Arama

+
-
0

Bu kapsamda, Enstitümüz bünyesinde 2023 Yılı Bahar döneminde çevrimiçi “Kuantum Mekaniği: Temellerden Yüksek Teknolojilere”  dersi açılmıştır.

Adı geçen ders 2 Mart 2023 tarihinde Saat 15:00’da başlayacaktır.

Düzenleyici: Prof. Dr. Alikram NUHBALAOĞLU (TÜBİTAK TBAE Müdürü)

NOT 1: Zoom bağlantısı bilgisi başvurusu kabul edilenlere gönderilecektir.

NOT 2: Başvuru yapan depremzedelerin tamamı derslere kabul edilecektir.

Başvuru Formu

İzlence

Poster

Son Başvuru Tarihi: 27 Şubat 2023, 23:59

Document
Poster 3.01 MB Poster
Fotoğraflar

1707 Order R&D Program aims to transform solution proposals designed to meet the needs of Customer Organizations into commercially viable outputs by SMEs through R&D activities. TÜBİTAK and Customer Organizations facilitate SMEs' need-oriented R&D activities through co-financing during this significant process. SMEs are executing innovative products and processes tailored to their customers. Ground is being prepared for sharing financing risks among industrial organizations and understanding intellectual property rights, allowing organizations with relatively more experience in project management to transfer their experiences to SMEs. 

The program received applications for 3 calls in 2024. The evaluation process of all applications in the first and the second calls received for the Order R&D calls has been completed and listed. Admission rates are presented below:

• 1707 Order R&D: 70% (65 applications, 45 acceptances) 

• 1707 BİGG Partners Order R&D: 91% (11 projects, 10 acceptances)

The evaluation processes for 75 applications submitted under the 3rd term calls, which closed on November 30, 2024, are ongoing.

Three different call periods for SME Support for 1707 Order-based R&D Projects have been defined for the year 2025:

 Call Opening DateCall Closing Date
1st Call Period2 January 202514 March 2025
2nd Call Period2 May 202514 July 2025
3th Call Period1 September 202514 November 2025

Project applications will be accepted through the Technology and Innovation Funding Programs Administration (TEYDEB) Project Evaluation Monitoring System (PRODİS) on 2 January 2025.

1707 Sipariş Ar-Ge Programı, Müşteri Kuruluş’un gereksinimlerini karşılamak üzere tasarlanan çözüm önerilerinin, KOBİ'ler tarafından Ar-Ge faaliyetlerine dönüştürülerek ticarileşebilir çıktılara ulaşılması hedefini benimsemektedir. TÜBİTAK ve Müşteri Kuruluş, bu önemli süreçte eş finansman yoluyla KOBİ'lerin gereksinim odaklı Ar-Ge faaliyetleri gerçekleştirmelerini sağlamaktadır. KOBİ’ler müşterisi hazır yenilikçi ürün ve süreçler gerçekleştirmektedir. Sanayi kuruluşları arasında finansman riskinin paylaşılmasına ve fikri sınai haklar üzerinde anlaşılmasına zemin hazırlanmakta, proje yönetiminde görece daha deneyimli olan kuruluşların deneyimlerini KOBİ’lere aktarmasına imkân tanınmaktadır. 

Program 2024 yılında 3 çağrı dönemi ile başvuru almıştır. 2024-1 ve 2024-2. Dönem Sipariş Ar-Ge çağrılarına alınan bütün başvuruların değerlendirme süreci tamamlanarak sonuçlar açıklanmıştır. Kabul oranları aşağıda sunulmaktadır:

  • 1707 Sipariş Ar-Ge: %70 (65 başvuru, 45 kabul) 

  • 1707 BİGG Ortaklı Sipariş Ar-Ge: %91 (11 proje, 10 kabul)

30 Kasım 2024 tarihinde kapanan 3. Dönem çağrılarına alınan 75 başvurunun değerlendirme süreçleri devam etmektedir.

2025 yılı için 3 farklı çağrı dönemi tanımlanmıştır:

 Çağrı Açılış TarihiÇağrı Kapanış Tarihi
1.Çağrı Dönemi2 Ocak 202514 Mart 2025
2.Çağrı Dönemi2 Mayıs 202514 Temmuz 2025
3.Çağrı Dönemi1 Eylül 202514 Kasım 2025

İlgili çağrı dönemlerinde proje başvuruları TEYDEB Proje Değerlendirme İzleme Sistemi (PRODİS) üzerinden 1707 Sipariş Ar-Ge çağrılarına yapılabilecektir. 2025 yılı 1. dönem başvuruları 02.01.2025 tarihi itibariyle alınmaya başlanacaktır.

COST For Young Researchers
Genç Araştırmacılar için COST

TÜBİTAK ve Türk Patent ve Marka Kurumu arasında Yapay Zeka Destekli Dijital Dönüşüm Projesi imzalandı. Törene katılan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır “TÜRKPATENT ve TÜBİTAK arasında imzalanan Yapay Zeka Destekli Dijital Dönüşüm Projesiyle TÜRKPATENT’in yazılım altyapısını yapay zeka teknolojileriyle güçlendiriyoruz.” açıklamasında bulundu.  

Bakan Kacır, “24 aylık zaman diliminde gerçekleştirilecek proje sayesinde, halihazırda kurumumuzun bünyesinde farklı yazılımlar tarafından yürütülen iş süreçleri arasında entegrasyonu güçlendirerek iş akışlarını sadeleştireceğiz. Artık kurumumuz bünyesinde gerçekleştirilen başvurular, yapay zeka destekli sistemler sayesinde daha hızlı analiz edilerek benzersizlik araştırmaları çok daha etkin şekilde yapılacak ve süreçler otomatikleştirilerek değerlendirme süreleri minimum seviyeye inecek.” ifadelerini kullandı.

“Bu yeni altyapı, başvuru sahiplerine hem zaman kazandıracak hem de başvuruların doğruluğunu artırarak uluslararası standartlarda bir hizmet sunulmasını mümkün kılacak.”  diyen Kacır, “Biz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sınai mülkiyeti ivmelendirmeye, fikirlerin ticari değere dönüşmesine katkı sağlamaya kararlılıkla devam edeceğiz. Türk Patent ve Marka Kurumumuzu, ülkemizdeki fikri sermayenin yalnızca koruyucusu olmanın ötesinde aynı zamanda gelişiminin de öncüsü haline getireceğiz.” diye konuştu.

Bakan Kacır, “Zengin kültürel değerlerimizi, tarihi birikimimizi, bu toprakların bereketini, ürünlerimizin hikayelerini bir araya toplayarak geniş kitlelere tanıtacağımız etkinlikleri 2025’te icra edeceğiz. Türkiye Yüzyılında kurumumuza biçtiğimiz bir diğer kritik rol ise; ülkemizin güçlü Ar-Ge ve inovasyon sisteminin çıktısı olan patentlerin ticarileştirilmesi ve ekonomik değere dönüşmesinin önündeki engellerin kaldırılmasıdır. Bu doğrultuda, yenilikçi sanayiye entegre edilmesi, girişimcilere ve yatırımcılara sunulması için etkin mekanizmalar geliştirmeye devam edeceğiz.” dedi. 

Yapay Zeka Stratejisi ve İnsan Kaynağı Vurgusu

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın da konuşmasında Türkiye'nin ulusal yapay zeka stratejisi çerçevesinde yapılan çalışmalara değinerek, "TÜBİTAK olarak Türkiye'nin Milli Teknoloji Hamlesi hedefleri doğrultusunda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'mızın öncülüğünde, bütün ekosistemi kuşatacak önemli projelerde rol almak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Ulusal Yapay Zeka Stratejisi Eylem Planı'na yakından baktığımızda bunun en önemli bileşenlerinden biri altyapı ve veri." değerlendirmesinde bulundu. “TÜBİTAK olarak kamu, özel sektör ve üniversitelerle iş birliği içinde yapay zeka ve dijitalleşme süreçlerini destekliyoruz.” diyen Aydın, “Bu süreçlerin en kritik unsuru ise nitelikli insan kaynağıdır. Geleceğin teknolojilerine yön verebilmek adına gençlerimizi ve araştırmacılarımızı bu alanlarda desteklemeye devam edeceğiz,” ifadelerini kullandı.

Disiplinlerarası Yaklaşım ve İş Birliği Çağrısı

Aydın, yapay zeka teknolojilerinin disiplinler arası bir gelişim alanı olduğuna dikkat çekerek, bu alandaki çalışmaların iş birliği içinde yürütülmesi gerektiğini belirtti ve Türk Patent ve Marka Kurumu ile bugün atılan imzanın bu iş birliklerinden biri olduğunu kaydetti. Ayrıca, TÜBİTAK’ın hem kamu hem de özel sektör için çeşitli çağrılar ve programlar düzenlediğini vurguladı. 

“Hedef, Yapay Zeka Teknolojilerinin Etkin Kullanılması”

TÜRKPATENT Başkanı Prof. Dr. M. Zeki Durak ise TÜRKPATENT’in patent, faydalı model, tasarım, coğrafi işaretleri ve markaları tescil ettiğini belirterek, Türkiye'nin değerlerini koruma altına alıp tescil sonrası buluşların ticarileşmesini sağlamak için çalıştıklarını ifade etti. Durak, AR-GE ve tasarım merkezine özel eğitimler vermeye devam ettiklerini, Milli Eğitim Bakanlığı okulları ve DENEYAP Teknoloji Atölyeleri'nde yıl boyunca eğitimler gerçekleştirdiklerini söyledi.

Durak, Mart 2024'ten bugüne kadar, TÜBİTAK yayınlarında, sınai mülkiyet konularına yer verdiklerini anlatarak, "TÜRKPATENT Akademi sayesinde, sınai mülkiyet eğitimlerimize online olarak, zaman ve mekan sınırı olmadan her zaman ulaşılabilecek ve fikri mülkiyet ekosistemimizin ihtiyaç duyduğu insan kaynağını geliştirebileceğiz. Diğer projemiz TÜBİTAK BİLGEM ile yazılım altyapımızı yapay zeka destekli teknolojilerle güçlendirerek daha hızlı ve kaliteli bir hizmet sunacağız. Hedefimiz, yapay zeka teknolojilerini dünyada en etkin kullanan patent ofisleri arasında yer almak." dedi.

Türk Patent ve Marka Kurumu Yapay Zeka Destekli Fikri Mülki Haklar Değerlendirme Sistemi ile Dönüşecek

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) yeni teknolojiler ve dijital dönüşümdeki öncü yaklaşımını devam ettiriyor. TÜBİTAK BİLGEM Yazılım Teknolojileri Enstitüsü’nün (YTE) Türk Patent ve Marka Kurumu’nu geleceğe hazırlamak amacı ile başlatacağı Yapay Zekâ Destekli Fikri Mülki Haklar Değerlendirme Sistemi Geliştirme Projesi kurumun dijital dönüşümüne katkı sağlarken, teknolojik altyapısını geliştirecek ve patent, marka yönetim süreçlerini yapay zekanın desteği ile hızlandırmayı amaçlıyor. 

TÜBİTAK, projenin hazırlık aşamasında, YTE tarafından özgün olarak geliştirilen “Dijital Çözüm Çerçeveleri” yaklaşımı ile TÜRKPATENT’in dijital dönüşüm sürecini planlayarak isterlerini belirledi. Çalışma çerçevesinde hazırlanan kapsamlı raporlar, teknik ister dokümanları ve dijital dönüşüm yol haritası, geliştirilecek sistemin temelini oluşturacak stratejik bir yol haritası sundu.

Gelecek Nesil Yazılımın Temelleri Atılıyor

TÜBİTAK, ülkemizin bilim ve teknoloji alanındaki lider kuruluşu olarak, yazılım teknolojileri ve dijital dönüşümde de yol gösterici bir rol üstleniyor. Bu proje ile uluslararası standartlara uygun, veri odaklı karar alma mekanizmaları, yapay zekâ ve makine öğrenmesi gibi teknolojilerle iyileştirilmiş iş süreçleri, etkin kaynak kullanımı ve dijital altyapının güçlenmesi gibi birçok kazanım elde edilecek.

Kritik Sistemler PARDUS Üzerinde Koşacak

PARDUS, kısa süre önce geliştirilme çalışmaları kısa süre önce TÜBİTAK BİLGEM YTE tarafından devralınan açık kaynak kodlu işletim sistemimizdir. Bu proje kapsamında geliştirilecek tüm sistemlerin PARDUS işletim sistemi üzerinde çalışacak şekilde tasarlanması hem güvenlik hem de millileşme açısından önemli bir adım olacak. PARDUS üzerinde çalışan kritik sistemler güvenli bir altyapı sağlayarak, dışarıdan gelebilecek tehditlere karşı dirençli bir altyapı sunacak. Ayrıca, yazılım geliştirme süreçlerinin yerli açık kaynak teknolojilerle yapılması, ülkenin ekonomik gücünü artırırken, teknoloji alanındaki bağımsızlık seviyesini de yükseltecek.

Milli Teknoloji Hamlesine Katkı

Yazılım Teknolojileri Araştırma Enstitüsü, proje kapsamında özel sektörden firmalarla birlikte oluşturduğu AR-GE ekosistemini kullanacak. Kamu kurumlarımızın dijital dönüşümünü kaliteli ve hızlı bir şekilde gerçekleştirmeyi amaçlayan bu oluşum ile aynı zamanda TÜBİTAK, yaptığı araştırmalarla elde ettiği bilgi birikimi ve tecrübeyi özel sektör şirketlerine aktarmayı amaçlıyor. 

Proje yaklaşımı, kullanılacak teknolojileri ve odağı ile “Milli Teknoloji Hamlesi” açısından önemli katma değerler sunacak.

Geleceği Şekillendiren Dijital Ekosistem

Sürdürülebilir dijital dönüşüm hedefiyle planlanan proje, kurumun fikri ve sınai mülkiyet hakları alanındaki dijital kabiliyetlerini güçlendirmeyi ve Türkiye’yi küresel teknoloji sahnesinde öncü bir aktör haline getirmeyi amaçlıyor.

Proje kapsamında geliştirilecek sistem, yalnızca kurum uzmanlarına değil; vatandaşlara, girişimcilere ve fikri-sınai mülkiyet hakları alanında faaliyet gösteren tüm kuruluşlara kapsamlı hizmet sunacak. Bu adım, TÜRKPATENT’in uluslararası düzeydeki saygın konumunu daha da sağlamlaştırırken yapay zeka destekli dijital dönüşüm vizyonuyla geleceğin teknoloji ihtiyaçlarına bugünden yanıt verecek bir altyapı inşa ediyor.

Vatandaşların ve tüm paydaşların ihtiyaçlarına yanıt vermeyi amaçlayan TURPAT-Y Projesi, Türkiye’nin dijital dönüşüm yolunda güzel bir örnek teşkil ediyor. Hem ulusal hem de uluslararası alanda dijital geleceği şekillendirecek proje güçlü vizyonla hayata geçiyor.

Slide görseli
Patent
Slide başlığı
TÜBİTAK ve TÜRKPATENT Yapay Zeka Alanında İş Birliği Yaptı
Slide içeriği

TÜBİTAK ve Türk Patent ve Marka Kurumu arasında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır’ın katılımıyla Yapay Zeka Destekli Dijital Dönüşüm Projesi imza töreni yapıldı.

Image
2025-Yili-Ulusal-Staj-Programi

TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı (BİDEB) tarafından yürütülen 2247-C Stajyer Araştırmacı Burs Programı (STAR) 2024 Yılı 2. Dönem STAR Lisans ve STAR Öğretmen çağrıları başvuru sonuçları açıklanmıştır. Başvuru sahipleri, başvuru durumları ile ilgili sonucu, BİDEB Başvuru ve İzleme Sisteminden (ebideb.tubitak.gov.tr) kullanıcı girişi yaparak “Başvurularım” alanından görüntüleyebilirler.

  • 2247-C Stajyer Araştırmacı Burs Programı (STAR)’da STAR Lisans çağrısı kapsamında 1013 lisans öğrencisi ve STAR Öğretmen çağrısı ile 19 öğretmen desteklenmeye hak kazanmıştır. 

ÖNEMLİ NOT: STAR Programında burs almaya hak kazanan adayların bursiyerliklerinin kesinleşmesi için istenecek belgelere ilişkin bilgilendirme adayların e-posta adreslerine gönderilecektir. 

Programlarımıza gösterdiğiniz ilginin artarak devam etmesinden memnuniyet duyar, eğitim hayatınızda ve bilimsel çalışmalarınızda başarılar dileriz.

TÜBİTAK BİLGEM ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) iş birliğiyle geliştirilen Türkiye’nin ilk yerli ve millî sivil gözetim radarı olan Milli Gözetim Radar (MGR), Gaziantep Havalimanı’nda hizmete giriyor.

Hava sahamızdaki yoğun hava trafiğini emniyetli ve güvenli bir şekilde yönetmek amacıyla geliştirilen MGR, yüksek teknolojisi ve yerli tasarımıyla Türkiye’nin savunma ve havacılık sektörüne büyük katkı sunacak.

MGR’nin Öne Çıkan Özellikleri

Milli Gözetim Radar, 7 gün 24 saat kesintisiz bir şekilde hava sahasını izleyebiliyor. MGR, birincil gözetim radarı (PSR) ve gelişmiş ikincil gözetim radarı (MSSR) teknolojilerini içeren iki farklı radar sisteminden oluşuyor.

  • Birincil Gözetim Radarı (PSR): Uçakların konumunu belirlemek için yalnızca kendi yaydığı elektromanyetik sinyallerini kullanan bir sistemdir. PSR, uçakta hiçbir cihaz olmasa bile hava aracını tespit ve takip edebilir 

    • 112 kilometreye kadar hava araçlarını izleyebiliyor.

    • Aynı anda 1.000 hava aracı izleyebiliyor.

    • Yağış durumunu 6 seviyede raporlama özelliğine sahip.

  • Mode-S İkincil Gözetim Radarı (MSSR): Uçaklardaki özel cihazlarla (transponder) iletişim kurarak kimlik, irtifa ve uçuş bilgilerini toplayan bir sistemdir. Bu radar, hava trafiğini daha detaylı ve güvenli bir şekilde izlemeye olanak tanır.

    • 370 kilometre menzile sahip.

    • Uçakların kimlik ve uçuş bilgilerini takip edebiliyor.

Gaziantep’ten Başlayan Yaygınlaştırma

MGR’nin ilk kurulumu Gaziantep Havalimanı’nda gerçekleşti. Birincil gözetim Radar Sistemi saha kabul testleri Şubat 2022’de, Mode-S ikincil gözetim radarı saha kabul testleri Aralık 2024’te başarıyla gerçekleştirildi. Sistemin, yakın zamanda operasyonel hizmete alınması planlanıyor.

Yüksek Yerli Katkı Oranı

MGR, donanım ve yazılım teknolojilerinde yüksek yerlilik oranıyla dikkat çekiyor. TÜBİTAK BİLGEM tarafından geliştirilen, yüksek güç yükselteçleri, özgün radar anteni, çift motorlu pedestal sistemi ve sinyal işleme yazılımları gibi kritik bileşenler, Türkiye’nin teknoloji geliştirme kapasitesine önemli bir katkı sağlıyor.

Stratejik Kazanımlar

Milli Gözetim Radarı’nın sağladığı avantajlar arasında, hava sahasının güvenliğinin artırılması, verimlilik odaklı operasyonel çözümler sunulması ve Türkiye’nin dışa bağımlılığının azaltılması yer alıyor. Ayrıca MGR, uluslararası radar pazarında yerli bir çözüm olarak rekabet gücü sunuyor.

Havacılıkta Bağımsızlık Hedefi

MGR’nin hayata geçirilmesiyle Türkiye, radar teknolojilerinde dışa bağımlılığı azaltarak kendi altyapısını güçlendirme yolunda önemli bir adım atıyor. Uluslararası standartlarla uyumlu olan bu sistem, sadece yurt içinde değil, dünya pazarında da kullanılabilecek bir teknoloji çözümü sunuyor.

Milli Gözetim Radar, Türkiye’nin havacılık alanında bağımsızlığını pekiştirirken, ulusal güvenliğe ve uluslararası rekabet gücüne de katkı sağlıyor.

 

Çağrının amacı, disiplinler arası uygulamaları kullanarak, ağrıdan etkilenen insanların yaşamlarını iyileştirme potansiyeli taşıyacak “Ağrı Sinirbilimi” hakkındaki bilgileri geliştirmeye yönelik kritik translasyonel ve klinik soruları ele alacak çok uluslu, işbirlikçi araştırma projelerini desteklemektir.

Kronik ağrı, farklı beyin bölgelerindeki yapısal ve fonksiyonel değişikliklerle ilişkilidir ve değişen nörotransmiter seviyeleriyle bağlantılıdır. Bu tür değişikliklere duygusal, bilişsel ve davranışsal bozulma da eşlik edebilir. Kronik ağrıdan etkilenen kişilerde depresyon ve anksiyete gibi zihinsel bozuklukların görülme riski artar ve bunun tersi de geçerlidir. Bu komorbiditelerin ortaya çıkması etkili ağrı yönetimini ve tedaviyi engellemektedir. Bu nedenle, ağrı araştırmaları alanında önemli ilerlemeler ancak klinik nöroloji ve psikiyatri, psikoloji, bilişsel sinirbilim, nörobiyoloji, fizyoloji, genetik veya farmakoloji gibi farklı disiplinler arasındaki koordineli işbirliği ile sağlanabilir.

Araştırma önerileri aşağıdaki alanlardan en az birini kapsamalıdır:

a) Nörobilimsel yönleriyle kronik ağrının patogenezine, etiyolojisine, engellenmesine, ilerlemesine ve tedavisine ilişkin temel araştırmalar.

b) Kronik ağrı sendromunun önlenmesine, teşhisine, hasta sınıflandırmasına, tedavisine ve rehabilitasyon prosedürlerine yönelik yeni stratejiler geliştirmek amacıyla yapılan klinik araştırmalar.

Aşağıdaki araştırma alanları bu çağrının kapsamı dışındadır:

• AB Ortak Programı – Nörodejeneratif Hastalık Araştırması (JPND) tarafından ele alınan nörodejeneratif bozuklukların ağrı ilişkili konularına dair araştırmalar.

Sadece uluslararası projeler finanse edilecektir. Bir öneri sunacak her konsorsiyumun, İngilizce çağrı metninde belirtilen kuruluşlar tarafından finanse edilen en az üç farklı ülkeden araştırma grubundan oluşmasıgerekmektedir. Bir konsorsiyumda araştırma gruplarının sayısı beşlesınırlıdır. En fazla iki araştırma grubu aynı ülkeden olabilir. ERA-NETNEURON fonlama düzeninde bugüne kadar daha az destek alan ülkelerden (Hırvatistan, Letonya, Litvanya, Macaristan, Romanya, Slovakya, Tayvan ve Türkiye) ortaklar dahil olmak üzerekonsorsiyumlarda ortak sayısı altıya artırılabilir. Kendi fon kaynaklarını sağlamak ve konsorsiyuma ilave katkısını göstermek koşulları ile fonlama yapmayan ülkelerden araştırmacılar da yukarıda bahsedilen araştırma grubu sayılarını geçmeyecek şekilde projelerde yer alabilirler.

ERA-NET NEURON Ortak Çağrı Sekreteryası tarafından iki aşamalı uluslararası değerlendirme yapılacaktır. İlk aşamada gelen ön önerilerden (pre-proposal) uluslararası dış danışman değerlendirmesi sonucunda başarılı olan adaylardan ikinci aşamada tam öneriler (full proposals) istenecektir. Ön öneriler için başvurular 07 Ocak 2025 tarihinde açılmış olup son başvuru tarihi 06 Mart 2025 (14:00:00 CET)’dir. Ön öneriler ve tam öneriler partnerler tarafından ortak hazırlanabilir ancak başvurular sadece koordinatörler tarafından uluslararası ERA-NET NEURON elektronik başvuru sistemi kullanılarak yapılmalıdır. Ayrıca, Türkiye’den başvuru yapan araştırmacıların ulusal başvuru yapması gerekmektedir. Başvuru sahiplerinin, 13 Mart 2025 (23:59 TSİ) tarihine kadar https://uidb-pbs.tubitak.gov.tr/ bağlantısından “Çoklu İşbirliği Destek Programları (1.Aşama)” bölümünden “NEURON JTC2025 1. Aşama” seçerek başvurularını elektronik imzalı olarak yapmaları gerekmektedir.

JTC 2025 çağrısında; Türkiye’de çalışan araştırmacılar, TÜBİTAK 1071 Uluslararası Araştırma Fonlarından Yararlanma Kapasitesinin ve Uluslararası Ar-Ge İşbirliklerine Katılımın Artırılmasına Yönelik Destek Programı kapsamında desteklenecektir.

Başvuru öncesinde aşağıda paylaşılan ulusal başvuru kurallarının detaylı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Başvuru kurallarına uyulmaması durumunda başvurunun değerlendirmeye alınmadan iade edilmesi söz konusudur.

Çağrı ve uluslararası başvuru ile ilgili ayrıntılı bilgiye https://www.neuron-eranet.eu/joint-calls/bio-medical/2025-pain/ ağ sayfasından ve uluslararası ağ araçlarına ise https://www.neuron-eranet.eu/resource-hub/networking-tools/ ağ sayfasından erişebilirsiniz.

İlgili Kişiler:

Uluslararası Başvuru Koşulları ve NEURON hakkında bilgi için:

Dr. Recep Emrah ÇEVİK

TÜBİTAK, Sağlık Bilimleri Araştırma Destek Grubu (SBAG)

Tel: 0 312 298 1214

e-posta: emrah.cevik@tubitak.gov.tr

 

Ulusal Başvuru Koşulları hakkında bilgi için:

Damla PEHLİVAN

TÜBİTAK, Uluslararası İşbirliği Projeleri Araştırma Destek Grubu (UPAG)

Tel: 0312 298 1416

e-posta: damla.pehlivan@tubitak.gov.tr

Çağrı Dokümanı
Document
JPND 1002.6 KB JPND
Slide görseli
KAAN
Slide başlığı
MMU KAAN’ın İşletim Sisteminde TÜBİTAK BİLGEM İmzası
Slide içeriği

Türkiye’nin 5. nesil Milli Muharip Uçağı KAAN’ın bilgisayar işletim sistemleri ve aviyonik arayüz birimleri, TÜBİTAK BİLGEM tarafından geliştiriliyor.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK ve Türkiye Uzay Ajansı (TUA) tarafından koordine edilen "Ufkun Ötesinde" belgeselinin galası İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde(AKM) yapıldı. Programa Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile birlikte TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın ve siyasiler, ulusal ve uluslararası düzeyde uzay ve teknoloji dünyasının önde gelen isimleri, bilim insanları, üniversite öğrencileri, kamu ve özel sektör temsilcileriyle basın mensupları katıldı.

Belgeselin gala gösterimi öncesi AKM’de Türkiye’nin uzay macerasını adım adım gözler önüne seren “Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonu” sergisinde Türkiye’nin uzay teknolojilerindeki gelişimini simgeleyen ve misyon yolculuğunun anısı olan ekipmanlar, fotoğraflar, etkileşimli alanlar ve videolar tüm detaylarıyla katılımcılarla buluşturuldu.  Sergi büyük ilgi gördü. 

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, önce sergiyi gezdi sonra da orada basın açıklamasında bulundu. 

Bakan Kacır, gala öncesi yaptığı basın açıklamasında, uzayda 13 bilimsel deneyin bu misyon kapsamında icra edilerek, Türk bilim dünyası için yeni bir sayfa açıldığını söyledi. Kacır, artık Türk gençlerinin ve çocuklarının hiçbir hayali kurmaktan vazgeçmeyecekleri bir dönemin başladığını ve TEKNOFEST kuşaklarının daha nice büyük işler başaracaklarını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önderliğinde hem insanlı uzay misyonu hem de bundan sonra atacakları adımların güçlü şekilde gerçekleşmesi için canla başla gayret etmeye devam edeceklerini belirten Kacır, TUA ve Axiom Space firmasının yeni bir işbirliği yaptığını aktardı. 

Hemen ardından gala programı başladı. 

Bakan Kacır burada yaptığı konuşmada, 1 yıl önce bu saatlerde, ilk Türk astronot Alper Gezeravcı'nın çıkacağı uzay yolculuğu için geri sayım yaptıklarını hatırlattı. 

Bakan Kacır, Alper Gezeravcı'nın gerçekleştirdiği insanlı ilk uzay bilim misyonunun, bu hikayede yepyeni bir sayfa açtığını vurgulayarak, Türk Milleti'nin, 7'den 70'e belki ilk kez bir bilimsel çalışmayı baştan sona büyük bir dikkatle takip ettiğini dile getirdi. O günlerde evlerde, okullarda, iş yerlerinde uzay bilim misyonunun konuşulduğuna işaret eden Kacır, şunları kaydetti: "Fırlatma aracının büyüklüğü, mikro yer çekimi ortamının koşulları sohbetlerimize konu oldu. Alper Gezeravcı, ufkun ötesine Türk Milleti'nin geleceğini, Türk gençlerinin hayallerini ve Türk çocuklarının umutlarını da taşıdı. Bilim insanlarımızın araştırmalarının sınırları da böylece gökyüzünü aştı. Bu yarışta biz de varız artık. Daha fazlasını yapmak için heyecanlıyız. Biliyoruz ki, bu misyonu takip eden, bu belgeseli izleyen Türk çocuklarının arasından çok daha fazlasını yapacak olanlar çıkacak. Türkiye uzay yarışında daha güçlü var olacak. Ay programımızı gerçekleştirecek, aya erişebilen ülkelerden biri olacağız. İnsanlı uzay programları için teknoloji geliştireceğiz. Kendi roketlerimizle fırlatmalar yaptığımız günler gelecek. O zaman biz, geriye dönüp baktığımızda her şeyin nasıl başladığını, nasıl yükseldiğini ve bu akşamki birlikteliğimizi tebessümle hatırlayacağız." 

Alper Gezeravcı da Cumhuriyetin 100. yılında ilk defa adım attıkları uzayda, gençlerin uzayın derinliklerine taşınmasına vesile olan bir görevi icra ettiklerini söyledi. Türkiye'nin uzayda iş birlikleriyle mevcut kapasitesini çok daha üst noktalara taşıyacağını ve bunun devamını getireceğini vurgulayan Gezeravcı, bu noktaya erişmelerine imkan tanıyan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ve Türk Milleti'ne teşekkür etti. 

Burcu Camcıoğlu da bunun çok uzun bir yolun hikayesi olduğunu ve yaklaşık 2,5 yıldır astronotların her anlarını kayıt altına aldıklarını belirterek, "Umarım çok beğenirsiniz. İnanılmaz gurur verici bir misyona tanık olmak, onu anlatabilmek ve Türkiye'nin geleceğine arşivine böyle bir iş bırakabilmek çok gurur verici." değerlendirmesini yaptı.

" 2 sene çekim süreci, 4 ülke, 12 Şehir, 90 bin km, 280 saatlik görüntü, 1 yılı aşan kurgu”

100 dakikalık belgesel salondakiler tarafından soluksuz izlendi. Özellikle Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonuna ulaştığı an ve sonrasında yaptığı konuşma salonda büyük alkış aldı.

Kapsamlı belgesel için iki senelik çekim sürecinde 15 kişilik belgesel ekibi, dört ülkedeki 12 şehirde 280 saatlik görüntü kaydetti. Uzayda geçirilen süre boyunca, Gezeravcı’nın çekimleri ile NASA ve AXIOM Space ekibinin sağladığı görüntüler kullanıldı. 20’den fazla röportaj gerçekleştirildi. 

Bu belgeselin çekim sürecinde, dünya üzerinde yaklaşık 90 bin km ve uzayda ise 15 milyon km’den fazla yol kat edildi. Elemeler sonrası kalan 30 adaydan itibaren başlayan seçim sürecinden bu yana kameralar hep kayıttaydı.

Bu tarihi misyonda NASA, SpaceX, Axiom Space, Japonya ve Avrupa Uzay Ajansları ile çalışılarak uluslararası iş birlikleri hayata geçirildi. Bu iş birlikleri ve olağanüstü mesafeler, Türkiye’nin uzay yolculuğunun büyüklüğünü ve bilimsel hedeflere ulaşmak için gösterilen çabayı bir kez daha ortaya koyuyor.

Sergide, Metaforik Uzay Tüneli Dikkat Çekti

Türkiye’nin uzay macerasını adım adım gözler önüne seren “Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonu” sergisinde Türkiye’nin uzay teknolojilerindeki gelişimini simgeleyen ve misyon yolculuğunun anısı olan ekipmanlar, fotoğraflar, etkileşimli alanlar ve videolar tüm detaylarıyla katılımcılarla buluştu. Sergide; Türkiye için uzay çalışmalarının öneminin anlatıldığı bölüm, Türkiye’nin uzay çalışmalarındaki kronolojisi ve Milli Uzay Programının 10 temel hedefinin anlatıldığı metaforik uzay tüneli de yer aldı. 

Bilimsel deneyler süreçleriyle birlikte anlatıldı

İlk Türk astronotumuz Alper Gezeravcı’nın ve ikinci astronotumuz Tuva Cihangir Atasever’in uzay yolculuğunda kullandıkları eşyalarının ve özgeçmişlerinin yer aldığı Türk Yıldızları köşesinde misyon süreçlerini anlatan içerikleri bulunuyor. Uzay misyonunda astronotlarımız tarafından yapılan deneyler hakkında bilgilendirme ve deney süreçlerinin anlatıldığı bir Bilim Misyonu bölümü de yer alıyor. 13’ü Alper Gezeravcı ve 7’si de Tuva Cihangir Atasever’in olmak üzere toplam 20 bilimsel deney, deneylerin amaçları, deney ekipmanları ve deney süreçleriyle birlikte anlatıldı. 

Bilim ve Teknik dergisi fotokabini sergide yer aldı

İnsanlı İlk Uzay Misyonun tüm aşamalarında kaydedilen fotoğraflar da farklı aşamalarıyla sergilendi. Sergide, ayrıca uzay misyonu başlamadan önce Türkiye genelinde ilan edilen “Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Yolculuğu” temalı resim ve “Sıradaki Astronot Ben Olmalıyım. O İş Bende!” konulu kompozisyon yarışmasında derece alan öğrencilerin eserlerinin sergilendiği bölüm de bulundu. Katılımcıların hatıra fotoğrafı çektirebilecekleri Bilim ve Teknik dergisi fotokabini ve Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonunda bulunan, Dünya’nın ve diğer gök cisimlerinin izlenebildiği modül olan CUPOLA fotoğraf alanları da bulunuyor. 

Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonu sergisi, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde 27 Ocak’a kadar ziyaretçilerine açık olacak.

Serginin açılış törenine; Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü, Bulgaristan'ın Ankara Büyükelçisi Anguel Tcholakov, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Başkanı Prof. Dr. Burcu Özsoy ve Bulgaristan Antarktika Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Christo Pimpirev katıldı.

İkili İş Birliği ve Ortak Çalışmalar Vurgulandı

Bulgaristan'ın Ankara Büyükelçisi Anguel Tcholakov, açılış konuşmasında, “Bulgaristan-Türkiye, Antarktika'da bile Komşu” temalı serginin, iki ülkenin köklü dostluğunu ve her alandaki iş birliğini simgelediğini vurguladı. "Bulgaristan ve Türkiye, her koşulda dost, komşu ve müttefik olarak birlikte hareket etmeye devam etmektedir. Bilim, güvenlik, savunma ve kültürel miras gibi birçok alanda ortak projeler yürütüyoruz. Antarktika’daki bilimsel çalışmalarımız da bu iş birliğimizin güçlü bir yansımasıdır." dedi.

Büyükelçi Tcholakov, konuşmasında ayrıca Bulgaristan Antarktika Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Christo Pimpirev’in Antarktika’daki bilimsel çalışmalarına ve iki ülke arasındaki kutup araştırmalarına katkılarına da değinerek, bilim insanlarının birlikte yürüttüğü projelerin, gelecekte daha büyük başarılara kapı aralayacağını söyledi.

“Kutup bilimlerinde öncü ülke olmayı ve bu alanda uluslararası iş birliklerimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz”

Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü, konuşmasında Türkiye’nin kutup bilimleri alanındaki vizyonuna dikkat çekerek şunları söyledi:

"Antarktika sadece bilimsel araştırmalar için bir merkez değil, aynı zamanda insanlığın ortak mirasıdır. Türkiye olarak, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonumuz doğrultusunda kutup bilimlerinde öncü ülke olmayı ve bu alanda uluslararası iş birliklerimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2017 yılından bu yana gerçekleştirdiğimiz ulusal Antarktika bilim seferleri, bilim insanlarımızın küresel araştırmalara katkı sunmasını sağlamaktadır. Türkiye ve Bulgaristan arasındaki iş birliği, sadece bilimsel çalışmalarla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda genç araştırmacılarımız için yeni fırsatlar yaratıyor ve iki ülkenin bilimsel etkileşimini artırıyor." dedi.

“Bulgaristan ile iş birliğimiz bilim diplomasisinin güzel bir örneğidir”

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın, Antarktika'nın küresel bilimsel araştırmalar açısından taşıdığı kritik rolü vurgulayarak, "Türkiye olarak Antarktika’daki bilimsel varlığımızı güçlendirmeye ve uluslararası iş birliklerimizi artırmaya kararlıyız. Bulgaristan ile iş birliğimiz bilim diplomasisinin güzel bir örneğidir. " dedi. İki ülkenin bilimsel ve akademik alandaki iş birliğinin daha da ileriye gitme potansiyeline sahip olduğunu belirten Aydın, "Daha iyi kapasiteye ulaşabileceğimize inanıyoruz." ifadelerini kullandı. 

Antarktika’da 10 Yıllık Ortak Bilimsel Çalışmalar

Bulgaristan Antarktika Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Christo Pimpirev, Bulgaristan ve Türkiye'nin Antarktika'ya dair bilimsel çalışmalar için 10 yıl önce bir mutabakat zaptı imzaladığını hatırlatarak, iş birliğinin verimliliğine dikkat çekti. İki ülke arasında derin tarihi bağlar bulunduğunu ifade eden Pimpirev, Bulgaristan ve Türkiye’nin ortak değerlerine ve dostluğuna vurgu yaptı.

TÜBİTAK MAM Başkanı ve Kutup Araştırmaları Enstitüsü(KARE) Müdürü Prof. Dr. Burcu Özsoy, Kovid-19 salgınından önce, Türk araştırmacıların Bulgaristan’ın Antarktika altyapısını kullandığını, Bulgar araştırmacıların ise Türk seferleri aracılığıyla kıtanın farklı bölgelerine erişim sağladığını belirtti. Pandemi sonrası iş birliğinin, Bulgaristan’ın ilk kutup deniz araştırma gemisinin denize indirilmesiyle yeni bir aşamaya geçtiğini ifade eden Özsoy, “Bu nedenle, 2022’de iki ülke arasındaki araştırmacı değişim programları devam ederken, lojistik iş birliği yeni zirvelere ulaştı.” diye konuştu.

2014 ve 2015 yıllarında 2 Türk bilim insanı bireysel girişimleri ile Bulgaristan’ın Antarktika seferlerine katıldı. 2018 yılında Bulgaristan’ın Antarktika’daki bilim üssüne 2 Türk araştırmacı gönderildi. Devam eden süreçte de Bulgar bilim insanları Ulusal Antarktika Bilim Seferlerimizde (TAE) misafir edildi ve Türk bilim insanları da Bulgaristan’ın Antarktika’daki bilim üssünde çalışmalarını gerçekleştirdi. 2020 yılından bu yana ise KARE ve BAI arasında imzalanan ikili işbirliği anlaşması kapsamında süreçler yürütülüyor.

İkili iş birliği kapsamında bugüne kadar 100’den fazla Bulgar bilim insanı, Türkiye'nin "Şili-Antarktika, Antarktika-Şili" uçuşlarında misafir edildi. Son 3 senedir de Türkiye’nin Antarktika’daki çalışmaları için gönderdiği bilimsel kargoları, Varna’dan Antarktika’ya Bulgaristan’a ait NAVAL-RSV-421 isimli gemi ile Bulgaristan tarafından gerçekleştiriliyor. 

2024 yılında gerçekleştirilen TAE-VIII özelinde ise, bir Bulgar araştırmacı misafir edilirken, bir Türk araştırmacı da Bulgaristan’ın Antarktika üssünde çalışmalarını gerçekleştirdi. Yine aynı sefer kapsamında 3 Bulgar araştırmacı güney yönlü ve 9 araştırmacı kuzey yönlü olmak üzere toplam 15 Bulgar araştırmacı Türkiye’nin Antarktika uçuşlarında misafir edildi. TAE-VIII kargoları ise Varna üzerinden Antarktika’ya Bulgaristan gemisi ile ulaştırıldı. Yine 2024 yılında, Dördüncü Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi (TASE-IV) sırasında bir Bulgar araştırmacı seferde çalışmalarını icra etti.

Sergi öncesi Bulgaristan Heyetinden TÜBİTAK’a ziyaret

Sergi öncesinde yürütülen ikili iş birlikleri çerçevesinde, Bulgaristan’ın Ankara Büyükelçisi Anguel Tcholakov ve beraberindeki heyet,  TÜBİTAK Başkanlık Binası’na bir ziyaret gerçekleştirdi. TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın’ın ev sahipliğinde gerçekleşen görüşmede, iki ülke arasındaki bilimsel iş birlikleri, özellikle Antarktika’daki ortak çalışmalar ele alındı. 

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın, Türkiye ve Bulgaristan’ın kutup araştırmalarındaki iş birliğinin, bilimsel keşifleri ilerletmenin yanı sıra küresel sorunlara ortak çözümler geliştirme açısından da önemli bir örnek teşkil ettiğini vurguladı. Antarktika araştırmalarının ötesinde, TÜBİTAK ile Bulgaristan Bilimler Akademisi (BAS) ve Bulgaristan Tarım Akademisi arasındaki başarılı iş birliklerine de değinilerek, çeşitli disiplinlerde ortak araştırma projeleri yürütüldüğü ve bu iş birliklerinin artması potansiyeli masaya yatırıldı. 

TÜBİTAK MAM Başkanı Prof. Dr. Burcu Özsoy da katıldığı toplantıda, Antarktika’da gerçekleştirilen bilimsel projeler, lojistik destek ve çevresel sürdürülebilirlik konularını ele aldı.

Heyette yer alan Bulgaristan Antarktika Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Christo Pimpirev, Antarktika’da gerçekleştirilen bilimsel projelere dair görüşlerini paylaşırken, TÜBİTAK MAM Başkanı Prof. Dr. Burcu Özsoy da Türkiye’nin kutup araştırmalarındaki rolüne ilişkin bilgi verdi.

Sergi Büyük İlgi Gördü

Fotoğraf sergisi kapsamında, Türkiye ve Bulgaristan’ın kıtadaki bilimsel faaliyetleri ve ortak projeleri ziyaretçilere tanıtıldı. Etkinlik, katılımcıların sergiyi gezerek bilim insanlarıyla birebir görüşmeler yapması ve projeler hakkında detaylı bilgi almasıyla devam etti.

Gece boyunca, Türkiye ve Bulgaristan’ın kutuplardaki bilimsel varlığını daha da geliştirmek ve akademik iş birliklerini artırmak adına fikir alışverişinde bulunuldu.