Proje Özeti Literatürde 'doğa yoksunluğu sendromu' olarak tanımlanan ve dijital ekranlara sıkışmış günümüz gençliğini tehdit eden doğaya yabancılaşma sorununa bilimsel bir çözüm sunmak projenin temel hareket noktasıdır. "Bilim Samsun’la Griden Yeşile" projesi; doğayı sadece uzaktan izlenen bir manzara olmaktan çıkarıp, keşfedilmeyi bekleyen canlı bir "açık hava laboratuvarına" dönüştürmeyi amaçlar. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin "köklerden geleceğe" vizyonuyla örtüşen bu girişim; öğrencilerin doğadaki neden-sonuç ilişkilerini STEAM disipliniyle analiz etmelerini, ekolojik okuryazarlığı bir yaşam kültürü haline getirmelerini ve doğaya karşı "tüketen" değil "koruyan, üreten ve ilham alan" bireyler olarak yetişmelerini hedeflemektedir. Projenin hedef kitlesini, Samsun’da yaşayan ve şehirleşmenin getirdiği mekânsal kısıtlılıklar nedeniyle doğadan uzak kalmış 11-14 yaş aralığındaki 40 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Proje kapsamı; Samsun Nebiyan Dağı’nın endemik ve zengin florasını merkez üssü alarak; fen, teknoloji, mühendislik, sanat ve matematiği (STEAM) doğanın kalbinde sentezleyen bütüncül bir eğitim programıdır. Katılımcılar, dört duvar arasındaki teorik bilgiyi; orman ekosisteminde, biyomimikri atölyelerinde ve sürdürülebilir enerji tasarımlarında yerinde (in-situ) deneyimleyerek içselleştireceklerdir. Projede; sorgulamaya dayalı öğrenme, tasarım odaklı düşünme ve biyomimikri tabanlı disiplinler arası yöntemler kullanılacaktır. Öğrenciler; "Kuşlardan İHA’lara" ile aerodinamiği kuş kanatlarından öğrenecek, "Doğada Fibonacci" ile bitkilerdeki matematiksel altın oranı keşfedecek ve "Güneş Enerjili Tekneler" ile yenilenebilir enerjiyi somutlaştıracaklardır. Süreç; bilimsel geçerliliği kanıtlanmış güvenilirliği .93 olan "Doğa İlgisi Ölçeği" ile nicel, "Doğa Kaşifi Günlüğü" ile nitel olarak izlenecek ve raporlanacaktır. Proje sonunda öğrencilerin; problem çözme, analitik düşünme ve bilimsel süreç becerilerinin gelişmesi, doğaya yönelik bilişsel, duyuşsal ve değersel ilgilerinin artması ve edindikleri bu vizyonla çevrelerinde sürdürülebilir bir gelecek inşa eden `Doğa Elçileri’ne dönüşmeleri beklenmektedir