Arama

+
-
0

TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı (BİDEB) tarafından yürütülen:

  • 2210-C Yurt İçi Öncelikli Alanlar Yüksek Lisans Burs Programı

  • 2210-D Yurt İçi Sanayiye Yönelik Yüksek Lisans Burs Programı

  • 2211-C Yurt İçi Öncelikli Alanlar Doktora Burs Programı

2024 yılı 1. dönem sonuçları açıklanmıştır. Başvuru sahipleri, başvuru durumları ile ilgili sonucu BİDEB Başvuru ve İzleme Sisteminden (ebideb.tubitak.gov.tr) kullanıcı girişi yaparak “Başvurularım” alanından görüntüleyebilirler.

  • 2210-C Yurt İçi Öncelikli Alanlar Yüksek Lisans Burs Programı’na 165 başvuru yapılmış, 60 kişi destek almaya hak kazanmıştır. 

  • 2210-D Yurt İçi Sanayiye Yönelik Yüksek Lisans Burs Programı’na 27 başvuru yapılmış, 7 kişi destek almaya hak kazanmıştır.

  • 2211-C Yurt İçi Öncelikli Alanlar Doktora Burs Programı’na 173 başvuru yapılmış, 64 kişi destek almaya hak kazanmıştır.

ÖNEMLİ NOT: 2210-C, 2210-D ve 2211-C Programlarında burs almaya hak kazanan adayların bursiyerliklerinin kesinleşmesi için istenecek belgelere ilişkin bilgilendirme adayların e-posta adreslerine gönderilecektir. 

BİDEB 2211 - Lisansüstü Burs Programları 2024 yılı 2. dönem başvuruları 7-25 Ekim 2024 tarihleri arasında alınacaktır. Programlarımıza gösterdiğiniz ilginin artarak devam etmesinden memnuniyet duyar, eğitim hayatınızda ve bilimsel çalışmalarınızda başarılar dileriz.

 

TÜBİTAK Temel Bilimler Araştırma Enstitüsü (TBAE), Türkiye'nin bilimsel arenadaki gücünü artırmaya yönelik önemli adımlar atmaya devam ediyor. Bu doğrultuda, 05-14 Temmuz 2024 tarihleri arasında, "Teorik Parçacık Fiziği" konulu uluslararası bir Yaz Okulu düzenlenecek.

Bu heyecan verici etkinlik, yüksek enerji fiziği alanında lisansüstü çalışmalar yapmayı hedefleyen veya bu alanda araştırmalar yapan öğrencilere CERN ve benzeri araştırma merkezlerindeki çalışmalara hazırlanmaları için gerekli teorik alt yapıyı sunmayı amaçlıyor.

Yurt içinden ve yurt dışından çeşitli üniversitelerde görev alan eğitmenler tarafından verilecek derslerde katılımcılara Özel Görelilik, Kuantum Mekaniği, Kuantum Alan Teorisi, Kuantum Elektrodinamiği, Grup Teori, Standart Model ve Standart Model Ötesi konularında temel teorik bilgiler aktarılacak.

Yaz Okulu Türkiye’nin Bilimsel Alandaki Gücüne Büyük Katkı Yapacak

Teorik Parçacık Fiziği Yaz Okulu bilimin sınırlarını zorlayan araştırmacıların uluslararası alanda rekabet edebilirliklerini artıracak ve Türkiye'nin bilimsel arenadaki varlığını güçlendirecek önemli bir çalışma olarak öne çıkıyor. 

TÜBİTAK Temel Bilimler Araştırma Enstitüsü tarafından düzenlenen programa başvurmak için https://tbae.tubitak.gov.tr/tr/haber/teorik-parcacik-fizigi-yaz-okulu-2024 adresini ziyaret edebilirsiniz. 

 

Türk Dünyası Ulusal Bilim Akademileri Birliği 7. Genel Kurul Toplantısı Ankara’da gerçekleşti. Toplantının açılış konuşmasını Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım yaptı. Yıldırım,  “Yapacağımız bu yoğun çalışmanın Türk devletleri için, Türk devletlerinin gelecek vizyonu için yeni bir hamlenin başlangıcı olacağına yürekten inanıyorum. Geçtiğimiz otuz seneyi dikkate aldığımızda katettiğimiz mesafe hiç de ihmal edilecek düzeyde değil. Ancak olmamız gereken yer burasıdır. Daha gidecek çok yolumuz var, yapacak çok işimiz var.  Burada önümüzü açan, geleceğimizi aydınlatan bilim olacaktır. Sizlerin yön ve yol gösterdiğiniz olacaktır.” dedi.

“Biz bu 21. yüzyılı sadece Türkiye yüzyılı değil, aynı zamanda Türklerin 100 yılı olarak da görüyoruz ve bunu böyle kabul ediyoruz. Gelecek Türk dünyasının, Türk devletlerinin olduğuna yürekten inanıyorum.” diyen Yıldırım, “Hem bulunduğumuz coğrafyanın stratejisi Doğu ile Batı arasında bir köprü olması hem de dünyanın çok büyük doğal kaynaklarının bu coğrafyada yer alması, değişik kültür ve inançların geçiş noktasında olması, sadece Uzakdoğu Avrupa değil, aynı zamanda Afrika ile de bütün milletlerin buluştuğu, birleştiği, fırsatların olduğu kadar tehditlerin de tarih boyunca yoğun bir şekilde yaşandığı bir coğrafyadayız. Bu coğrafyada olmanın da bize getirdiği çok önemli sorumluluklardır.” değerlendirmelerinde bulundu. 

“Gönül isterdi ki bugün bu konuşmayı yaparken kulaklık, tercüme kullanma ihtiyacı duymasaydık.” temennisinde bulunan Yıldırım, “Türkler dünyanın neresinde olursa olsun birbiriyle, tercüman aracılığıyla değil, gönülden gönüle ve dilden bile haberleşebilmelidir. Bunu başaramazsak diğerlerinin çok önemi yoktur. Onun için biz birinci hedef olarak önümüze alfabe birliğini koyduk. Alfabe birliği ortak dilin ortak iletişimin alfabesidir. Eğer bunu başarırsak öyle inanıyorum ki ortak bil konusunda da çok ciddi bir yol almış olacağız. Burada bizim özellikle talebimiz var. Bu konuyu en öncelikli bir madde olarak ele almaları ve süreci uzatmak değil, sonuç odaklı çalışmanın yollarını bulup karar vericileri, siyasetçileri cesaretlendirmelerini istiyoruz. Sizlerin ortaya koyacağı bilimsel gerçekler ışığında biz karar vericilerin işi daha da kolay olacak ve böylece bu iş fiile dönüşmüş olur. ” ifadelerini kullandı. 

Binali Yıldırım “Sadece bilgiye sahip olmayacağız.  Bilgiyi de üreteceğiz. Ve bu bilgiyi önce kendi devletlerimizin, kendi milletimizin daha sonra da bütün insanların faydalanması için gereken katkıyı sağlayacağız. Bu konuda bizim tarihimiz büyük başarılarla dolu. Bugün bizim ilim adamlarımızın adından daha az bahsedilmesi bizi karamsarlığa sürüklemesin. Yusuf Has Hacipler, Kaşgarlı Mahmutlar, Farabiler, İbn-i Sinalar, Ulu Beyler, Ali Kuşçular, Ahmet Yesevi'ler, Mevlâna, Yunus Emre, Hacı Bektaş ve daha niceler, Bunlar bizim medeniyetimizin, bizim geçmişimizin gurur kaynağı, bilim ve düşünce insanları. Bu değerleri dünyaya büyük eserler bırakarak sahip olan bir millet bugün de Türklerin yüzyılında tekrar parlak dönemlerini yaşatabilir. Bunun tam da arifesinde olduğuna ben yürekten inanıyorum. Bu yüzyıl Türklerin yüzyılı olacak ve güneş her zaman olduğu gibi artık doğudan daha parlak doğmaya devam edecek.” diye konuştu. 

“Uzmanlıklarımız ve kaynaklarımızı bir araya getirerek birlikte çeşitli bilimsel alanlarda anlamlı ilerlemeler sağlayabileceğimize inancımız tamdır”

Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Şahin Mustafayev, “Ülkelerimizin bilim camiası, çeşitli alanlarda elde ettiği başarılara doğru büyümeye ve gelişmeye devam etmektedir. Bu ilerlemeler sadece kendi toplumlarımıza faydalı olmakla kalmıyor, aynı zamanda dünya şartındaki bilgi birikimlerine de katkıda bulunuyor. Bu bağlamda Türk Akademisi olarak 2023'ten başlayarak Türk dilleri, ortak Türk tarihi, Türk halklarının ortak kültürü, edebiyatı, etnografyası, ortak Türk alfabesi alanında 30'a yakın yeni bilimsel araştırma projeleri başlamış bulunuyoruz. Bunların bir kısmı başarıyla bitebildi, diğerleri devam etmektedir. Bununla birlikte önümüzdeki ıslamaların da farkında olup üzerinde çalışmalarımızı yoğunlaştırmamız gerekiyor. Genişletilmiş sorumluluklarımızla Türk Akademisi olarak Türk Dünyası Bilim Camiası'na anlamlı katkılarla bulunmayı edebiliyoruz.” değerlendirmelerimde bulundu. 

“İş birliği çabalarımızı geliştirmeyi, görüşlerimizi geliştirmeyi, görüşeceğimiz bu toplantıda Türk Akademisi'nin bu önerilerine ilişkin görüşleriniz ve geri bildirmeleriniz çok değerli olacak.” diyen Mustafayev, “Daha sonra proje temeli iş birliğine doğru ilerleme yönündeki kritik kararlarımız, Türk Dünyası Milli Birliği Akademileri Birliği için büyük bir kırılma noktası olmuştur. Söz konusu kararlar, bu platformumuzun çarşı sağlığında somut sonuçları elde etmeye yönelik kolektif arzumuzu iddia etmekteyiz. İşbirliğimizin bu yeni aşamasında platformumuzun tüm üyelerinin aktif katkılarını bekliyoruz. Uzmanlıklarımız ve kaynaklarımızı bir araya getirerek birlikte çeşitli bilimsel alanlarda anlamlı ilerlemeler sağlayabileceğimize inancımız tamdır.” diye konuştu.

 “Türk devletlerinin ortak ihtiyaçlarının belirlenmesi ve burada bir ortak yol haritası oluşturulması önem arz ediyor”

Toplantıda “Yeni alanlarda iş birliğinin geliştirilmesine ilişkin görüş alışverişi” oturumunda söz alan TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, “Türk Devletleri Arasında Stratejik Araştırma İşbirliği Gündemi” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. 

Prof. Dr. Mandal, özellikle Türk devletlerinin ortak ihtiyaçlarının belirlenmesi ve burada bir ortak yol haritası oluşturulmasının önemine işaret etti. 

Kısa ve Uzun Vadede önemli Küresel Risklere vurgu yapan Mandal, “Tüm dünyanın karşı karşıya olduğu ortak sorunlar var. İklim değişikliği başta olmak üzere özellikle bizim coğrafyada gıdaya ulaşma zorluğu, suya ulaşma zorluğu, bunların beraberinde getirdiği daha fazla göçle karşı karşıya kalma. Bu göçlerin bir kısmı da iç göçler. Dışarıdan değil yaşanan afetler sonrası, afetlerden kastımız sadece deprem değil sel ve yangınlar gibi afetler ve beraberinde gelen ekonomik sorunlar. Toplumsal kutuplaşmalar… Teknolojinin olumlu yönleri yanında olumsuz yönlerinin de tanımlanması…  Şu an konuşuyor olduğumuz başlıklar esasında tüm dünyanın üzerinde odaklandığı ve henüz bugün için bir çözüm oluşturulamamış başlıklar.  Tek başına bir başlığı ele aldığımız zaman üzerinde çalışması kolay ama aralarındaki ilişkiyi konuştuğumuz zaman daha karmaşık, değişken ve dinamik olduklarını görüyoruz.” dedi.

“Ne yazık ki 2023 yılı dünyadaki senaryoların çok daha kısa zamanda gerçekleşebileceğini söyledi. Sıcaklık artışı bir büyük dereceye şu an ulaşılmış durumda. 2050 için yapılan senaryolar 2023 yılında gerçekleşti. Geleceğe baktığımızda daha büyük bir tehditle karşı karşıyayız.” diyen Mandal, “Dünyadaki bir buçuk derecelik bir değişimin bu coğrafyayı, ve tüm devletlerin coğrafyalarını nasıl etkilediğini görüyorsunuz. Ve özellikle senaryoları 2, 3 ve 4 dereceye doğru değiştirdiğimiz zaman etkileri daha riskli bir boyutta görebiliyoruz. Bu yüzden Türk devletlerinin, akademilerinin bir araya geldiği zaman, devlet başkanlarına en önemli önereceği şey; biz bu sorunun üstesinden bilimle, araştırmayla, inovasyonla nasıl üstesinden gelebileceğiz olmalıdır.” vurgusu yaptı. 

K,9“Bilimden ve Teknolojiden Güç Alan Türk Devletleri Olarak Birlikte Başaracağız!”

Türk Dünyası'nın 2040 yılı vizyon belgesi hazırlanırken esaslı bu öngörülerin tümünün yer aldığından duyduğu memnuniyeti paylaşan Mandal, “Tüm dünya da aynı önerinin üzerinde aynı çalışmaya, sonuç oluşturmaya çalışıyor. Ve bu tek bir devletin, tek bir kurumun üzerinden geleceği bir başlık değil. Daha fazla birlikte çalışmanın gereksinimini ortaya koyuyor. Birçok devletin birlikte çalışma gereksinimini ortaya koyuyor.” dedi.

12. Kalkınma planımızda yer alan 5 ana başlıkla stratejik hedeflerin uyumlu olduğuna dikkat çeken Mandal, “Aralık’ta belirlenen başlıklar,  dijital teknolojilerdeki gelişmelerin bizim hayatımızdaki nasıl bir parçası olacağı, işte bunun içerisinde yeşil enerji teknolojileri, özellikle yeşiliyle beraber kullanabileceği, Diğeri, çevre ve su. Bir diğeri de uzay ve havacılık noktası. Dokümanda deprem veya afetler de bahsediliyor ama ayrı bir başlık olarak ele alınır mı birlikte karar verilmesi gereken bir konu. Bu ana temaların her biri için ayrı ayrı çalışma grupları oluşturulmasını önererek, ilk dönem sekretarya görevini TÜBİTAK olarak üstlenmeye hazır olduğumuzun altını çizmek istiyoruz.” değerlendirmelerinde bulundu. 

Hazırlanan dokümana ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Mandal, “Önemli bir doküman ama nokta olmaması lazım Burada virgül koyup, bunu nasıl uygulayacağımız konusunda da çalışmalara devam etmeliyiz. Öncelikle bu dokümanın revizyonları ile birlikte, bugün gelen görüşlerle birlikte, revize edilip belli bir sürede kurulun, heyetin karar vereceği bir zaman diliminde kabulü yapılması, ve takibinde de işte her ülkeden ikişer kişinin dahil olacağı bir mekanizma ile bu konuda alınan yok kat edilen mesafelerin değerlendirmesi üzerine sonuç almak gerekiyor” diye konuştu. 

Bakanlar düzeyinde de bir hazırlık  yapıldığını hatırlatan Mandal, “En azından Türkiye tarafı olarak. Yedi başlık altında çalışılıyor. Bizim yaptığımız bu çalışmanın, bu oluşturulan çalışmanın ona öncü çalışma olarak direkt girdi sağlayacağını düşünüyoruz.” İfadelerini kullandı. 

Prof. Dr. Mandal, “Bilimden ve teknolojiden güç alan Türk devletleri olarak birlikte başaracağız” vurgusu yaptı. 

TÜBİTAK Bilim, Teknoloji ve Yenilik Politikaları Daire Başkanı Hande Alpaslan da 26 Aralıkta Ankara’da “Bölgesel ve Küresel Sorunların Üstesinden Gelmek için Türk Devletleri Arasında Bilim Temelli Çok Taraflı İşbirliği ve Birlikte Geliştirme” başlıklı çalıştayda alınan kararlar ve sonrasında yapılan çalışmalara ilişkin paylaşımlarda bulundu. 

Alpaslan “Bu çalıştayda dört ana öncelikli alan belirlendi. Bunlar İleri Dijital Teknolojiler, İklim Eylemi için Yeşil Enerji Teknolojileri, “Çevre ve Su” ve “Havacılık ve Uzay”  olarak geçti. Ve akabinde Stratejik Araştırma İşbirliği Gündeminin oluşturulması gerekliliği ortaya konuldu. Ayrıca, bu tematik alanlarda, ne tür işbirliklerinin yapılabileceğini tanımlayan 3 temel işbirliği mekanizmasına karar verildi. Bunlar, Ar-Ge, yenilik ve teknoloji transferi projelerinin desteklenmesine yönelik çok taraflı fonlama mekanizmalarının oluşturulması,  ortak insan kaynağı geliştirme programları ve araştırma altyapılarının ortak kullanımı olarak tanımlandı.” dedi 

Çalıştay sonucunda alınan kararlar doğrultusunda bir doküman hazırlandığını kaydeden Alpaslan, “İlk bölüm, Aralık Çalıştayında belirlenen tematik alanların kapsamlarının aktarıldığı bölümdür. Bu bölümde, işbirliği için alt teknoloji alanları için taslak çalışma yapılmıştır. Bu çalışma yapılırken; Türk Dünyası Vizyonu – 2040, Türk Devletleri Teşkilatının “2022-2026 Stratejisi” , Aralık 2023'teki çalıştayda elde edilen sonuçlar ve yapılan sunumlar dikkate alınmıştır. Bunların yanı sıra küresel teknolojik eğilimler de incelenmiştir. Bu kapsamda OECD, Birleşmiş Milletler ve Gıda ve Tarım Örgütü yani FAO gibi alt kuruluşları, Uluslararası Enerji Ajansı, AB Çerçeve Programı çalışma programları, Dünya Ekonomik Forumu Gelecek Konseyleri ve Gartner vb. Uluslararası STK'ların raporları taranmıştır. Raporun ikinci bölümünde ise 2024-2025 dönemi için alt teknoloji alanları bazında ve 3 temel işbirliği mekanizmasına göre taslak eylemlerin bulunduğu tablo yer almaktadır. “ diye konuştu. 

Belirlenen tematik alanlarda yapılan çalışmalara ilişkin detaylı açıklamalarda bulunan Alpaslan, “Uygulama safhasında 4 ana temanın her biri için ayrı ayrı çalışma grupları oluşturulmasını öneriyoruz. Bu gruplarda her ülkenin 2’şer yetkili ile temsil edilmesini öngörüyoruz.  Bu kişilere ilaveten alt teknoloji alanlarında teknik bilgiye haiz uzmanların da belirlenerek bu çalışmalarda yer verilmesini önemsiyoruz. Çalışma gruplarının bugünkü toplantıdan sonra faaliyetine başlayıp, yılda en az 4 kere bir araya gelinecek şekilde toplanması gerektiğini düşünüyoruz. İlk dönem sekretaryasını TÜBİTAK olarak üstlenmeye hazırız. “ dedi.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın, üye ülkelerin Bilim, Teknoloji, İnovasyon ve Sanayi Bakanları toplantısına yönelik hazırlıklarına atıfta bulunan Alpaslan, “Türk Devletleri Teşkilatı Sekretaryası koordinasyonunda 15 Ocak 2024 tarihinde, TDT Üyesi Ülkelerin ilgili kurumlarının katılımıyla bir teknik heyet toplantısı gerçekleştirilmişti. BU toplantıdan sonra ülkemiz Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı girişimiyle slaytta yer alan başlıklarda ad-hoc çalışma grupları kuruldu. Bugün burada tartıştığımız konu üstte sağdan ikinci olarak görünen “Ar-Ge İş birliği, Bilimsel Araştırma ve Burslar Alt Çalışma Grubu” na doğrudan katkı olarak değerlendirilecektir.” İfadelerini kullandı. 

Prof. Dr. Mandal ve Sayın Alpaslan’ın açıklamalarının akabinde, ilgili Türk devletlerinin temsilcilerinden oluşan Çalışma Grupları tarafından, TÜBİTAK’ın hazırlamış olduğu stratejik gündem temelinde istişarelerde bulunulması hususunda mutabık kalındı.

Dönem Başkanlığı TÜBA’da

Türk Dünyası Ulusal Bilimler Akademileri Birliği dönem başkanlığı, Tataristan Bilim Akademisi Başkan Yardımcısı Aynur Temirhanov tarafından TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker'e devredildi. Başkan Şeker, Tataristan Bilimler Akademisi’nden TÜBA’ya dönem başkanlığı görev devrinin Türk Dünyasında bilimsel iş birliğini daha ileriye taşımak adına önemli bir adım olduğunu vurgulayarak sözlerine başladı.

Türk Dünyası’nın geniş coğrafyasında, ortak tarih dolayısıyla var olan güçlü bağların bilimsel iş birliğinin önemini her geçen gün daha da artırdığının altını çizen Prof. Şeker, bilimsel çalışmalar ve araştırmaların, toplumların kalkınmasında ve ilerlemesinde hayati bir role sahip olduğunu ifade etti. Türk dünyası akademilerinin iş birliği içinde olması, bilgi ve deneyim paylaşımını sağlamak, ortak projeler geliştirmek ve genç bilim insanlarına yeni ufuklar açmak açısından büyük önem taşıyor dedi.

Dönem Başkanlığı için bir yıl, belirlenen hedeflerin tam anlamıyla gerçekleştirilmesi ve kalıcı projelerin hayata geçirilmesi için yeterli bir süre olmadığını dile getiren Şeker bu sürenin üç yıla çıkarılmasının, daha kapsamlı ve uzun vadeli projelerin planlanmasına ve uygulanmasına olanak tanıyacağını söyledi. “Bu değişiklik hem kurumsal hafızanın güçlenmesini sağlayacak hem de başkanlık yapan akademilerin, bilimsel işbirliklerini derinleştirmeleri için daha fazla zaman tanıyacak. Üç yıllık bir dönem başkanlığı süresi, projelerin olgunlaşması ve sürdürülebilir sonuçlar elde edilmesi açısından da oldukça önemlidir. Bu sayede, bilimsel araştırma ve çalışmaların kalitesi artacak, Türk Dünyası’ndaki bilimsel potansiyel daha etkin bir şekilde ortaya konulacak.” dedi.

 

"2024 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması Projesi"ne ilişkin iş birliği protokolü, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, TÜBİTAK, Hacettepe Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi arasında Strateji ve Bütçe Başkanlığında düzenlenen törenle imzalandı. 

Burada konuşan Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, nüfus yapısının tespit edilmesinin, birçok alanda atılacak adımların belirlenmesinde kritik önem taşıdığına işaret etti.

Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması'nın 1968'ten beri her 5 yılda bir yapıldığını anımsatan Şenel, bu araştırmanın 12'ncisini başlatacaklarını söyledi. Şenel, araştırmanın, başka bir veri kaynağından sağlanamayan doğum, ölüm ve göç göstergelerinin zaman içindeki değişimini, bu değişimde etkili olan faktörleri ortaya koyduğunu ve bu alanlarda geliştirilecek politika ve stratejilere yön verdiğini ifade etti.

Şenel, araştırmanın, TÜBİTAK'ın "Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı" (KAMAG) kapsamında Başkanlığın finansal desteğiyle gerçekleştirileceğini belirterek, "2024 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması kapsamında yaklaşık 20 bin haneyle görüşme yapılarak veri toplanacak. Araştırmayla, Türkiye'de demografik olgular hakkında bilgi sağlayarak, günümüzdeki ve gelecekteki demografik, toplumsal ve anne-çocuk sağlığına ilişkin politikaların biçimlendirilmesine ve yeni stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunmayı hedefliyoruz.

Araştırma kapsamında ele alınacak konulara da işaret eden Şenel, 5 yaş altı çocuklarda büyüme geriliği, kötü beslenme alışkanlığı, obezite yaygınlığı, aile planlaması ihtiyacının karşılanma durumu, herkes için yaşam boyu öğrenim fırsatlarının yaygınlığı, erken çocukluk gelişimi endeksi, 20-24 yaş grubunda olup 18 yaşından önce evlenmiş kadınların oranı, gebeliği önleyici yöntem kullanımı, doğumları bir kamu kurumu tarafından tescil edilen 5 yaş altı çocukların oranı gibi verilerin de elde edileceğini söyledi.

Şenel, Sağlık Bakanlığı için önem taşıyan doğum öncesi bakım, doğum hizmetleri, doğum sonrası bakım, aşı ve anne çocuk sağlığı gibi konular hakkında bilgi toplanacağını da bildirerek, "Ülkemiz, coğrafi konumu ve sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi nedeniyle yoğun düzensiz göçle karşı karşıya kalarak, 2015'ten bu yana dünyada en fazla sığınmacı bulunduran ülke konumuna gelmiştir. Bu konuda ülke olarak yabancıların sosyal, ekonomik ve kültürel hayata uyumlarını desteklemeye çalışıyoruz, kanıta dayalı, bütüncül, etkin ve sürdürülebilir bir göç yönetimini sağlamayı hedefliyoruz" dedi.

Bu komite, Strateji ve Bütçe Başkanlığı başkanlığında, Aile ve Sosyal Hizmetler, Sağlık ve Milli Eğitim bakanlıkları, Türkiye İstatistik Kurumu, TÜBİTAK, Göç İdaresi Başkanlığı, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, Marmara Üniversitesi Nüfus ve Sosyal Politikalar Uygulama ve Araştırma Merkezi temsilcilerinden oluşacak" değerlendirmesinde bulundu.

"Yapay zekanın da sürece dahil edilmesi faydalı olacak"

TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal da burada yaptığı konuşmada, nüfus verilerinin öneminin giderek arttığını söyledi. Çalışmanız ülkemiz için oldukça kıymetli olduğunu vurgulayan Mandal, “Özellikle pandemi dönemiyle beraber dünyada yaşanan süreçlerdeki bilim temelli, teknoloji temelli çözümlerin önemi daha fazla artıyor. Nüfus ve sağlık odağına baktığımız zaman, bu veri üzerinden de bir takım politikaların buna göre kalkınma planlarıyla da bir ilişkisi önemli. Nüfus verilerinin kıymeti artıyor. Yani bir diğer ifadeyle, biz gelecekteki senaryoları hazırlarken, çizerken hem bu çevresel boyutta, hem ekonomik boyutta, hem toplumsal boyutta, hem jeopolitik boyutta ki ülkemiz açısından özellikle bulunduğu coğrafya açısından, hem de teknolojik boyutta bu ilişkiyi doğru yönetebilmek gerekiyor.” dedi. Karmaşık, dinamik ve değişken hale gelen güçlüklere karşı çok boyutlu bakış açışı gerektiğine işaret eden Mandal, “Toplum için bilgi üretmekten toplumla birlikte bilgi üretmeye doğru bir dönüşüm var” vurgusu yaptı. 

“1968 yılından bugüne kadar yapılmış olan çalışmanın bu evresini özellikle bu açıdan çok kıymetli buluyorum.” diyen Mandal, “Bu sadece geçmişteki yaptığımızın yeni bir 5 yıllık çalışması değil, aynı zamanda yöntemsel olarak da kamu ile daha fazla çalışılacak, toplumun artık daha fazla kendisini söz sahibi olarak görmek istediği bir dönem. Tüm hane halklarıyla yapılacak olan görüşmelerde, geçmişe sadece bir veriyi toplayıp, bir kamu kurumuna bunu verip, gelecek açısından da o veriyi kullanma noktasından çok daha fazla kamunun bu veriye olan ihtiyacını gidecek şekilde bir süreç yürütülecek. O yüzden elde edilecek olan veriler geçmişe göre çok daha büyük bir anlam ifade edecektir” değerlendirmelerinde bulundu.

Afetlerle karşı karşıya olacağımız bir coğrafyada yaşadığımızı hatırlatan Mandal çalışmanın dinamiklik olmasının önemine değindi. 

Prof. Dr. Mandal, “Gelecekteki yaşanabilecek göç olayları noktası, bu hem sınır dışı göçte hem ülke içindeki göçler noktasını da dikkat alabilecek bir şekilde belki araştırmayı kıymetlendirmek gerek. Dünyadaki senaryolar oluşturulurken, yapay zekanın da bu sürece aktif bir şekilde dahil edilmesinin faydalı olacağını düşünüyorum. Bu hocalarımızın yetkinliğini çok kıymetli bir şekilde kullanacağı bir ortamda, aynı zamanda hem manuel sisteme hem dijital sisteme doğru dönüşüm yapılırken, aynı zamanda gelecek açısından senaryolar hazırlanmasının faydalı olacağını düşünüyorum” diye konuştu.

“2008 yılından bu yana olduğu gibi KAMAG 1007 program koduyla beraber yürütülen bir programımız kapsamında bu sürecimizi başlatıyor olacağız.” diyen Mandal, “5 yıl sonra, 3 yıl sonra ne çıkacağından daha çok 6 aylık veya yıllık dönemlerle bunun değerlendirmesinin de faydalı olacağını düşünüyoruz. İnşallah bu konuda biz de kendi değerlendirme ve izleme sürecimizi bu anlamda özel olarak yürütüyor olacağız. Şimdi buradan elde edilecek olan verilerin birçok kurumumuz açısından, ülkemiz açısından, insanlık açısından ve kendimize fayda sağlaması açısından üzerimize düşen katkıyı TÜBİTAK olarak vermeye çalışacağız. Ve tekrar bu sürecin araştırma temelindeki koordinasyonu, izlenmesi ve raporlandırılması görevi verilmesinden ötürü Strateji Bütçe Başkanlığı'na teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı. 

Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran da araştırmadan çıkacak sonuçların bu alandaki politika önceliklerini ortaya çıkaracağını ve veriye dayalı planlama ve strateji geliştirme süreçlerine katkıda bulunacağını söyledi.

Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kurt da araştırmayla temel demografik verilerin güncelleneceğini ve politikaların da bu veriler ışığında ele alınacağını kaydetti.

Projede Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü yönetici kurum; Marmara Üniversitesi Marmara Üniversitesi Nüfus ve Sosyal Politikalar Uygulama ve Araştırma Merkezi ise yürütücü kurum olarak yer alacak.

 

DUYURU (03.06.2024)

EK KATSAYI BAŞVURULARI HAKKINDA

Bu yıl ilk kez üniversite sınavına girerek TÜBİTAK BİDEB tarafından kabul edilen ulusal veya uluslararası düzeyde düzenlenen bilimsel proje yarışmaları sonucunda (2204 Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması, ISEF, EUCYS) Birincilik, İkincilik veya Üçüncülük ödüllerinden birini alan proje sahiplerinin, ÖSYM tarafından hazırlanarak ilan edilen 2024 Yılı Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) Kılavuzu’nun “7.4. TÜBİTAK Yarışmalarında Başarılı Olanlar” başlığı altında belirtildiği şekilde ek katsayıdan yararlanma taleplerini bireysel olarak 5 Temmuz 2024 mesai bitimine kadar http://e-bideb.tubitak.gov.tr adresi üzerinden çevrim içi olarak iletmeleri ve onaylı başvuru formlarının imzalı halini Kurumumuza 19 Temmuz 2024 mesai bitimine kadar ulaştırmaları gerekmektedir.

 

Posta Adresi:

TÜBİTAK- BİDEB 2204-A

Tunus Cad. No:80 06680

Kavaklıdere, Çankaya / ANKARA

DUYURU (31.05.2024)

55. LİSE ÖĞRENCİLERİ ARAŞTIRMA PROJELERİ FİNAL YARIŞMASI SONUÇLARI

Kurumumuz tarafından düzenlenen 55. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nın final sergisi ve ödül töreni, 26-30 Mayıs 2024 tarihleri arasında Ankara’da yüz yüze olarak düzenlenmiştir.

Final Yarışması kapsamında yapılan jüri değerlendirmesi sonucunda ödül alan proje listesi için tıklayınız.

DUYURU (25.05.2024)

Ortaokul ve lise öğrencileri araştırma proje yarışmaları final sergisi ve ödül töreni etkinliği kapsamında katılımcıların transferleri için AŞTİ’den 25 Mayıs 2024’te 07.00, 08.00, 10.00, 12.00, 14.00, 16.00, 18.00, 20.00, 22.00, 23.00 saatlerinde ve 26 Mayıs 03.00’a kadar araçlarla otellere transfer yapılacaktır. Hareket saatlerinde araç doluluğuna göre değişiklikler olabilir.

DUYURU (23.05.2024)

KONAKLAMA YAPILACAK OTEL BİLGİSİ

Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Final Sergisi ve Ödül Töreni kapsamında proje sahibi öğrenci ve danışmanlarının konaklama yapacakları yer bilgisine ulaşmak için tıklayınız.

DUYURU (16.05.2024)

55. LİSE ÖĞRENCİLERİ ARAŞTIRMA PROJELERİ FİNAL YARIŞMASI 

Kurumumuz tarafından düzenlenen 55. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nın final sergisi ve ödül töreni,  26-30 Mayıs 2024 tarihleri arasında Ankara’da yüz yüze olarak yapılacaktır. 

Final Yarışması, 26 Mayıs 2024 Pazar günü, saat 14.00’da yapılacak açılış töreni ile başlayacak ve 30 Mayıs 2024 günü sona erecektir. Ödül töreni gününe ilişkin planlama daha sonra duyurulacaktır. Bu kapsamda, yarışmanın final aşamasına davet edilen proje sahibi öğrenciler ve danışmanları, 25 Mayıs 2024 tarihinde Ankara’ya davet edilmektedir.

Final sergisi öncesinde Muvafakatname, Yarışma Kuralları Kabul Formu ve Katılımcı Bildirim Formu’nun, projedeki tüm öğrenciler ve danışman/rehber öğretmen tarafından mavi kalemle doldurulup imzalandıktan sonra renkli olarak taranmış tek bir nüshasının en geç 24 Mayıs 2024 günü saat 17.30’a kadar bideb2204@tubitak.gov.tr e-posta adresine gönderilmesi ve orijinal nüshalarının final sergisine gelindiğinde elden teslim edilmesi gerekmektedir. 

Danışmanın ve öğrencilerin farklı ilde olması durumunda tek bir form hazırlanıp taratılarak e-posta olarak gönderilecektir.

 

Final sergisi ve ödül töreninin yapılacağı yer: 

ATO Congresium Kongre ve Sergi Merkezi

Söğütözü Cd. No:1, 06510 Çankaya/Ankara

 

Muvafakatname belgesine ulaşmak için tıklayınız.

Yarışma Kuralları Kabul Formu’na ulaşmak için tıklayınız.

Katılımcı Bildirim Formu’na ulaşmak için tıklayınız.

Etkinliğe İlişkin Açıklamalar belgesine ulaşmak için tıklayınız.

Poster Şablonuna (orta panel) ulaşmak için tıklayınız.

Poster Şablonuna (yan paneller) ulaşmak için tıklayınız.

DUYURU (06.10.2023)

LİSE ÖĞRENCİLERİ ENERJİ VERİMLİLİĞİ PROJE YARIŞMASI
ÖN DEĞERLENDİRME SONUÇLARI

Kurumumuz ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında düzenlenen Lise Öğrencileri Enerji Verimliliği Proje Yarışması'nın 2023 yılı proje ön değerlendirmeleri tamamlanmıştır.

 

Proje sunumlarının gerçekleşeceği toplantı tarihi ve saati, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji Verimliliği ve Çevre Dairesi Başkanlığı tarafından Okul Müdürlüklerine yazı ile bildirilecektir.

Slide görseli
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan Önemli İş Birliği
Slide başlığı
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan Önemli İş Birliği
Slide içeriği

"Kamuda Dijital Dönüşüm ve Bilimsel Araştırmaların Desteklenmesine İlişkin İş Birliği Protokolü" imza töreni TÜBİTAK’ta  gerçekleşti.

Avrupa ve Japonya arasında bilimsel ve teknolojik iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan bağımsız bir platform olan CONCERT Japan kapsamında bu yıl Japonya, Türkiye, Polonya, Slovakya, Çekya, Estonya, Macaristan, İspanya, Almanya, İtalya, Fransa ve Bulgaristan'dan fonlayıcı kuruluşların katılımıyla "Daha Sürdürülebilir Bir Tarım için Dijitalleşme ve Robotik (Digitalization and Robotics for a more Sustainable Agriculture)" başlıklı ortak iş birliği çağrısı açılmıştır.

Son başvuru tarihi: 23 Temmuz 2024 (10:00 Orta Avrupa Saati)

Çağrıya sunulacak projelerin aşağıdaki kriterleri sağlaması gerekmektedir:

  • Proje başvurularının uluslararası iş birliği içermesi ve interdisipliner yaklaşımlar ile "Daha Sürdürülebilir Bir Tarım için Dijitalleşme ve Robotik (Digitalization and Robotics for a more Sustainable Agriculture)" alanında sunulması,

  • Başvuruda bulunacak her proje konsorsiyumunun, biri Japonya'dan ve ikisi çağrıya katılan iki farklı Avrupa ülkesinden olmak üzere en az üç uygun proje ortağından oluşması,

  • Başvuruların gerekli tüm bilgi ve formlarla birlikte İngilizce olarak https://ptoutline.eu/app/eigjapan_jc2024 adresinden 23 Temmuz 2024 (10.00 CET) tarihine kadar yapılması (Proje konsorsiyumu adına proje koordinatörü tek bir uluslararası başvuru yapacaktır.),

  • Uluslararası başvuruya ek olarak, Türkiye’den başvuran ortakların TÜBİTAK’a https://uidb-pbs.tubitak.gov.tr/ adresinden 29 Temmuz 2024, 23.59'a (UTC+3) kadar ulusal ön başvuru yapması.

Çağrıya ilişkin detaylar için lütfen aşağıda bağlantıları verilen uluslararası çağrı metnini ve ulusal süreç dokümanını inceleyiniz.

A joint call titled "Digitalization and Robotics for a more Sustainable Agriculture" was opened within the scope of CONCERT Japan, an independent platform aiming to develop scientific and technological cooperation between Europe and Japan. The joint call which has been jointly published by the funding organizations from Japan, Türkiye, Poland, Slovakia, Czechia, Estonia, Hungary, Spain, Germany, Italy, France and Bulgaria.

Application deadline: 23 July 2024 10:00 (CET)

Proposals that will be submitted to the call must meet the following criteria:

• Project applications should include international cooperation and be presented in the field of "Digitalization and Robotics for a more Sustainable Agriculture" with interdisciplinary approaches,

• Each project consortium submitting an application should consist of at least three eligible beneficiaries (project partners), one from Japan and two from two different European countries participating in the Joint Call,

• Applications must be made in English, with all necessary information and forms, at https://ptoutline.eu/app/eigjapan_jc2024 by 23 July 2024 10.00 (CET) (The project coordinator will make a single international application on behalf of the project consortium)

• In addition to the international application, partners applying from Türkiye must submit a national pre-application to TUBITAK at https://uidb-pbs.tubitak.gov.tr/ until 29 July 2024 23.59 (UTC+3)

Please review the international call text and national application regulations linked below.

CONCERT Japan Call National Contact Points:

Dr. Alper MERT (International Cooperation Department)

e-mail: alper.mert@tubitak.gov.tr 

Tel.: +90 312 298 17 34 

Dr. K. Öncü ŞEN (International Cooperation Projects Research Support Group)

e-mail: oncu.sen@tubitak.gov.tr

Tel: +90 312 298 18 09

CONCERT JAPAN 2024 YILI ÇAĞRISI DOKÜMANLARI

Within the scope of the program, researchers are given a monthly scholarship of 27,000 TL (full) and 7,500 TL (partial). Research support of up to 150,000 TL is provided for them to conduct their research. Researchers will also be able to receive direct support if they fulfill the participation conditions of the "National and International Scientific Meetings Participation Support" programs. Researchers will be able to apply for the "Scientific Training Activities Support" program within 12 months after gaining support and completing their research. If an application is made, the threshold score will be determined separately from other candidates applying to the program. The application system will be open for applications between 03 June 2024 and 12 July 2024(17.30 GMT+3:00).

The 2024 1st term call text of the program can be accessed on the program website.

Program kapsamında araştırmacılara aylık 27.000 TL(tam) ve 7.500 TL(kısmi) burs verilmektedir. Araştırmalarını yürütmeleri için 150.000 TL’ye kadar araştırma desteği sağlanmaktadır. Araştırmacılar ayrıca “Yurt İçi ve Yurt Dışı Bilimsel Etkinliklere Katılım Desteği” programlarının katılım koşullarını sağlamaları halinde direkt destek alabileceklerdir. Araştırmacılar, destek kazandıktan ve araştırmalarını tamamladıktan sonra 12 ay içerisinde “Bilimsel Eğitim Etkinlikleri Desteği” programına başvuru yapabileceklerdir. Başvuru yapılması halinde, programa başvuran diğer adaylardan ayrı olarak baraj puanı belirlenecektir. Başvuru sistemi 03 Haziran 2024 – 12 Temmuz 2024 (17.30) tarihleri arasında başvuruya açık olacaktır.

Programın 2024 yılı 1. dönem çağrı metnine program web sayfasından erişilebilir

Türk Astronot Bilim Misyonu Projesi Araştırma Grupları ODTÜ’de buluştu. Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın da bulunduğu Axiom 3 görev ekibi mürettebatı Michael Lopez-Alegria, Walter Villadei ve Marcus Wandt, uzay ve teknoloji meraklısı gençlerle deneyimlerini paylaştı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türk gençliğinin Milli Teknoloji Hamlesi’ni başarıya ulaştıracağını belirterek, “Türkiye’nin uzay bilimi ve teknolojilerinde iddia sahibi bir ülke olması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” dedi.

Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Axiom-3 görevinde Uluslararası Uzay İstasyonu’nda dalgalanan Türk Bayrağı’nı Bakan Kacır’a takdim etti. 

Etkinliğin kapanış konuşmasını TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal yaptı. 

Hem Axiom 3 görev ekibi mürettebatı hem de deney sahibi bilim insanlarının bu etkinlikte bir araya geldiğini belirten Mandal, “Etkinliğimizi planlarken bu iki ekibin bir arada olmasını istedik. O yüzden özellikle araştırmacı, deney sahibi hocalarımızın bu yapmış oldukları çalışmaların çok daha geniş bir etki oluşturacağına yürekten inanıyoruz. Bu nedenle, bunların tümünü kayıt altında, YouTube üzerinden değişik zamanlarda izlenmek ve referanslandırılmak üzere kullanacağına eminiz,” dedi.

 “Kazanılan deneyimlerin daha geniş kitlelere aktarılması için böyle bir etkinlik düzenledik ancak yılın sonuna doğru sonuçlar elde edildikçe bu bilgilerin ve deneyimlerin daha fazla kıymetleneceğine eminim.” diyen Mandal, yapılan çalışmaların hem bugünün ihtiyaçları hem de gelecek odaklı baktığımız zaman neleri yapabileceğimiz konusunda önemli bir noktada olduğunu belirtti. 

Prof. Dr. Mandal, “Bu çalışmalar bilimsel makaleler veya yayınlanacak olan raporlarla paylaşılacak. Ama bu çalışmaların devamı niteliğinde iki adımdan ilerleyebileceğini düşünüyorum. Birincisi, yani bu yapılan araştırma çalışmalarının devamı niteliğinde başlayabilecek olan projeler için özel bir süreç izleyebiliriz. Önerilere açığız. Özel bir çağrı niteliğinde bir süreç başlatabiliriz. Bu çalışmalardan doğacak yeni derin araştırma noktası da olabilir. Veya da uygulama noktasına geçen başlıklar da olabilir. Böyle bir çalışmayı, sizlerden elde edeceğimiz heyecan ve motivasyonla yapabileceğimize inanıyoruz.” diye konuştu.

“İkinci olarak da, bu bizim ilk uzay yolculuğumuz ama devamı mutlaka gelecek. Gelecekte bizim söz sahibi olma noktamız illa ki kendimizin gittiği noktalar değil. Ama kendi deneylerimizin gerçekleştirdiği ortamların sayısının artacağını öngörüyoruz. Uzay misyonundan bilim misyonuna doğru bir dönüşüm olacağını düşünüyoruz. Bunun için de biz hazırız. Bu anlamda açılacak çağrılara destek vermeye hazır olduğumuzu ifade etmek isterim.” diyen Mandal, “13 tane deneyin devamında bunlara bağlı gelişecek olan devam niteliğinde Hem bilimsel araştırma çalışmasının devamı veya da yenilik iken uygulama boyutundaki çalışmaların desteklenmesi, hem de bu amacın yönelik yeni başlatılacak olan çalışmaların da ilgili uzay ajansları veya platformlar üzerinden bu çalışmalarımızın ilgili, yani mikro yer çekimde olduğu ortamlarda yapılabilmesi için, arayışlar içinde olunması.” İfadelerini kullandı.

 “Hem de bu oturumda oturan, hem de bizi dinleyen arkadaşlarım da açısından, Türkiye'nin uzay yolculuğunun sadece yapmış olduklarımızdan daha çok yapabileceklerimiz noktasında ve bunun da bir bilim misyonu noktasında, devamı noktasında bunları rahatlıkla yapabileceğimizi ve bunun içinde bir niyet beyanından daha çok bir taahhüt noktasına da değerlendirmesini isterim.” diye konuşan Mandal, “Ben tekrar dediğim gibi arkadaşlarımızı zaten bir takım geçen toplantıda benim anlayabildiğim veya benim yetkimde, yani benim zaten kurulumun yetkisinde olan istekleri vardı. Onları yerine getirmeye çalıştık. Yani bir takım bu işler veya projelerin araştırma kısmındaki olan eksikliklerin, finansal süreçleriyle ilgili, katkı verilmesiyle ilgili. Bundan sonra da yine sizlerin çalışmalarını yakından izlemeye, anlamaya, katkı vermeye ve en önemlisi devamını getirme noktasında aynı heyecan ve sorumluluk içinde olacağımızı ifade ediyorum.” vurgusu yaptı. 

Gün boyu süren etkinlikte sabah oturumunda Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın da bulunduğu Axiom 3 görev ekibi mürettebatı Michael Lopez-Alegria, Walter Villadei ve Marcus Wandt, uzay ve teknoloji meraklısı gençlerle buluştu. 

Öğleden sonra ise Bilim misyonu kapsamında Alper Gezeravcı’nın ISS’de gerçekleştirdiği deneylerin sahiplerin deneylere ilişkin önemli bilgiler paylaştı. 

 

Deneylere ilişkin bilgiler:

1 - UYNA 

Bilim Misyonun Adı: 

Uzay İçin Yeni Nesil Alaşımlar

 

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: 

TÜBİTAK MAM - Ömür Can Odabaş

 

Deneyin Tanımı: 

Yüksek Entropili yeni nesil uzay alaşımları. Yüksek sıcaklıklara dayanıklı, yüksek mukavemetli alaşımların üretilmesi çalışması, KIBO modülünde bulunan ELF kullanılarak gerçekleştirilecektir. Ergitme ve katılaşma prosesleri sırasında termofiziksel ve kristal büyümesi, gibi özellikler üzerinde yerçekimsiz ortam etkileri araştırılacaktır. Ülkemizin uzay, havacılık ve savunma sanayii için yeni nesil malzeme geliştirme kabiliyeti kazanmasında önemli katkısı olması hedeflenmektedir.

 

Kısa Bilgi Metni:

Geleneksel malzemelere göre yüksek sıcaklıklara ve fiziksel yüklere dayanıklılık gibi üstünlükleri ile öne çıkan yeni nesil – orta ve yüksek entropili alaşımların üretimi, uzay, havacılık ve savunma sanayii için ülkemiz adına edinilmesi önemli bir kabiliyet.

UYNA deneyi için TÜBİTAK MAM araştırmacılarının tasarladığı yeni nesil metal malzemeler, Japon Uzay Ajansı (JAXA) tarafından çeşitli testlerden geçirilerek uzay koşullarındaki testlere elverişli oldukları onaylandı. 

Uluslararası Uzay İstasyonu’nun KIBO modülünde yer alan elektrostatik levitasyon fırınında (ELF) gerçekleşecek olan UYNA deneyinde, ilk defa yeni nesil metal malzemelerin mikro yer çekimli ortamda ergitme ve katılaşma sürecinde termodinamik ve fiziksel özellikleri araştırılacak.

Araştırma sonucunda, literatüre önemli katkı verilmesinin yanında ülkemizin uzay, havacılık ve savunma sanayii için yeni nesil malzeme geliştirme kabiliyetinin artırılması hedefleniyor. 

 

2 - gMETAL

Bilim Misyonun Adı: 

Katı Fazdaki Parçacıkların Bir Akışkan İçindeki Dinamiğine Yerçekimsiz Ortam Etkisi 

 

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: 

TÜBİTAK MAM - Prof. Dr. İskender Gökalp / Prof.Dr.Ahmet Yozgatlıgil

 

Deneyin Tanımı: 

Kimyasal tepkimesiz koşullarda, katı parçacıklar ile akışkan ortamı arasında homojen bir karışımın oluşturulmasına yerçekiminin etkisi araştırılacaktır.  Böylece uzay araçlarının itki sistemlerinin daha verimli hale getirilmesi sağlanacaktır. 

 

Kısa Bilgi Metni:

gMETAL deneyi ile, kimyasal tepkimesiz koşullarda, katı parçacıklar ile akışkan ortamı arasında homojen bir karışımın oluşturulmasına yerçekiminin etkisi araştırılacak.  Böylece itki üretiminde metal parçacıkları kullanacak uzay aracı motorlarının daha verimli hake getirilmesine yönelik bir ön çalışma yapılmış olacak.

Deney sonuçlarının, uluslararası bir proje olan Mars misyonlarına katkı verebilecek nitelikte olduğu, Mars gezegeni üzerinde güneş enerjisine ilave bir enerji kaynağı yaratarak, uzayın ekonomik gelişimini tetikleyecek etkileri olacağı öngörülüyor.

Ayrıca, yapılan araştırma yeryüzünde sürdürülebilir enerji kaynakları arayışına da katkı verecek. Yanma süreçleri sera gazı üretmeyen ve küresel ısınmaya yol açmayan metal parçacıklarının döngüsel ekonomiye uygun bir şekilde enerjiye dönüştürülmesinin optimize edilmesini sağlayarak, insanlığa fosil enerji kaynaklarından kurtulabilmek için, hidrojenin yanında, ikinci bir alternatif sunacak.

3 - UzMAn

Bilim Misyonunun Adı: 

Uzay Görevleri için Mikroalgal Yaşam Destek Üniteleri

 

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: 

Boğaziçi Üniversitesi - Dr. Öğr. Üyesi Berat Haznedaroğlu

 

Deneyin Tanımı: 

Dünyada zorlu koşullara adapte olan mikroalg türlerinin yerçekimsiz koşullar altında büyüme ve dayanıklılık testlerinin gerçekleştirilmesi, metabolik değişikliklerinin incelenmesi, CO2 yakalama performanslarının ve O2 üretim kabiliyetlerinin belirlenmesi için Bilim Misyonu ortağı TÜBİTAK MAM ile birlikte yaşam destek sistemi geliştirilmesi hedeflenmektedir.

 

Kısa Bilgi Metni:

Misyonun temel amacı, mikroalglerin uzay koşullarında nasıl büyüdüğünü ve hayatta kalabildiğini anlamak. Mikroalgler, su içinde yaşayan küçük bitkilerdir ve fotosentez yaparak karbondioksiti oksijene çevirebilirler. Bu özellikleri, uzay istasyonunda yaşam destek sistemleri için çok önemli.

Bu deneyde, Dünya'daki zorlu ortamlarda yaşayabilen mikroalgler, özellikle Antarktika'dan toplanan türler, Uluslararası Uzay İstasyonu'nda test edilecek. Araştırmacılar, bu alglerin uzaydaki sıfır yerçekimi koşullarında nasıl büyüdüğünü, karbondioksiti nasıl oksijene dönüştürdüğünü ve hayatta kalabildiğini inceleyecekler. 

Uzay istasyonundan Dünya'ya dönen mikroalg örnekleri, RNA dizileme adı verilen bir teknikle incelenecek. Bu inceleme, mikroalglerin metabolizmalarının uzay koşullarında nasıl değiştiğini göstererek bilim dünyası için yeni bilgiler sunacak. 

Kısacası, bu misyon, uzayda yaşam destek sistemlerini geliştirmek için mikroalgleri kullanma potansiyelini araştırıyor ve bu alglerin uzaydaki koşullara nasıl tepki verdiğini anlamayı hedefliyor.

4 - EXTREMOPHYTE 

Bilim Misyonun Adı: 

Ekstrem Halofit olan Schrenkiella Parvula’nın Tuz Stresine Verdiği Yanıtların Uzay Ortamında Araştırılması 

 

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: 

Ege Üniversitesi - Prof. Dr. İsmail Türkan

 

Deneyin Tanımı: 

Uzayda ve yeryüzünde yetiştirilen ve de tuz stresine maruz bırakılan A. thaliana ve S. parvula bitkilerinde yeni nesil dizileme ile (RNA-seq) transkriptomun ortaya konulması ve mikro yerçekiminde glikofitik ve halofitik bitkilerin tuz stresine verdikleri bazı fizyolojik ve moleküler yanıtların karşılaştırması hedeflenmektedir.

 

Kısa Bilgi Metni:

Extremophyte deneyi ile, Türkiye’ye özel bir bitki olan, Tuz Gölü’nde yetişen ve zor koşullara dayanıklı olmasıyla bilinen bir bitki (S. Parvula) ilk defa Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yetiştirilecek. 

Araştırmacılar tarafından, bu bitkilerin yeni nesil dizileme (RNA-seq) ile transkriptomu ortaya konulacak ve gen ifadelerinde mikro yerçekimi ve uzay ortamının yarattığı etkiler nedeniyle oluşacak değişiklikler ve bu değişikliklerin etkileri incelenecek. 

Uzay’daki mikrogravite ortamı ve uzay yolculuğunun kendisi dünyada yaşayan canlılar için çok büyük bir stres oluşturuyor. 

Uzayda bitkilerin yetiştirilmesi hem yolculuk süresince hem de kurulması planlanan Ay ve Mars üslerinde yiyecek gereksinimini sağlaması, oksijen üretmeleri nedeni ile önemlidirler. Ayrıca uzayda insan kaynaklı atık suyun yeniden kullanılabilmesi için de bitkilere gereksinim vardır. Bu nedenle bitkilerin uzay koşullarında yetiştirilmesi ve verimin optimize edilmesi uzaydaki yaşam destek sistemleri için yaşamsal bir önem taşımaktadır. 

Uzay koşullarında ekstrem şartlara uyum sağlayabilecek bitkilerin yetiştirilmesi pek çok açıdan avantajlı olacaktır. Ancak bugüne kadar ekstremofit bitkilerin yeryüzündeki strese uyum özelliklerini uzay ortamında devam ettirip ettiremediği daha önce araştırılmamıştır. 

Bu nedenle EXTREMOPHYTE deneyi bitki bilimi literatürüne bu yönüyle katkı verecektir. Önümüzdeki yıllarda uzay ortamında bitkisel üretimin yönlendirilmesi için temel bilgi girişi sağlayacaktır. Bunun yanında ayrıca ülkemizden araştırmacıların uzay biyolojisi ve uzayda bilimsel deney tasarlama, gerçekleştirme konularında deneyim kazanacaklardır.  

 

5 - METABOLOM

Bilim Misyonun Adı: 

Uzay Görevlerinde Bulunan Astronotların Metabolom/Transkriptomlarındaki Değişimlerin Analizi ve Ulusal Omik Veri Setlerinin Oluşturulması

 

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: 

Ankara Üniversitesi - Prof. Dr. Emel Emregül

 

Deneyin Tanımı: 

Uzay uçuşu, insanların yaşayabileceği en zorlu fiziksel koşullardan biridir. Astronotlar uzay görevleri sırasında düşük yerçekimi, uzay radyasyonu, değişen fiziksel aktivite, beslenme sorunları, uykusuzluk, yüksek g ve hiperoksi gibi çevresel streslere maruz kalmaktadır.

Araştırmamız, uzay koşullarının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Ayrıca bu olumsuz etkilerin azaltılmasına yönelik olarak, uzay görevine katılan astronotumuzun, uzay ortamı koşullarının etkisiyle gen ekspresyonlarında ve metabolizmalarında gerçekleşen fizyolojik ve biyokimyasal değişimlerin incelenmesi hedeflenmektedir. Bu çalışma ile, vücuttaki sistem çapındaki değişikliklerin astronotlarımızın sağlığına yönelik olası risk faktörlerinin anlaşılmasında yeni bilgiler sağlanması, ülkemizdeki uzay araştırmalarında yerçekimi fizyolojisi, havacılık ve uzay tıbbı gibi konularda çalışacak olan uzmanlara daha fazla araştırma yapmak için faydalı veriler edinilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Dünya’daki var olan hastalıklar için yeni tedaviler ve önleyici tedbirlerin geliştirilmesinde faydalı olabileceği düşünülmektedir. 

 

Kısa Bilgi Metni:

Uzay görevleri, insan vücudunun maruz kalacağı en zorlu fiziksel koşullardan biridir. Astronotlar uzay görevleri boyunca birçok çevresel strese maruz kalmaktadır. Fırlatma sırasında maruz kalınan yüksek merkezkaç kuvveti (g-kuvveti), düşük yerçekimi, uzay radyasyonu, yüksek veya düşük oksijen miktarı, uyku düzensizliği, beslenme sorunları ve değişen fiziksel aktivite zorlu fiziksel koşulların başlıcalarıdır.

METABOLOM bilim misyonu kapsamında, astronotlardan toplanacak olan kan, idrar ve tükürük örnekleri üzerinde yapılacak olan moleküler düzeydeki detaylı analizler (metabolomik ve transkriptomik) ile uzay koşullarının insan sağlığı üzerindeki etkilerinin ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Toplanan biyolojik numunelerde, uzay koşulları etkisiyle değişen tüm metabolizma ürünleri ve bunlarla ilişkili gen ifadelerinin değişimleri bütünüyle araştırılacaktır.

Bu araştırmadan elde edilecek veriler aracılığıyla astronotların sağlığına yönelik olası risk faktörlerinin anlaşılmasında yeni bilgiler sağlanması amaçlanmıştır. Ayrıca ülkemizde yerçekimi fizyolojisi, havacılık ve uzay tıbbı alanında gelecek yıllarda yapılacak olan çalışmalar için uzmanların faydalanması amacıyla bir moleküler veri bankası oluşturulmasına yönelik ilk adım atılacaktır.

Araştırmanın sonuçlarının Dünyada var olan hastalıklar için, yeni tedaviler ve önleyici tedbirlerin geliştirilmesinde faydalı olabilecek potansiyele sahip olduğu düşünülmektedir.

6 - MİYELOİD

Bilim Misyonun Adı: 

Uzay Misyonuna Katılan Bireylerde Radyasyona Maruz Kalmanın Kanser İçin Öncül Lezyonlar Olan Periferik Kandaki Miyeloid-Kökenli Baskılayıcı Hücrelere Etkisinin İncelenmesi

 

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: 

Hacettepe Üniversitesi, Prof. Dr. Güneş Esendağlı

 

Deneyin Tanımı: 

Miyeloid kökenli baskılayıcı hücreler (MKBH) kanser gibi kronik inflamasyon süreçlerinde yüksek düzeyde üretilerek immün baskılama yapan, kanser progresyonunu ve metastazı destekleyen, heterojen immatür miyeloid hücre popülasyonudur. Bu çalışma ile, uzay misyonu katılımcılarının maruz kalacağı yolculuk ve uzay koşulları, kozmik radyasyon hasarının immünolojik olarak MKBH hücreleri düzeyinde ölçülmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

 

Kısa Bilgi Metni:

MIYELOID Deneyi kapsamında,ultraviyole ışınları, galaktik kozmik radyasyon, yer çekimi değişiklikleri, solunan hava ve ortam, yolculuk ve uzayda kalış boyunca maruz kalınan tüm zorlu faktörlerin astronotlarımızın bağışıklık sistemini ve kan yapımı sürecini nasıl etkilediği belirlenecektir. 

Bağışıklık sistemindeki değişiklikler miyeloid tipteki kan hücreleri özelinde araştırılacak, bu hücrelerin özellikleri ve fonksiyonlarındaki değişimler uçuş öncesi ve dönüşte karşılaştırılacak ve uzay yolculuklarının kanser dahil bağışıklık sistemini ilgilendiren pek çok hastalık üzerine olabilecek etkisi hakkında çıkarımlar dünya bilim literatürüne ilk kez kazandırılacaktır. Bu sayede uzay yolculuklarının bağışıklık sistemi üzerine olabilecek olumsuz etkilerini gidermek üzere önlemler alınması da mümkün olabilecektir. 

 

7 - MESSAGE

Bilim Misyonun Adı: 

Microgravity Associated Genetics Science Mission/Mi̇kroyerçeki̇mi İli̇şki̇li̇ Genetik Bi̇lim Misyonu 

 

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: 

Üsküdar Üniversitesi, Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan

 

Deneyin Tanımı: 

Yerçekimsiz ortamdan etkilenen henüz işlevi keşfedilememiş genlerin tespit edilmesi ve uzay görevlerinde, bağışıklık hücrelerinden hangilerinin yer çekimi tarafından direkt olarak etkileneceğinin, CRISPR gen mühendisliği yöntemleri ile belirlenmesi hedeflenmektedir.

 

Kısa Bilgi Metni:

"MESSAGE Bilim Misyonu," Türk astronotumuzun mikro yer çekimi altındaki bağışıklık sistemi tepkilerini inceleyerek uzayda yaşamın sağlık üzerindeki etkilerini aydınlatmayı amaçlıyor. 

Araştırma, astronotumuzun 14 günlük uzay görevi boyunca mikro yer çekimi koşullarında bağışıklık hücrelerinin nasıl davrandığını, 25.000 genin yer çekimsiz ortamda nasıl etkilendiğini anlamak için tasarlandı. Bu deney, uzayda yaşamın temel sağlık boyutlarına ilişkin kritik anlayışları derinleştirerek gelecekteki uzay misyonlarının insan sağlığı üzerindeki etkilerini daha iyi anlamamıza katkıda bulunacak.

Uzun uzay seyahatleri ve Mars-Ay kolonileşme planları, astronotların sağlıklı kalabilmesi açısından bağışıklık sistemlerinin nasıl tepki verdiğini anlamamızı zorunlu kılıyor. Bu noktada, MESSAGE Bilim Misyonu, mikro yer çekimi altında astronot bağışıklık sistemlerinin tepkilerini çözümlemek ve uzun vadeli uzay görevlerinin sağlık üzerindeki etkilerini anlamak için önemli bir adım atıyor. Astronotların bağışıklık sistemi, mikro yer çekimi koşullarında nasıl değişiklik gösteriyor, uzayda geçirilen süre arttıkça nasıl adapte oluyor, bu sorulara cevap vererek astronot sağlığını korumak ve uzayda kolonileşmeye yönelik planları güçlendirmek hedefleniyor. MESSAGE Bilim Misyonu, bu kritik konuda aydınlatıcı veriler sunarak uzun vadeli uzay seyahatlerinin ve kolonileşme hedeflerinin daha güvenli ve sürdürülebilir olmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor.

 

8 - ALGALSPACE 

Bilim Misyonun Adı: 

Uzay Koşullarında Antarktika ve Ilıman Mikroalg Yetiştiriciliğinin Karşılaştırmalı Bir Çalışması

 

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: 

Yıldız Teknik Üniversitesi – Prof. Dr. Didem Özçimen

 

Deneyin Tanımı: 

Uzayda, Antarktik ve ılıman bölge mikroalglerinin büyüme verileri karşılaştırılarak, literatürde ilk kez kutup alglerinin uzayda kullanımına yönelik bir çalışma gerçekleştirilecektir. Uzayda algler: CO2'den O2 rejenerasyonu, Ek gıda temini, Su iyileştirme, Yaşam destek alanlarında kullanılmak amaçlarıyla araştırılacaktır.

 

Kısa Bilgi Metni:

ALGALSPACE deneyi ile ülkemiz kaynaklarıyla düzenlenen kutup bilim seferleri kapsamında temin edilen ekstremofilik mikroalgler ile ılıman koşullarda yetişen mikroalglerin uzay ortamında karşılaştırmalı üretimi gerçekleştirilecektir. 

Uzayda ekstremofilik mikroalgler ile yapılan herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. 

Önerilen proje ile Türkiye’nin Antarktika bölgesindeki istasyonundan toplanan mikroalglerin üretimi ilk kez uzayda denenecek, ılıman koşullara elverişli mikroalgler ile karşılaştırılacak ve çeşitli analizler gerçekleştirilecektir.

Gelecekte hem uzay görevlerinde hem de uzay yaşamında alglerin yenilenebilir ve sürdürülebilir bir üretiminin gerçekleştirilmesi ve kullanım potansiyelinin belirlenmesi, özellikle gıda, sağlık ve çevre açısından insanlığa fayda sağlayacaktır. Alglerden üretilecek katma değeri yüksek ürünler de ekonomik ve biyo-ekonomik kalkınma için kritik bir öneme sahiptir.

9 - CRISPR – GEM 

Bilim Misyonun Adı: 

Mikro Yerçekimi Altında Bitkilerde CRISPR Gen Düzenleme Verimliliğinin Araştırılması

 

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: 

Yıldız Teknik Üniversitesi – Tuğçe Celayir

 

Deneyin Tanımı: 

İnsanlığın uzaydaki geleceği için aşılması gereken en büyük engellerden bir tanesi olan, uzun süreli uzay görevlerinde sürdürülebilir bir sistemin sağlanamaması sorununu çözmek amacıyla tasarlanan biyorejeneratif yaşam destek sistemlerinin iskeleti olan bitkilerin, uzay görevi sırasında meydana gelen biyolojik ve biyolojik olmayan stresler karşısındaki savunma mekanizmalarının anlaşılması ve geliştirilmesine yönelik olarak, moleküler biyolojinin modern gen düzenleme tekniklerinden bir tanesi olan CRISPR tekniğinin mikro yerçekimi ortamda bitkiler üzerindeki etkinliğinin araştırılmasını amaçlamaktadır. 

 

Kısa Bilgi Metni:

İnsanlık için Mars'a gitme ve uzay görevlerini sürdürme hedefinde, bitkilerin önemi büyüktür. Besin ve oksijen sağlayarak, uzayda bitkilerin daha sağlıklı ve verimli yetiştirilmesi ise kritik bir araştırma alanıdır. Uzayda daha sağlıklı ve verimli bitkiler yetiştirmek, Türkiye'nin ilk uzay deneylerinden biri olan CRISPR-GEM projesinin hedefidir. 

Bu proje, genetik mühendislik yöntemlerinden bir devrim olan Crispr tekniğini kullanarak bitkilerin sağlığını ve verimini artırmayı amaçlıyor. Bütün canlılar gen adı verilen, nesilden nesile aktarılan ve yaşamsal faaliyetlerini sürdürmeleri için kilit rol oynayan kod benzeri yapılara sahiptirler. CRISPR, genler üzerinde değişiklik yapma imkânı tanıyan bir tekniktir. Projede, bitkilerde uzay ve Dünya koşullarında genetik değişiklikler test edilerek, CRISPR tekniğinin uzayda ne kadar etkili olduğu ilk defa araştırılacak. Elde edilen sonuçlar, uzayda yetiştirilecek bitkilerin daha sağlıklı ve verimli olmasına yönelik önemli bilgiler sunacak, böylece insanlığın uzay keşiflerine önemli bir katkı sağlanacaktır.

Fırlatma öncesi gerçekleştirilen yoğun bilimsel çalışmalar sonucunda, astronot Alper Gezeravcı tarafından uzay görevi sırasında uygulanmak üzere deney düzeneği kurulmuş ve gerekli biyolojik materyaller hazırlanmıştır. Projenin en kritik aşamaları tamamlanmış olup, kontrollü testler ve analizlerle uzay görevi öncesi doğrulamaları gerçekleştirilmiştir. Uluslararası Uzay İstasyonu üzerinde şuan deneylerimizin yerçekimsiz ortamda uygulanacak kritik kısımları Alper Gezeravcı tarafından icra edilmektedir. 

10 - PRANET 

Bilim Misyonun Adı: 

Propolisin Anti bakteriyel Etkisi (PRANET) 

 

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: 

Muş Bilim ve Sanat Merkezi - Birsen Geçer

 

Deneyin Tanımı: 

Propolis, çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde yaygın olarak kullanılan, haricen kullanılmasında da herhangi bir yan etki bulunmayan bir maddedir. Bilim misyonu ile, propolis maddesinin mikro yerçekimi ortamındaki bakteriler üzerindeki etkisi araştırılacaktır. Kontrol ve deney grupları oluşturularak propolisin anti bakteriyel etkisi test edilecek, sonuçların yer çekimli ortam ile benzer sonuçlar verip vermeyeceği karşılaştırılacaktır.

 

Kısa Bilgi Metni:

Propolis; bal arıları tarafından çeşitli bitkilerin yaprak, gövde ve tomurcuklarından toplanan, balmumu ve reçine içeren bir maddedir. Arılar bu maddeyi kovan içi sterilizasyonu ve kovanın yalıtımında kullanmaktadır. 

PRANET deneyi ile, çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde yaygın olarak kullanılan, haricen kullanılmasında da herhangi bir yan etki bulunmayan, antibakteriyel özelliği birçok bilimsel çalışma ile ortaya konulmuş propolis maddesinin mikro yerçekimi ortamındaki bakteriler üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmaktadır. 

Propolisin mikro yerçekimi şartlarında da bakteriler üzerinde etkili olduğunun gösterilmesi  halinde, uzay ortamında kullanılabilecek, alternatif doğal bir antibakteriyel seçenek olduğu ortaya konulmuş olacaktır. Uzay ortamından alınan bakteri örneklerinin incelenmesi sonucunda uzay istasyonundaki bakteri florasına dair bilgiler elde edilecektir. Bu bilgiler kullanılarak mevcut mikroorganizmalar hakkında analizler yapılabilecektir.

 

11 - VOKALKORD

Bilim Misyonun Adı: 

Uzay’da Yaşamaya Karşı Oluşan Hayati Tepkimelerin Vokal Kord Kaynaklı Değişimler İle Tespiti Ve Düşük Yerçekimsizliğin Sebep Olduğu Rahatsızlıkların Ses Frekansları İle Tanımlanması 

 

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: 

Haliç Üniversitesi - Prof. Dr. Gökhan AYDEMİR

 

Deneyin Tanımı: 

Solunum sistemi fizyolojisi içerisinde yapay zeka desteği ile Seste meydana gelen frekans değişiminden rahatsızlıkların tespit edilmesi ve yerçekimsiz ortamın etkilerinin insan sesi üzerine etkilerinin araştırılması hedeflenmektedir.

 

12 - OKSİJEN SATURASYONU

Bilim Misyonun Adı: 

Solunum Sistemi Fizyolojisi İçerisinde Yapay Zeka Desteği İle Verilen Havanın Oksijen Seviyesini Hesaplayarak Düşük Yer Çekiminin Sebep Olduğu Rahatsızlıkların Tanımlanması 

 

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: 

Nişantaşı Üniversitesi-Oğuzhan Aydemir

 

Deneyin Tanımı: 

Hastalıkların tedavisinde erken teşhisin önemi hayatidir. Yapay zeka desteği ile verilen havanın oksijen seviyesini hesaplayarak düşük yer çekiminin sebep olduğu farklılıklar ve rahatsızlıkların tanımlanması hedeflenmektedir.

 

13 - MİYOKA

Bilim Misyonun Adı: 

Mikro Yerçekimi Ortamında Kurşunsuz Lehimleme Araştırması 

 

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: 

TÜBİTAK UZAY - Hakan Asan

 

Deneyin Tanımı:

Mikro yerçekimi ortamında gerçekleştirilecek kurşunsuz lehimleme deneyi ile ilk Türk Uzay yolcusu UUİ’de elektronik kart üzerine kurşunsuz bileşen montajı gerçekleştirecektir. Uzay görevi sonrası dünyaya getirilecek elektronik kartlar TUBİTAK UZAY tarafından ayrıntılı incelemeye tabii tutularak mikro yerçekiminin kurşunsuz lehimleme sürecine etkileri bilim dünyasının kullanımına sunulmak üzere raporlanacaktır.

 

Kısa Bilgi Metni:

TÜBİTAK UZAY, kuruluşundan bu yana kendisini Türk uzay endüstrisinin gelişimine adamıştır ve bilim misyonu programı, bu önemli rolü sürdürmesinde kilit bir rol oynamaktadır. Mikro yerçekimi ortamında gerçekleştirilecek kurşunsuz lehimleme deneyi ile ilk Türk Uzay yolcusu UUİ’de elektronik kart üzerine kurşunsuz bileşen montajı gerçekleştirecektir. Uzay görevi sonrası dünyaya getirilecek elektronik kartlar TUBİTAK UZAY tarafından ayrıntılı incelemeye tabii tutularak mikro yerçekiminin kurşunsuz lehimleme sürecine etkileri bilim dünyasının kullanımına sunulmak üzere raporlanacaktır.

 

MIYOKA deneyi ile birlikte;

    * Yeni uzay yaklaşımına dair uygulamalar gerçekleştirilecektir,

    * Uzay ve savunma sanayine kurşunsuz lehimleme konusunda kritik bilgiler sağlanacaktır.

    * Saf kalay üzerinde kalay saçaklanması araştırması gerçekleştirilecektir,

    * Mikroyerçekimi ortamında üretim süreçlerine tarihçe kazandırılacaktır.

Son olarak MIYOKA deneyinden elde edilecek kazançlar, alçak dünya yörüngesinde (örneğin: Ay, Mars) gelecekteki uzun süreli insanlı keşif görevleri için gerekli olan elektronik yeniden işleme, onarım ve modifikasyon yeteneklerini geliştirmemize olanak tanıyacaktır.

 

 

 

 

Yapay Zekâ Ekosistem Çağrısı, üniversite/kamu araştırma merkez ve enstitülerindeki bilgi birikiminden faydalanılarak, Türkiye’de yerleşik ve proje sonuçlarını Türkiye’de uygulamayı taahhüt eden şirketlerimizin geliştirdiği yapay zekâ teknolojilerinin; yapay zekâ çözümlerine kendi bünyelerinde ihtiyaç duyan şirketlerimizin ihtiyaçları doğrultusunda ürün ya da çözümlere dönüştürülmesine katkı sağlamaktadır. 

Bu program kapsamında ilk aşamada beş öncelikli alan desteklenecektir. Bu öncelikli alanlar 

(1) Akıllı Üretim Sistemleri, 

(2) Akıllı Tarım, Gıda ve Hayvancılık, 

(3) Finans Teknolojileri, 

(4) İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik

(5) Akıllı Eğitim Teknolojileri

 olarak belirlenmiştir. 

Bu destek modelinde, yapay zekâ çözümlerine ihtiyaç duyan müşteri kuruluşların, teknoloji sağlayıcı olarak en az bir şirket, bu konuda tecrübeli en az bir üniversite araştırma laboratuvarı/merkezi ya da kamu araştırma merkezi/enstitüsü ve TÜBİTAK Yapay Zekâ Enstitüsü ile konsorsiyum oluşturmaları beklenmektedir. Proje başvurusu yapacak konsorsiyumun başvuru öncesi bir iş birliği sözleşmesi imzalaması gerekmektedir.

Proje başvuruları TEYDEB Proje Değerlendirme İzleme Sistemi (PRODİS) üzerinden 3 Haziran 2024 -  31 Temmuz 2024 (saat 23:59) tarih aralığında alınacaktır.

Ön kayıt işlemlerinin 29 Temmuz 2024, saat: 17:30’a kadar tamamlanması ve gerekli belgelerin TÜBİTAK’a iletilmesi gerekmektedir.

Ön kayıt işlemlerini tamamlamış olan kuruluşlar ise, proje önerilerini ilgili tarihe kadar PRODİS üzerinden TÜBİTAK’a sunabilirler.

1711 - YAPAY ZEKÂ EKOSİSTEM 2024 ÇAĞRI DOKÜMANI