÜBİTAK’ın başarılı çalışmalarıyla artık ‘milli’ olarak üretilecek. Füze teknolojisinde kritik parçalardan biri olan yerli lazer dedektörleri, aynı zamanda yurt dışındaki örneklerine göre üstün teknik özelliklere sahip. “4 kadranlı” olarak bilinen dedektörler, yüksek hız ve doğruluk, düşük parazitik kapasite, yüksek belverme gerilimi, düşük kaçak akımı, geniş dinamik çalışma aralığı ve yüksek tepkisellik özellikleri ile uluslararası pazarda öne çıkan yeteneklere sahip.

Tamamen yerli kaynaklarla üretilen maliyet etkin ve yüksek katma değerli lazer dedektörler, TÜBİTAK Ar-Ge uzmanlarının 2 yıllık çalışmalarının sonucunda geliştirildi.

TESTLERDE ÜSTÜN BAŞARI

Yeni geliştirilen dedektörlerin yurtiçinde üretilerek lazer güdümlü roketlerin arayıcı başlıklarında kullanılabilmesi için TÜBİTAK ile ROKETSAN AŞ arasında sözleşme imzalandı. ROKETSAN, projede teknik isterlerin belirlenmesi ve test aşamalarında katkı sağladı. CİRİT füzesinde kullanılan lazer dedektörler ROKETSAN’da yapılan testlerden üstün başarıyla geçti.

Araştırma kurumu ve sanayi işbirliğine örnek olarak gösterilen lazer dedektörü projesinin ardından TÜBİTAK ve ROKETSAN arasında farklı araştırma projelerinde benzer işbirlikleri yapılması için çalışmalar başlatıldı. İki kurumun ortak çalışması ile savunma sanayinde millileştirme çalışmaları kapsamında ileri teknoloji gerektiren komponentlerin de yurt içinde karşılanması hedefleniyor.

Uygulama AlanlarıÖzellikleri
Darbeli ve Sürekli Lazer Algılayıcı UygulamalarıNd: YAG Duyarlılığı
Optik HaberleşmeYüksek Hız ve Doğruluk
Barkod OkuyucularıDüşük Kapasite, Yüksek Belverme Gerilimi
Optik Uzaktan KontrolDüşük Kaçak Akımı
Tıbbi Elektronik UygulamalarıYüksek Dinamik Çalışma Aralığı
Yüksek Hızlı FotometriYüksek Tepkisellik

Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) ölçeğindeki kuruluşların Ar-Ge nitelikli yenilik faaliyetleri yapmaya özendirilmesi ve Ar-Ge kapasitelerinin geliştirilmesi ile gereksinim duyulan teknoloji alanlarında yerlileşmenin artmasını hedefleyen 1507 KOBİ Ar-Ge Başlangıç Destek Programı 2024-2 Çağrısının sonuçları açıklandı.

1507 2024-2 çağrısına 647 kuruluşumuz 684 proje başvurusu yapmıştır. Projelerin değerlendirme süreci tamamlanmıştır. 228 projenin desteklenmesine karar verilmiştir. Çağrıya sunulan 19 projenin değerlendirme süreçleri devam etmektedir.

Desteklenmesine karar verilen projeler ile ret kararı verilen projelerin listelerine aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.

Projeleri destek kapsamına alınan kuruluşlarımızı tebrik eder, ret kararı verilen kuruluşlarımıza ise başvurularını revize ederek, 1507 2025-1 Çağrısına başvuruda bulunabileceklerini hatırlatmak isteriz.

Projelerin değerlendirme süreçlerinde görev alan Kurul üyelerimize ve hakemlerimize değerli katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

Firmalar proje önerileri ile ilgili son durumu eteydeb.tubitak.gov.tr adresi üzerinden proje bilgileri sayfasından erişim sağlayabilirler.

Kabul edilen projeler için destek kapsamı ve sözleşmeler KEP adreslerine gönderilecektir. Kuruluşlar, gönderilen bilgi notuna göre sözleşmeleri imzalayarak 1 nüsha TÜBİTAK'a iletmelidirler. Reddedilen projeler için gerekçeli ret kararı ise kuruluşların PRODİS sisteminde kayıtlı KEP adreslerine gönderilecektir.

PROGRAM HAKKINDA

Bu destek programının amacı, Ulusal Bilim Teknoloji ve Yenilik Stratejisi çerçevesinde belirlenecek öncelikli alanlarda sonuç odaklı, izlenebilir hedefleri olan, ilgili bilim/teknoloji alanlarının dinamiklerini gözeten ve yurt içinde yapılan Ar-Ge projelerini desteklemek ve bu projeler arasında eşgüdüm sağlamaktır.

PROJE SÜRESİ

  • Küçük Ölçekli projelerin süresi en fazla 24 ay,
  • Orta ve Büyük Ölçekli projelerin süresi en fazla 36 aydır.

PROJE BÜTÇESİ

Proje destek üst limiti (Burs dahil, Proje Teşvik İkramiyesi (PTİ) ve Kurum hissesi hariç) yıllık bütçe sınırlaması olmaksızın;

  • Küçük Ölçekli projeler için 750.000 TL,
  • Orta Ölçekli projeler için 1.500.000 TL (750.001-1.500.000),
  • Büyük Ölçekli projeler için ise 3.750.000 TL (1.500.001-3.750.000)’dir.

Burslar ile ilgili üst sınırlar, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aşağıda verilmiştir:

NiteliğiÜcret Karşılığı Çalışmıyor İseÜcretli Çalışıyor İse
Lisans Öğrencisi6.000.-TL/ay--
Yüksek Lisans Öğrencisi22.500.-TL/ay6.000.-TL/ay
Doktora Öğrencisi32.500.-TL/ay8.500.-TL/ay
Doktora Öğrencisi (İsteğe Bağlı Sigorta Yaptıran)37.780.-TL/ay--
Doktora Sonrası Araştırmacı 43.500.-TL/ay--
Doktora Sonrası Araştırmacı (İsteğe Bağlı Sigorta Yaptıran)    48.780.-TL/ay--

Ayrıca, makine-teçhizat taleplerinin toplam bütçe ile dengeli olması gözetilir. Altyapı oluşturmaya yönelik olan projeler desteklenmez.