Arama

+
-
0

Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında hayata geçirilen INNOFOOD Projesi’nin kapanış Gebze'de yer alan TÜGİP Gıda İnovasyon Merkezi'nde, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil’in ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal'ın katılımıyla gerçekleşti.

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nin nihai faydalanıcısı ve Giresun Ticaret Borsası, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası ile Gaziantep Ticaret Borsası’nın bölgesel ortak olduğu bu önemli buluşmada, ülkemiz gıda sektöründe önemli bir dönüm noktası olan INNOFOOD Projesi ile elde edilen başarıları paylaşmak ve gelecekteki iş birlikleri için sektör paydaşları bir araya geldi. 

Türkiye, Dünya’da Lider Üretici

Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil, gıda mamulleri ihracatında 2023 yılında yüzde üç buçuk artış olduğunu yirmi altı milyar dolar olarak gerçekleştiğini kaydetti. Yozgatlıgil, “Bu kapsamda yirmi senedir net ihracatçı konumunda olan gıda sanayi gücünü ağırlıklı olarak tarımsal üretimden almaktadır. Öte yandan dünya gıda ve içecek ihracatında Türkiye tarım ürünleri ihracatıyla yirmi birinci sırada bulunmaktadır. Küresel ihracattan yüzde bir buçuk pay almış olan ülkemizin birim ihracat değeri yaklaşık 1.2 dolar kilogram başınadır” diye konuştu. 

Küresel ölçekte Türkiye, üretilen tarımsal üründe 68 milyar Amerikan Doları ile ilk 10 sırada yer aldığını bildiren Yozgatlıgil, Avrupa’da birinci sırada olan Türkiye’nin özellikle fındık, kayısı, incir ve kiraz üretiminde dünyada lider üretici konumunda olduğunun altını çizdi. Yozgatlıgil, “Türkiye gıda ürünlerinin üretimi, işlenmesi Avrupa ve Orta Doğu’nun pazarlarında ihracatı konusunda da bölgesel üst konumdadır. Türkiye’nin 600 milyon nüfusa ulaşan yakın coğrafyasında önemli bir ekonomi oluşturdu ve şu anda yüzde 1.5 civarında olan bu bölgedeki pazar payını kısa zamanda önümüzdeki on yıl içerisinde yüzde üçe çıkarmayı hedefliyor” dedi. 

“İklim değişikliği ve sürdürülebilirlik günümüzde önemli”

Her sene gıda ve içecek sektöründe iki bin yeni işletmenin kurulduğunu söyleyen Yozgatlıgil, sözlerine şöyle devam etti:

 “Bu işletmelerin yüzde 99’u KOBİ niteliğinde. Bu rakamlara baktığımızda Türkiye açısından tarım ve gıda sektörlerinden elde edilecek gelir artışı, toplum refahı ve yaşam kalitesini artırmada önemli bir potansiyel taşımaktadır. Diğer taraftan tarım, gıda ve bunlarla ilgili araştırma, teknoloji geliştirme ve inovasyon süreçleri hızla artan dünya nüfusu, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik olguları hiç olmadığı kadar günümüzde önemli hale gelmiştir.” 

2023 yılında 19 ülkede 27 gıda ihracat yasağı

2023 yılında 19 ülkenin 27 gıdada ihracat yasağı uyguladığını aktaran Yozgatlıgil, iklim krizinin küresel gıda ticaretine bir yansıması olan bu değişimin gıdada yerelleştirilmiş çözümlerin giderek önem kazandığının en açık göstergesi olduğuna değindi. Yozgatlıgil, “Sektörün ekonomi içindeki yerine, önemine, dış ticaret dengesine katkısına, birim icraat değerini artırma ve katma değerli yeni ürünler oluşturma gereksinimine baktığımızda INNOFOOD projemizin çok önemli bir boşluğu dolduracağı aşikardır” diye konuştu. 

Toplam bütçe yaklaşık 27 milyon avro

Toplam bütçesinin yaklaşık 27 milyon avro olduğunu kaydeden Yozgatlıgil, Türkiye’de faaliyet gösteren başta filiz işletmeler ve KOBİ’ler olmak üzere gıda ve içecek imalat sektörünün AR-GE ve inovasyonuna dayalı kurumsal kapasitelerini güçlendirmek, gıda kayıplarını azaltmak, katma değerli ürünlere hem işletmelerin hem de bölgenin rekabet güçlerini arttırmak ve sürdürülebilir gıda AR-GE güvenliğine katkı sağlamanın öncelikli hedefleri olduğunu vurguladı. 

Yozgatlıgil, “Ülkemizde gıda sanayilerinin bu kapsamda ve geniş imkânlara sahip bir altyapı ilk defa hayata geçirilmiştir. TÜGİP Gıda İnovasyon Merkezi, Gaziantep’teki kilo ölçekli entegre Antep fıstığı işletme tesisi, Şanlıurfa ve Giresun’da kurulan gıda araştırma ve analiz merkezleri bütünsel olarak gıda sanayiine ve dolayısıyla ekonomiye çok önemli katkılar sağlama potansiyeline sahiptir” şeklinde konuştu.

Giresun ve Şanlıurfa laboratuvarları sayesinde analiz yapılacak

Gıda sanayi firmaları, üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları, çatı kuruluş temsilcilerinin sektörün sorunlarını tartışmakta olduğunu bildiren Yozgatlıgil, dünyada ve Türkiye’de öne çıkan tematik alanlar için ileriye yönelik yol haritaları çıkarmakta, yeni araştırma ve inovasyon alanları belirleyerek iş birliğiyle yürütülecek platform programlar ve projeler tanımlamakta olduğunu anlattı. Yozgatlıgil, “Giresun ve Şanlıurfa laboratuvarlarında bulunan ileri teknolojili analiz cihazları sayesinde gıda ürünlerinde bölgede yapılamayan analizler yapılacaktır. Bölgedeki gıda endüstrisinin yenilikçi ve rekabetçi yapısına katkı sağlanması yönünde bölge üniversiteleriyle iş birliği, projeler şekillendirmeye şimdiden başlanmıştır” diye konuştu. 

2 patent alındı

Yapılan çalışmalar sonucunda proje kapsamında TÜGİB platformuna bugüne kadar 43 büyük işletme, 28 KOBİ, 24 mikro işletme, 52 filiz işletme, 14 STK, 13 üniversite ve 2 TEKNOPARK olmak üzere 176 üyenin kaydolduğunu vurgulayan Yozgatlıgil, “Bu üyelere 21 adet yeni ürün geliştirip prototipi yapılmıştır. Bu ürünlerden 12’si başarıyla ticarileştirilmiştir. Ayrıca 15 adet patent başvurusunda bulunulmuş ve ikisinde süreç tamamlanıp patent alınmıştır” diye konuştu. 

“Bugün esasında kapanış değil de, yeni bir başlangıç için sizlerle birlikteyiz”

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, konuşmasında şunları vurguladı: "Bugün aslında bir proje kapanışını değil, yeni bir başlangıcı kutlamak için buradayız. Bana göre, projenin açılışından daha önemli bir aşamadayız çünkü bu süreçte öğrendiklerimizi şimdi ortaya koyuyoruz."

Ayrıca projenin altyapıları ve paydaşlarıyla birlikte her dönemde ziyaret edilmesinin önemine vurgu yaparak TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal şunları söyledi: "2010'lu yıllardan önce başlayan ancak resmi olarak 2018 yılından itibaren devam eden bir proje. 2018’de projeye başladığımızda, pandemi öncesi bir dönemdi ve gıdaya olan ihtiyaç ile iklim değişikliği, iklim krizi henüz bu kadar görünür değildi. Özellikle pandemi ile birlikte gıda-arz güvenliğinin önemi arttı. Geleceğe baktığımızda, iklim kriziyle birleştiğinde, gıda, insanların yaşam sürecini toplumsal, sosyolojik ve ekonomik anlamda etkileyecek en önemli başlık olacak."

Prof. Dr. Hasan Mandal, "Bu projeyi, daha doğrusu platformu değerli kılan, onun iş modelidir. INNOFOOD projesi sadece bir araştırma projesi veya araştırma altyapısı olmanın ötesinde, TÜGİP, Türkiye Gıda İnovasyon Platformu'nun bir parçasıdır. İhtiyacımızın ne olduğunu belirlemenin yanı sıra, bu ihtiyacı nasıl çözeceğimiz de büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, INNOFOOD projesini ön plana çıkardık, ancak arka planda platforma daha fazla odaklandık. TÜGİP markası şu anda INNOFOOD markasının önündedir ve bu durumdan memnuniyet duyuyorum. Gelecekte bu projeler daha da anlam kazanacaktır." 

“INNOFOOD projesini kapatırken esasında platformun da geleceğini de konuşuyoruz”

“Bugün INNOFOOD projesini kapatırken esasında platformun da geleceğini de konuşuyor olacağız. Çünkü bu binada bulunan altyapı diğer üç şehrimizdeki altyapılarla birlikte TUGIP devam edecek ve birçok ülkede de örnek göstermeye çalıştığımız bir yapı. Sadece bu altyapıyı kullanmanın ötesinde birbirimizden öğrenmeye çalıştığımız, yani ‘nasıl’ sorusunun cevabını bulmaya çalıştığımız bir ortam ve ben bunun birlikte öğrenmek, birlikte geliştirmek ve birlikte başarma yaklaşımı noktasında çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.”  diyen Mandal, başlangıçta planlanmasa da buranın bir girişim ekosistemiyle de buluşması noktası haline gelmesinden duyduğu memnuniyeti paylaştı: “Büyük kurumsal firmalarımız var. Ama aynı zamanda gıda alanında da, yazılım sektöründe olduğu gibi, diğer dijital teknoloji tabanlı yapılarda olduğu gibi girişim ekosistemini kuvvetlendirebilecek bir ortam oluşturduk. Bu anlamda sadece firmaların birbirinden öğrendiği değil, aynı zamanda geleceğin firmalarının da birbirinden öğrenebilecekleri yapı noktasında bizim için de ilklerden birisi. Bizim derken ülkemiz için de iyi örneklerden birisi.”

MARTEK’in öneminden de bahseden Mandal, “Teknopark mevzuatının 4691 sayılı kanun kapsamındaki sunulan imkanların hepsi bu binada veriliyor. Bu da önemli bir ayrıcalık. Bunu özellikle yurtdışındaki paydaşlarımıza aktardığımızda, bunu çok özel bir statü olarak anlıyorlar. Biz de öyle istiyoruz zaten. Bu çok güzel bir iş modeli.” dedi.

Konunun uluslararası boyutuna da dikkat çeken Mandal, bu platformun aynı zamanda uluslararası görünürlüğümüzü ve uluslararası iş birliklerimizi de artırmak için önemli bir konumda olduğunu vurgulayarak ”Örnek vermek gerekirse bu bir Avrupa Birliği Projesi olabilir, Birleşmiş Milletler Teknoloji Bankası'nın bir uygulama aracı noktasında da olabilir. Bu hafta başında Gana'daydım. Afrika'daki en gelişmiş ülkelerden birisi. Bunu özellikle söylüyorum. Ama baktığımız zaman hala katma değer noktasında gelişebilecek çok fazla alan var. Ellerinde ürünleri var, o ürünlerin katma değerini arttırabilecek çok basit uygulamalar var. Bu mevcut platformun sadece kendi ülkemiz için değil, özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın da hedef gösterdiği dost müttefik coğrafyalarda gelişmekte olan, az gelişmiş olan bu ülke coğrafyalarına da hizmet etme potansiyelinin şu anki mevcut halinden çok daha fazla olabileceğine inanıyorum. Proje tamamlanmış olabilir ancak sonrasında ülkemiz için ve aynı zamanda uluslararası boyutta heyecan ve sorumluluk ile yeni bir başlangıç olacağını düşünüyorum.” diye konuştu.

Konuşmalar sonrasında INNOFOOD Proje Koordinatörü Doç. Dr. Cesarettin Alaşalvar ve INNOFOOD TA Takım Lideri Deniz Bayhan INNOFOOD Projesi Faaliyetleri ve Kazanımları ile ilgili sunumlar gerçekleştirdi. 

Gaziantep Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ünal Şensoy ve Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Serhat Karadağ da INNOFOOD Projesi Bölgesel Paydaşların Faaliyetleri ve Kazanımlarına ilişkin bilgilendirmelerde bulundu. 

Son olarak da CATALYSADE, CEO’du ve TÜBİTAK-TEMEG Grup Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Sanem Yalçıntaş moderasyonunda Deneyim Paylaşım Oturumunda Rol Model ve Teknik Destek Programı ele alındı. 

TÜGİP ve Gıda İnovasyon Merkezi'nin Rolü

INNOFOOD projesi, Türkiye'nin gıda ve içecek sektöründe yenilikçi ve rekabetçi bir yapı oluşturmak için öncü adımlar attı. Proje kapsamında kurulan Gıda İnovasyon Merkezi ve Türkiye Gıda İnovasyon Platformu (TÜGİP), gıda sanayinin Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarını destekleyerek sektöre büyük katkılar sağladı. Bu projeler, gıda sanayinde sürdürülebilir bir geleceği hedefleyerek, Ar-Ge ve yenilik ekosistemimizin daha büyük hedeflere ulaşmasını mümkün kıldı.

Gıda İnovasyon Merkezi, TÜBİTAK MAM Yaşam Bilimleri Başkan Yardımcılığı bünyesinde ve TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi’nde 5 bin 800 metrekare kapalı alanda kuruldu. Merkez, gıda sektörünün ihtiyaç duyduğu Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları için 9 pilot ölçekli işleme hattı ve ileri gıda analizlerinin yapılabileceği araştırma laboratuvarları ile ülkemizin en kapsamlı Ar-Ge çalışmalarına imkân vermekte. Gıda İnovasyon Merkezi, Gaziantep’teki Pilot Ölçekli Entegre Antepfıstığı İşleme Tesisi, Şanlıurfa ve Giresun’da kurulan Gıda Araştırma ve Analiz Merkezleri ile birlikte, gıda sanayine ve dolayısıyla ekonomiye önemli katkılar sağlamaya devam edecek. TÜGİP ise, gıda sanayine yönelik kapsamlı altyapısı ve geniş imkanlarıyla, Türkiye'de ilk defa bu ölçekte hayata geçirilen bir platform olarak öne çıkmakta. Bu merkezler ve platform, gıda sanayi ve TÜBİTAK MAM arasında organik bir bağ kurarak, inovasyon kültürünün sektörde yaygınlaşmasını sağlayacak.

Gelecekteki Hedefler ve Yol Haritası

TÜGİP, vizyonu ve yol haritasıyla gıda sektörüne önemli katkılar veriyor. Türkiye'de faaliyet gösteren start-uplar (girişimler) ve KOBİ'ler başta olmak üzere, gıda ve içecek imalat sektörünün Ar-Ge ve inovasyona dayalı kurumsal kapasitelerini güçlendirmek, gıda kayıplarını azaltmak, katma değerli ürünlerle hem işletmelerin hem de bölgelerin rekabet güçlerini artırmak ve sürdürülebilir gıda arz güvenliğine katkı sağlamak öncelikli hedefler arasında yer alıyor.

INNOFOOD projesi kapsamında, gıda sanayi firmaları, üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları, çatı kuruluş temsilcileri bir araya gelerek sektörün sorunlarını tartışmakta ve ileriye dönük yol haritaları çıkarıyor. Yeni araştırma ve inovasyon alanları belirlenerek iş birliği ile yürütülecek platform programları ve projeler tanımlanıyor, finansal destek gündemine katkı sağlanıyor. Gıda sanayicileri, yeni ürün geliştirme ve ürün iyileştirme faaliyetlerini uygun maliyetle ve kaliteli olarak ölçeklendirme şansı elde ediyor.

Gıda sanayinin ihtiyaç duyduğu alanlarda mühendis ve operatörler için teknik ve uygulamalı eğitim programları düzenlenmeye devam edecek. Giresun ve Şanlıurfa laboratuvarlarında bulunan ileri teknolojili analiz cihazları sayesinde, gıda ürünlerinde bölgede yapılamayan analizler yapılacak ve bölgedeki gıda endüstrisinin yenilikçi ve rekabetçi yapısına katkı sağlanacak.

INNOFOOD projesi, Türkiye’nin gıda ve içecek sektöründe Ar-Ge ve inovasyon odağı olarak önemli bir başarıya imza attı. Kurulan merkezler ve platform sayesinde, teknolojiye sahip olanlar ile teknolojiye ihtiyacı olan kurum ve kuruluşlar birlikte çalışarak üretmeye ve büyümeye devam edecek. TÜGİP ve Gıda İnovasyon Merkezi, gelecekte de sektöre yenilikçi çözümler sunarak, Türkiye'nin gıda sanayisinde rekabet gücünü artırmaya devam edecek.

Slide görseli
innofood
Slide başlığı
INNOFOOD Projesi: Geçmiş Başarılarla Geleceğe Güçlü Bir Başlangıç!
Slide içeriği

INNOFOOD Projesi’nin kapanış etkinliğine Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal katıldı.

Türkiye's first domestic and national communication satellite, TÜRKSAT 6A, was sent into space with a Falcon 9 rocket from SpaceX's launch center at Cape Canaveral in Florida, USA, at 02.30 on the night connecting July 8 to July 9. 

First signal 67 minutes into the launch

The first signal from the satellite was received at 03.51 at the 67th minute, as planned, and one hour after the first signal, the first command was given to TÜRKSAT 6A.

The solar panels, which will provide the energy needed for uninterrupted communication with TÜRKSAT 6A, were deployed on approximately 3 hours after the launch. 

Since the separation, the satellite has been in an elliptical orbit with a perigee of 300 km and an apogee of 70000 km, while the switching on of the subsystems and deployment of solar panels took place according to plan. At 05.24 a.m., at an altitude of 32,479 kilometers, the solar panels were set to sun tracking mode on and energy production reached its maximum level.

Four phases after launch

TÜRKSAT 6A goes through four different phases starting from its temporary orbit until it reaches the target orbit. The first of these is “Orbit Determination”, where the satellite's current orbit is determined by using the satellite's communication systems as the first step after the satellite is separated from the launch vehicle. Then, in the “Firing Parameters Determination” phase, the optimum time, duration and firing direction for chemical propulsion engine ignitions will be determined according to the satellite's position, and these parameters are uploaded to the flight computer, which has completely domestic software and hardware. Then, in the “Firing Commands” phase, the flight computer executes the firing commands at the appropriate moment and the firing is carried out. The final stage, “Orbit Control”, will calculate the satellite's new orbit after the launch and confirm the accuracy of the operation. These operations are repeated until the satellite is in its target orbit.

Since these operations are completed, TÜRKSAT 6A is the first indigenous satellite farthest from Earth, and valuable operational experience have been gained before the Lunar Exploration Program.

Launch euphoria both in the US and Türkiye

TÜRKSAT 6A Launch Ceremony was also held at TÜRKSAT's Gölbaşı campus. Deputy President Cevdet Yılmaz and Minister of Industry and Technology Mehmet Fatih Kacır attended the ceremony, while Minister of Transport and Infrastructure Abdulkadir Uraloğlu, President of Defense Industry Haluk Görgün and TÜBİTAK President Prof. Dr. Hasan Mandal were present at the Cape Canaveral Air Force Station in Florida, USA, where the TÜRKSAT 6A was launched.

“With TÜRKSAT 6A, we have entered a new phase in satellite production”

President Recep Tayyip Erdoğan sent a video message to the launch ceremony of the TÜRKSAT 6A satellite. 

Stating that today we have witnessed another proud occasion for Türkiye and the nation and that the domestic communication satellite TÜRKSAT 6A has just been launched into space, Erdoğan emphasized that more than 81 percent of the subsystems, satellite ground station and software in the 6A project, which is of great importance for Türkiye's future in space, are produced with national facilities.

Stating that SpaceX's Falcon 9 rocket was preferred for the 6A, just like the 5B satellite launched into space 2.5 years ago, Erdoğan expressed his satisfaction with the strengthening of the cooperation established with Elon Musk and SpaceX in various fields.

Stating that Türkiye has increased its presence in space despite all obstacles and restrictions, Erdoğan reminded that they recently carried out the first manned space mission, one of the main goals of the National Space Program. President Erdoğan noted the following:

“With Turksat 6A, we have entered a new phase in satellite production. Our indigenous and national communication satellite 6A will ensure the backup of existing satellites and further increase capacity. Thanks to TÜRKSAT 6A, which is planned to be positioned at a distance of 35,786 kilometers, countries such as India, Thailand, Malaysia and Indonesia, which were previously outside the coverage area, will enter the coverage area. With our new satellite, we will increase the population reached by Türkiye's satellites from 3.5 billion to 5 billion. With 6A, we believe that TÜRKSAT's satellite service exports to the region will increase significantly. In addition, with the launch of TÜRKSAT 6A, Türkiye will become a country capable of producing communication satellites.”

“It is of great importance for our national security”

Pointing out that Türkiye will have a market share in the design and production of satellites and their components thanks to the acquisition of technology and experience, Erdoğan said: “The ability to produce critical technologies such as communication satellites without being dependent on foreign sources is of great importance for our national security.”

Wishing that the TÜRKSAT 6A satellite will be a blessing for Türkiye, the nation and television broadcasting, Erdoğan thanked the Ministry of Transport and Infrastructure, TÜRKSAT, TÜBİTAK, ASELSAN, TAI and CTech for their efforts in realizing the project.

'TÜRKSAT 6A project is an important part of this vision'

Speaking before the launch, Vice President Cevdet Yılmaz said that satellite technologies have become one of the areas of strategic importance. 

Stating that they consider it extremely important to be independent in such a strategic field with domestic and national technologies, Yılmaz said: “The successes we have achieved in the defense industry under the leadership of our President Recep Tayyip Erdoğan are spreading to many fields from space studies to communication technologies. The TÜRKSAT 6A project is an important part of this vision. We are implementing our 'National Space Program', our comprehensive road map that sets Türkiye's goals in space research, satellite technologies and the space industry, step by step. The main objectives of the program include important projects such as the development of domestic and national satellites, the Moon mission, the creation of a space ecosystem and the training of human resources in space technologies. As you know, with the first manned space mission, we have leaped forward in our space goals. We are conducting joint projects and research with international space agencies and organizations, transferring knowledge and technology, and developing our human resources in this field. Events such as TEKNOFEST increase the interest of our people in space technologies and encourage them to pursue a career in this field. I believe that the successes of our country and our citizens will echo more from the sky in the coming period.” With the latest TÜRKSAT 5B, we strengthened our satellite fleet and increased our satellite data communication capacity. On the other hand, we started the production of our domestic and national satellite project TÜRKSAT 6A in order to consolidate our frequency and orbital rights. TÜRKSAT 6A is a product of our National Technology Move and the know-how acquired by our engineers and defense industry. It is the highest-value technology project our country has ever produced. It will operate at 35,786 kilometers, the farthest point we have reached in space, and will set the bar high in the sky. The area served by our communication satellites will expand to include India, Thailand, Malaysia and Indonesia, providing access to communication services to a population of 5 billion. With a service life of approximately 15 years, our satellite has a fuel life of more than 16 years. With TÜRKSAT 6A, Türkiye will take its place among the 11 countries that can build their own communication satellites and send them into space. This level of production will also make it possible to export satellites and many equipment and subsystems developed within the scope of satellites. We have also built up the know-how to transfer satellite technology to friendly and brotherly countries. We will continue to bring technological transformations, which may seem like a dream to some, to our country.”

“We are moving our country step by step forward in the field of space”

Emphasizing that they have built a giant R&D system from scratch in 22 years, Minister of Industry and Technology Mehmet Fatih Kacır said, “Innovation-oriented projects are being implemented. Together, we are building a pioneering Türkiye that produces high technology and added value.” Noting that the flare of this understanding was launched with the breakthroughs in the defense industry, Kacır said, “We have increased the localization rate in the sector from 20 percent to over 80 percent.”

Stating that they see a similar window of opportunity in the field of space technologies, Kacır said that the rapid decline in launch costs has opened the door to the advancement of the remote sector. “As a country with a global claim in technology development and high technology production, we consider it an obligation rather than a preference for our country to benefit from the opportunities offered by space and to protect our interests,” said Kacır, adding, ”With this understanding, we are moving our country step by step forward in terms of human resources, design and engineering capabilities in space science and technologies.”

Türkiye in the top 11 of the A team in satellite technologies

Mehmet Fatih Kacır, Minister of Industry and Technology, stated that they have moved Türkiye forward step by step in terms of human resources, design and engineering capabilities, and said: “With the investments we have made in satellite technologies, where our competencies in the field of space are gathered on a large scale, we have brought our country to a level that can develop, produce and test its own satellites. With İMECE, our national observation satellite with sub-meter resolution, which we launched into space last year, we can now take images from anywhere in the world without any restrictions. With the TÜRKSAT 6A project, which will extend the coverage area of our communication satellites to a population of approximately 5 billion people, we have utilized our achievements in the production and development of communication satellites in the production of communication satellites, which incorporate more sophisticated technologies than the imaging satellites we have procured from abroad so far. During the project process, in which we carried out all stages domestically, we achieved a localization rate of more than 80 percent by domestically producing a total of 84 equipment of 23 different types, such as flight computers, power distribution and regulation units, star trackers, reaction wheels and electric propulsion systems. With 396 environmental and functional tests carried out after system integration, we verified the suitability of our satellite for space conditions and launch conditions. We have become one of the 11 countries that can produce their own communication satellites with all these capabilities. Türkiye is in the top 11 in the A team in satellite technologies. On June 4, we carried out the transportation of our satellite to the launch site and our friends completed the pre-launch control tests, refueling activities and integration works with the launch vehicle.” 

On the road to a fully independent Türkiye, our work in space will continue with even greater strength.”

TÜBİTAK President Prof. Dr. Hasan Mandal, together with Minister of Transportation Abdülkadir Uraloğlu and TÜBİTAK Space team, was at Space X's launch center at Cape Canaveral in Florida, USA. 

He first went to the closest pre-launch site and made a connection to the ground station at TÜBİTAK UZAY.

Mandal thanked those working for TÜRKSAT 6A for their efforts, emphasizing the difficulty of the mission and said: “We tried to do many of our works in the size, power and technology of times 3, times 5, times 8. And the point we have reached is a great success. In 14 days, we will reach the orbit where acceptance tests will be conducted. Then we will stay in this orbit for 3 months. Then, after 3 months, we will go to the main mission orbit where we will perform the mission at 42 degrees. The satellite will be delivered at the end of the year.”

Mandal said, “We will strive to use this competence and skill we have both to build our own new satellites and to bring them to friendly and allied geographies and countries. Therefore, it is really pleasing for me to witness this as the head of a tour.”

Prof. Dr. Mandal, who followed the launch of TÜRKSAT 6A with the protocol in the USA, experienced great enthusiasm after the successful launch, saying, “I congratulate our team. I congratulate our team. May God not embarrass them.” 

“Endless thanks to everyone who contributed to TÜRKSAT 6A, the product of 10 years of hard work, the picture of our dreams and goals in space, and the indicator of the power of the National Technology Move. With this success, Türkiye has become one of the 11 countries that designed and produced its own national communication satellite.” Mandal said, ”Our work in space on the path to a fully independent Türkiye will continue with further strengthening. As TÜBİTAK, we will continue to work non-stop to fly our flag in the darkness of space with the technologies we have developed. TÜRKSAT 6A, Godspeed!

Domestic and National TÜRKSAT 6A

The Ministry of Transport and Infrastructure and TÜRKSAT AŞ were the client organizations in the project, while TÜBİTAK UZAY was the project manager and ASELSAN, TAI and C2TECH were the project executing organizations. With the equipment developed by Turkish engineers at the project manager and executing organizations, the TÜRKSAT 6A satellite achieved a localization rate of over 80 percent.

The project, for which the Ministry of Transport and Infrastructure and TÜBİTAK were the funding institutions, was carried out in accordance with the legislation of TÜBİTAK KAMAG 1007 Public Institutions Research and Development Projects Support Program. 

The TÜRKSAT 6A project was launched on December 15, 2014 with the aim of developing Türkiye's first domestic communication satellite. In addition to project management and system engineering, TÜBİTAK UZAY was responsible for the development of the power, satellite management, orbit and orientation control and electric propulsion subsystems, TAI for the development of the structural, thermal, cabling and chemical propulsion subsystems, ASELSAN for the development of the payload and CTECH for the development of the telecommunications/telemetry and distance measurement subsystem.

Many equipment used in the satellite were developed locally within the scope of the project

The project included nine platform subsystems, one payload subsystem and one payload subsystem provided by the government. For the Flight Model of the project only, a total of 84 indigenously developed equipment of 23 different types, including many critical equipment such as flight computers, power regulation units, power distribution units, reaction wheels, solar sensors, star trackers, electric propulsion motors, and thousands of main components were produced; 396 different environmental and functional tests were carried out for this equipment, as well as the design and production of many components such as structural units, RF filters and adapters. At TÜBİTAK UZAY alone, 318 electronic cards were produced, 111 of which were of different types. The TÜRKSAT 6A project also made a great contribution to Türkiye’s trained personnel and experience in the field of space. At the peak of the project, the number of personnel working in the management and executing organizations increased to over 400. 

Thanks to large-scale space projects such as TÜRKSAT 6A, the number of people working in the space sector has increased, the personnel who will take part in our country's future space projects have gained experience, and the development infrastructure and know-how have been expanded.

For 15 years, it will meet the country's communication needs

TÜRKSAT 6A, which will meet a significant portion of the country's communication needs for 15 years, will be positioned at 42 degrees east longitude at an altitude of 35,786 kilometers. With TÜRKSAT 6A, which can generate up to 9.2 kilowatts of power and weighs 4,250 kilograms, India, Thailand, Malaysia and Indonesia, which are not served by existing communication satellites, will be covered by TÜRKSAT.

With the launch of TÜRKSAT 6A, the population reached by satellites will increase from 3.5 billion to 5 billion, while TÜRKSAT's satellite service exports to the region are expected to increase significantly.

Türkiye, one of the few countries capable of producing communication satellites, is also targeted to become a satellite exporter after the TÜRKSAT 6A experience.

Türkiye’nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A, 8 Temmuz’u 9 Temmuz’a bağlayan gece Türkiye saati ile 02.30’da SpaceX firmasının ABD’nin Florida Eyaletinde bulunan Cape Canaveral’daki fırlatma merkezinden, Falcon 9 roketi ile uzaya gönderildi. 


Fırlatmanın 65.dakikasında ilk sinyal
Uydudan ilk sinyal planlandığı gibi 65.dakikada, saat 03.35’te alındı ve ilk sinyalden 1 saat sonra ise TÜRKSAT 6A’ya ilk komut verildi. 
TÜRKSAT 6A ile kesintisiz iletişim kurabilmek için ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayacak olan güneş panelleri de fırlatmadan yaklaşık 3 saat sonra açıldı. 
Uydu, ayrılmadan bu yana enberi noktası 300 km, enöte noktası 70000km olan eliptik bir yörüngede ilerlerken alt sistemlerin ve güneş panellerinin açılması plana göre gerçekleşti. TSİ 05.24’de 32.479 kilometre irtifada güneş panelleri açıldı ve enerji üretimi azami seviyeye ulaştı.


Fırlatmadan sonraki dört aşama
TÜRKSAT 6A, geçici yörüngesinden nihai yörüngesine ulaşana kadar yapacağı her ateşlemede 4 farklı aşamadan geçecek. Bunlardan ilki “Yörünge Saptama”, uydu roketten ayrıldıktan sonra ilk iş olarak uydunun haberleşme sistemleri kullanılarak mevcut yörüngesi saptanacak. Daha sonrasında “Ateşleme Parametreleri”nin belirleme aşamasında uydunun konumuna göre kimyasal itki motoru ateşlemeleri için en uygun zaman, süre ve ateşleme doğrultusu belirlenerek bu parametreler, tamamen yerli yazılım ve donanıma sahip uçuş bilgisayarına yüklenecek. Sonrasında “Ateşleme Komutları”nın işletilmesi aşaması ile uçuş bilgisayarları uygun anda ateşleme komutlarını işletecek ve ateşleme gerçekleştirilecek. Son aşama olan “Yörünge Kontrolü”, ateşleme sonrası uydunun yeni yörüngesi hesaplanacak ve operasyonun doğruluğu teyit edilecek. Uydu görev yörüngesine oturana kadar bu işlemler tekrarlanacak.
Bu işlemler tamamlandığında, TÜRKSAT 6A Dünya’dan en uzak yörüngede görev alan ilk yerli uydumuz olacak ve Ay Araştırma Programı öncesi çok değerli operasyonel deneyimler kazanılacak.


Hem ABD’den hem de Türkiye’de fırlatma coşkusu
TÜRKSAT'ın Gölbaşı yerleşkesinde de TÜRKSAT 6A Fırlatma Töreni düzenlendi. Törene Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır katılırken, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ise TÜRKSAT 6A'nın fırlatıldığı ABD'nin Florida eyaletindeki Cape Canaveral Hava Kuvvetleri İstasyonu'nda bulundu.


“TÜRKSAT 6A ile uydu üretiminde yeni bir safhaya geçmiş bulunuyoruz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TÜRKSAT 6A uydusunun fırlatılması törenine video mesaj gönderdi. 
Bugün Türkiye ve millet açısından yeni bir gurur vesilesine daha şahitlik edildiğini, yerli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A'nın az önce uzaya fırlatıldığını belirten Erdoğan, Türkiye'nin uzaydaki istikbali için büyük önem taşıyan 6A projesindeki alt sistemlerin, uydu yer istasyonu ve yazılımların yüzde 81'den fazlasının milli imkanlarla üretildiğini vurguladı.
Erdoğan, 2,5 sene önce uzaya fırlatılan 5B uydusunda olduğu gibi 6A'da da SpaceX firmasının Falcon 9 roketinin tercih edildiğini aktararak, Elon Musk ve SpaceX firmasıyla çeşitli alanlarda tesis edilen işbirliğinin güçlenmesinden memnuniyet duyduklarını dile getirdi.
Önüne çıkarılan tüm engellere ve kısıtlamalara rağmen Türkiye'nin uzaydaki varlığını artırdığını ifade eden Erdoğan, Milli Uzay Programı'ndaki ana hedeflerden biri olan ilk insanlı uzay misyonunu kısa süre önce gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Türksat 6A ile uydu üretiminde yeni bir safhaya geçmiş bulunuyoruz. Yerli ve milli haberleşme uydumuz 6A, mevcut uyduların yedeklenmesini sağlayacak ve kapasiteyi daha da artıracaktır. 35 bin 786 kilometre uzaklıkta konumlanması planlanan TÜRKSAT 6A sayesinde Hindistan, Tayland, Malezya ve Endonezya gibi daha önce kapsama alanı dışında olan ülkeler, kapsama alanına girecek. Yeni uydumuzla Türkiye'nin uydularının ulaştığı nüfusu 3,5 milyardan 5 milyara çıkaracağız. 6A ile birlikte TÜRKSAT'ın bölgeye yönelik uydu hizmeti ihracatının da ciddi manada artacağına inanıyoruz. Ayrıca TÜRKSAT 6A'nın hizmete girmesi ile Türkiye haberleşme uydusu üretebilen bir ülke konumuna yükselecek."


"Milli güvenliğimiz açısından büyük önem arz ediyor"
Teknoloji ve tecrübe kazanımı sayesinde, Türkiye'nin uydu ve bileşenlerinin tasarım ve üretiminde pazar payına sahip olacağına işaret eden Erdoğan, "Haberleşme uyduları gibi kritik öneme sahip teknolojilerin dışa bağımlı olmadan üretilebilmesi, milli güvenliğimiz açısından da büyük önem arz ediyor." diye konuştu.
TÜRKSAT 6A uydusunun, Türkiye, millet ve televizyon yayıncılığı için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, projenin hayata geçmesinde emeği olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, TÜRKSAT, TÜBİTAK, ASELSAN, TUSAŞ ve CTech firmasına teşekkür etti.


'TÜRKSAT 6A projesi de bu vizyonun önemli bir parçasıdır'
Fırlatma öncesinde konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, uydu teknolojileri, stratejik öneme sahip alanlardan biri haline geldiğini söyledi. 
Yılmaz, böyle stratejik bir alanda yerli milli teknolojilerle bağımsız olmayı son derece önemli gördüklerini ifade ederek, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde savunma sanayinde sağladığımız başarılar, uzay çalışmalarından haberleşme teknolojilerine kadar pek çok alana sirayet ediyor. TÜRKSAT 6A projesi de bu vizyonun önemli bir parçasıdır. Türkiye'nin uzay araştırmaları, uydu teknolojileri ve uzay sanayisi konusundaki hedeflerini belirleyen kapsamlı yol haritamız; 'Milli Uzay Programımız'ı adım adım hayata geçiriyoruz. Programın ana hedefleri arasında, yerli ve milli uyduların geliştirilmesi, Ay misyonu, uzay ekosisteminin oluşturulması ve uzay teknolojilerinde insan kaynağının yetiştirilmesi gibi önemli projeler yer alıyor. Bildiğiniz gibi ilk insanlı uzay misyonu ile uzay hedeflerimizde boyut atladık. Uluslararası uzay ajansları ve kuruluşları ile ortak projeler ve araştırmalar yaparak, bilgi ve teknoloji transferini sağlıyor bir taraftan da insan kaynağımızı bu alanda geliştiriyoruz. TEKNOFEST gibi etkinlikler, insanımızın uzay teknolojilerine olan ilgisini artırmakta ve onları bu alanda kariyer yapmaya teşvik etmektedir. Önümüzdeki dönemde ülkemizin ve vatandaşlarımızın başarılarının gök vatandan daha çok yankılanacağına inanıyorum" diye konuştu.
Cevdet Yılmaz, halihazırda TÜRKSAT 3A, 4A, 4B, TÜRKSAT 5A ve 5B haberleşme uydular ile uydu hizmetlerini sürdürdüklerini kaydetti. Yılmaz, "Tüm bu uydu projelerimizde, teknoloji transfer programı kapsamında kendi mühendislerimizin bulunmasına hassasiyet göstermiştik. En son TÜRKSAT 5B ile uydu filomuzu güçlendirmiş, uydu veri iletişim kapasitemizi artırmıştık. Bir taraftan da frekans ve yörünge haklarımızı sağlamlaştırmak için yerli ve milli uydu projemiz TÜRKSAT 6A'nın üretimine başlamıştık. TÜRKSAT 6A, Milli Teknoloji Hamlemizin, mühendislerimizin ve savunma sanayimizin edindiği know-how'ın bir ürünüdür. Bugüne kadar ülkemizin ürettiği en yüksek değere sahip teknoloji projesidir. Uzayda ulaştığımız en uzak nokta olan 35 bin 786 kilometrede faaliyet gösterecek, çıtayı gök vatanda yükseklere taşıyacaktır. Haberleşme uydularımızın hizmet verdiği alan Hindistan, Tayland, Malezya ve Endonezya'yı kapsayacak şekilde genişleyecek ve 5 milyar nüfusa haberleşme servislerine erişim sunulacaktır. Hizmet ömrü yaklaşık 15 yıl olan uydumuz, 16 yıldan uzun yakıt ömrüne sahip. TÜRKSAT 6A ile Türkiye, kendi haberleşme uydusunu yapıp uzaya gönderebilen 11 ülke arasındaki yerini alacaktır. Üretimde geldiğimiz bu seviye, uydu ve uydu kapsamında geliştirilen birçok ekipman ve alt sistemin ihracatını da mümkün kılacaktır. Dost ve kardeş ülkelere uydu teknoloji transferi yapabilecek şekilde bilgi birikimi de oluşturulmuştur. Kimilerine hayal gibi gelen teknolojik dönüşümleri ülkemize kazandırmaya devam edeceğiz" ifadesini kullandı.


“Ülkemizi uzay alanında adım adım ileriye taşıyoruz”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, 22 yılda sıfırdan dev bir AR-GE sistemi inşa ettiklerini vurgulayarak, “İnovasyon odaklı projeler hayata geçiriliyor. Yüksek teknoloji ve katma değer üreten öncü Türkiye'yi hep birlikte inşa ediyoruz” ifadelerini kullandı. Bu anlayışın işaret fişeğinin savunma sanayiindeki atılımlarla birlikte atıldığını kaydeden Kacır, “Sektördeki yüzde 20 olan yerlilik oranını yüzde 80’lerin üzerine çıkardık” dedi.
Benzer bir fırsat penceresini uzay teknolojileri alanında gördüklerini ifade eden Kacır, fırlatma maliyetlerinde yaşanan hızlı düşüşün uzak sektörünün ilerlemesine kapı araladığını ifade etti. “Teknoloji geliştirmede ve yüksek teknoloji üretiminde küresel ölçekte iddia sahibi bir ülke olarak ülkemizin uzayın sunduğu fırsatlardan yararlanmasını ve menfaatlerimizi korumayı bir tercihten öte zorunluluk addediyoruz” diyen Kacır, “Bu anlayışla uzay bilimi ve teknolojilerinde insan kaynağı, tasarım ve mühendislik kabiliyetleri açısından ülkemizi adım adım ileriye taşıyoruz” şeklinde konuştu.


Türkiye uydu teknolojilerinde A takımında ilk 11'de
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, insan kaynağı, tasarım ve mühendislik kabiliyetleri açısından Türkiye'yi adım adım ileriye taşıdıklarını belirterek, "Uzay alanındaki yetkinliklerimizin büyük ölçekte toplandığı uydu teknolojilerinde gerçekleştirdiğimiz yatırımlarımla ülkemizin kendi uydularını geliştirebilen, üretebilen, test edebilen bir seviyeye ulaştırdık. Geçtiğimiz yıl uzaya fırlattığımız metre altı çözünürlüklü milli gözlem uydumuz İMECE ile artık dünyanın her yerinden hiçbir kısıt olmadan görüntü alabiliyoruz. Haberleşme uydularımızın kapsama alanını yaklaşık 5 milyar nüfusa eriştirecek TÜRKSAT 6A projesiyle de haberleşme uydularının üretimi ve geliştirilmesinde elde ettiğimiz kazanımlardan, bugüne kadar yurt dışından temin ettiğimiz görüntüleme uydularına nazaran daha sofistike teknolojileri bünyesinde barındıran haberleşme uydularının üretiminde yararlandık. Tüm aşamalarını yerli olarak gerçekleştirdiğimiz proje sürecinde uydumuzun uçuş bilgisayarları, güç dağıtım ve düzenleme birimleri, yıldız izler, tepki tekeri, elektrikli itki sistemi gibi 23 farklı çeşitte toplam 84 ekipmanı yerli olarak üreterek yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranını yakaladık. Sistem entegrasyonu sonrasında gerçekleştirilen 396 çevresel ve fonksiyonel testle uydumuzun uzay şartlarına ve fırlatma koşullarına uygunluğunu doğruladık. Tüm bu kabiliyetlere sahip kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olduk. Türkiye uydu teknolojilerinde A takımında ilk 11'dedir. 4 Haziran'da uydumuzun fırlatma alanına nakliyesini gerçekleştirerek arkadaşlarımız fırlatma öncesi kontrol testlerini, yakıt dolum faaliyetlerini ve fırlatma aracı ile entegrasyon çalışmalarını tamamladı" dedi.


“Tam Bağımsız Türkiye yolunda uzaydaki çalışmalarımız daha da güçlenerek devam edecek”
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da, Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu ve TÜBİTAK Uzay ekibi ile birlikte Space X firmasının ABD’nin Florida Eyaletinde bulunan Cape Canaveral’daki fırlatma merkezindeydi. 
Önce fırlatma öncesi alana en yakın konuma giderek TÜBİTAK UZAY’daki yer istasyonuna bir bağlantı gerçekleştirdi.
TÜRKSAT 6A için çalışanlara emekleri için teşekkür eden Mandal, görevin zorluğuna vurgu yaparak “Birçok yaptığımız işi çarpı 3, çarpı 5, çarpı 8 boyutunda, gücünde ve teknolojisinde yapmaya çalıştık. Ve geldiğimiz nokta da büyük bir başarı. 14 günde kabul testlerinin yapılacağı yörüngeye ulaşacağımız süre. Sonra 3 ay boyunca bu yörüngede kalacağız. Daha sonra 42 derecedeki görevi gerçekleştireceğimiz asıl görev yörüngesine 3 ay sonra gideceğiz. Yıl sonunda uydu teslim edilecek.” dedi.
Mandal, ”Bu elimizdeki yetkinliği, beceriyi hem kendi yeni uydularımızı yapmak için hem de dost müttefik coğrafyalara, ülkelere kazandırmak için uğraşacağız. O yüzden gerçekten buna şahitlik ediği olmak, bir turun başkanı olarak şahitlik ediği olmak benim için memnuniyet verici.” diye konuştu.
TÜRKSAT 6A’nın fırlatılmasını ABD’deki protokol ile takip eden Prof. Dr. Mandal, fırlatmanın başarıyla gerçekleştirilmesinin ardından büyük coşku yaşadı, “Emeğinize ve yüreğinize sağlık sevgili çalışma arkadaşlarım. Ekibimizi tebrik ediyorum. Allah utandırmasın” ifadelerini kullandı. 
“10 yıllık bir emeğin ürünü olan, uzaydaki hayallerimizin ve hedeflerimizin resmi, Milli Teknoloji Hamlesi’nin gücünün göstergesi TÜRKSAT 6A’da emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.  Bu başarımız ile Türkiye, kendi milli haberleşme uydusunu tasarlayan ve üreten 11 ülkeden biri oldu.” diyen Mandal, “Tam Bağımsız Türkiye yolunda uzaydaki çalışmalarımız daha da güçlenerek devam edecek. TÜBİTAK olarak Al Bayrağımızı geliştirdiğimiz teknolojiler ile uzayın karanlığında dalgalandırmak için hiç durmadan çalışmayı sürdüreceğiz. TÜRKSAT 6A, Yolun Açık Olsun!” değerlendirmelerinde bulundu. 


Yerli ve Milli TÜRKSAT 6A
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve TÜRKSAT AŞ’nin müşteri kurum olarak yer aldığı projede TÜBİTAK UZAY proje yönetici kurum, ASELSAN, TUSAŞ ve C2TECH firmaları ise proje yürütücü kurum olarak yer aldı. Proje yönetici ve yürütücü kurumlardaki Türk mühendislerinin geliştirdiği ekipmanlar ile TÜRKSAT 6A uydusu yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranı yakaladı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile TÜBİTAK’ın fon sağlayan kurumlar olarak yer aldığı proje; TÜBİTAK KAMAG 1007 Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı mevzuatına uygun olarak yürütüldü. 
TÜRKSAT 6A projesi Türkiye’nin ilk yerli haberleşme uydusunun geliştirilmesi amacı ile 15 Aralık 2014 tarihinde başladı. Projede, TÜBİTAK UZAY; proje yöneticiliği ve sistem mühendisliğinin yanı sıra, güç, uydu yönetim, yörünge ve yönelim kontrol, elektrikli itki alt sistemlerinin geliştirilmesinden, TUSAŞ; yapısal, ısıl, kablaj ve kimyasal itki alt sistemlerinin geliştirilmesinden, ASELSAN; faydalı yükün geliştirilmesinden ve CTECH ise telekomut/telemetri ve mesafe ölçüm alt sisteminin geliştirilmesinden sorumlu olarak görev aldı. 


Uyduda kullanılan birçok ekipman proje kapsamında yerli olarak geliştirildi
Proje kapsamında; 9 platform alt sistemi, 1 faydalı yük alt sistemi ve 1 devlet tarafından sağlanan görev yükü alt sistemi yer aldı. Projenin sadece Uçuş Modeli için içlerinde uçuş bilgisayarı, güç düzenleme birimi, güç dağıtım birimi, tepki tekeri, güneş algılayıcı, yıldız izler, elektrikli itki motoru gibi birçok kritik ekipmanın yer aldığı 24 farklı çeşit, toplam 84 adet yerli olarak geliştirilen ekipmanın, binlerce ana bileşenin üretimi; bu ekipmanlar için 396 farklı çevresel ve işlevsel test, ilave olarak yapısal birimler, RF filtre ve bağdaştırıcılar gibi birçok bileşenin tasarımı ve üretimi gerçekleştirildi. Yalnızca TÜBİTAK UZAY’da, 111’i farklı çeşit olmak üzere, 318 elektronik kart üretimi gerçekleştirildi. TÜRKSAT 6A projesi ülkemizin uzay alanında yetişmiş personel gücüne ve tecrübe kazanımına da büyük katkı sağladı. Projenin en yoğun zamanında, yönetici ve yürütücü kurumlarda görevli personel sayısı 400’ün üzerine çıktı. 
TÜRKSAT 6A gibi büyük çaplı uzay projeleri sayesinde, uzay sektöründe çalışan sayısının artması, ülkemizin gelecekteki uzay projelerinde görev alacak personelin deneyim kazanması, geliştirme alt yapısının ve bilgi birikiminin genişlemesi sağlandı.


15 yıl boyunca ülkenin haberleşme ihtiyacını karşılayacak
15 yıl boyunca ülkenin haberleşme ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayacak olan TÜRKSAT 6A, 42 derece doğu boylamında, 35 bin 786 kilometre irtifada konumlanacak. 9,2 kilovata kadar güç üretebilen, 4 bin 250 kilogram ağırlığındaki TÜRKSAT 6A ile mevcut haberleşme uydularının hizmet vermediği Hindistan, Tayland, Malezya ve Endonezya, TÜRKSAT'ın kapsama alanına girecek.
TÜRKSAT 6A'nın hizmete girmesi ile uyduların ulaştığı nüfus 3,5 milyardan 5 milyara çıkarken TÜRKSAT’ın bölgeye yönelik uydu hizmeti ihracatının da önemli ölçüde artması hedefleniyor.
Haberleşme uydusu üretebilen sayılı ülkeler arasına giren Türkiye'nin, TÜRKSAT 6A tecrübesinin ardından uydu ihracatçısı konumuna yükselmesi de hedefler arasında yer alıyor.

 

Slide görseli
Türksat 6A
Slide başlığı
İlk Yerli ve Milli Haberleşme Uydumuz TÜRKSAT 6A Uzaya Fırlatıldı
Slide içeriği

Türkiye'nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A, ABD'nin Florida eyaletindeki Cape Canaveral Uzay Üssü'nden 8 Temmuz'u 9 Temmuz'a bağlayan gece fırlatıldı.

We continue to support our young postdoctoral researchers. Our Nobel Prize-winning scientist in Chemistry, Prof. Dr. Aziz SANCAR, will mentor scientists to conduct postdoctoral research. The supported fellows will carry out their research directly in Prof. Dr. Aziz SANCAR's laboratory. 

Applications for the 2024 Call of the 2219- Aziz SANCAR Postdoctoral Research Fellowship Program will start on July 10, 2024. Applications will close on September 13, 2024, at 17:30 

For details, you can visit our website.

Doktora Sonrası Genç Araştırmacılarımızı desteklemeye devam ediyoruz. Nobel Kimya Ödüllü Bilim İnsanımız Prof. Dr. Aziz SANCAR’ın danışmanlığında doktora sonrası araştırmalar yapmak üzere bilim insanlarımız desteklenecektir. Desteklenecek bursiyerler bizzat Prof. Dr. Aziz SANCAR’ın laboratuvarında araştırmalarını gerçekleştirecektir. Prof. Dr. Aziz SANCAR Yurt Dışı Doktora Sonrası Araştırma Burs Programı 2024 yılı başvuruları 10 Temmuz 2024’te başlıyor. Başvurular 13 Eylül 2024 tarihi saat 17:30’da sona erecektir.

Detaylar için web sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

COST Aksiyonunu Türkiye’den bir araştırmacının önerip önerisinin kabul edilmesi durumunda yönetimi Türk proje grubunda mı olacaktır? Ayrıca yönetim faaliyetleriyle ilgili bir ek ödenek olacak mıdır? Aksiyon önerisinin avantaj ve dezavantajları nelerdir?

COST bir Avrupa Birliği projesi olmadığı için bir uluslararası proje mantığında düşünmemeniz daha yararlı olacaktır. COST bir uluslararası bilimsel ağ faaliyetidir. Araştırmayı desteklemezken çalıştaylar, yönetim komitesi toplantıları, kısa süreli bilimsel faaliyetler, çalışma gurubu toplantıları, eğitim kursları gibi faaliyetler COST tarafından desteklenir. Bu mahiyette yöneticisi siz olsanız dahi söz konusu faaliyetlerle ilgili tüm ülke temsilcilerinin oluşturduğu Yönetim Komitesi (Management Committee) birlikte karar almaktadır. Yönetim açısından COST’un doğrudan kişiye ödediği ek bir destek bulunmamakta ancak tüm faaliyetler Aksiyon bütçesinden karşılanmaktadır. Türkiye’den sürecin başlatılması ve yürütülmesi açısından büyük bir uluslararası ağın lideri konumunda olmak, Türkiye’de çalışmakta olduğunuz kurumunuzda COST bütçesi ile uluslararası bilimsel faaliyetler gerçekleştirebilmek gibi faydalar elde edebilirsiniz. Dezavantajı ise; COST Aksiyonu önerisi ve yürürlüğe girdikten sonra yürütülmesi açısından biraz zahmetli bir iştir ancak verilen emeğe sonuna kadar değecektir.

Türkiye'nin geleceğine kritik katkı sağlayacak, analitik düşünme yeteneğine sahip, toplum ve çevre bilinci gelişmiş lider bilim insanlarının yetiştirileceği TÜBİTAK Fen Lisesi, 2021-2022 eğitim öğretim yılında kapılarını öğrencilerine açtı.

TÜBİTAK Fen Lisesi, alanında uzman öğretmenler ve akademisyenler eşliğinde, ileri düzey ve yükselen teknolojiler için gerekli bilgi ve becerilerin kazandırıldığı bilim eğitimi sunmaktadır. Bu sayede öğrenciler, hem kendi geleceklerini hem de ülkemizin geleceğini inşa etme fırsatına sahip olacaklar.

7 Temmuz 2024 tarihinde yapılan Yetenek Sınavına, 2023-2024 eğitim ve öğretim yılında resmî, özel ve imam hatip ortaokullarının 8. sınıfında öğrenim gören ve MSP sonucuyla yüzde birlik (%1) başarı dilimi içerisinde yer alan öğrencilerin başvurusu alınmıştır.

Sınav sonuçlarını öğrenmek için tıklayınız.

Bireysel sonuçlarınızı öğrenmek için tıklayınız.

Within the scope of the TÜBİTAK 1071 Program and under the cooperation protocol between TÜBİTAK and the National Natural Science Foundation of China (NSFC), joint research projects on “Green Chemistry” and “Information and Communication Technologies” to be carried out between the scientists of the two countries will be supported. Call sub-thematic areas are stated in the call text. 

Scientists in Türkiye who wish to propose a joint research project must agree with the scientists working in China as project partners. Unilateral project applications will not be accepted.

Within the scope of the call, which will remain open until 23:59 (UTC+3) on 23 August 2024, project applications to TÜBİTAK must be made through the electronic application system (http://uidb-pbs.tubitak.gov.tr/).

Detailed information about the call can be accessed through the call text below.

TÜBİTAK 1071 Programı kapsamında, TÜBİTAK ile Çin Ulusal Doğal Bilimler Vakfı (National Natural Science Foundation of China - NSFC) arasındaki iş birliği protokolü çerçevesinde açılan çağrı kapsamında iki ülkenin bilim insanları arasında “Yeşil Kimya” ve “Bilgi İletişim Teknolojileri” alanlarında gerçekleştirilecek olan ortak araştırma projeleri desteklenecektir. Çağrı alt tematik alanlarına yönelik bilgi çağrı metninde sunulmaktadır.

Ortak araştırma projesi önermek isteyen Türkiye'deki bilim insanlarının, projeyi birlikte gerçekleştirecekleri Çin’de çalışan bilim insanları ile proje ortağı olarak anlaşmaları gerekmektedir. Tek taraflı proje başvuruları kabul edilmemektedir.

23 Ağustos 2024 saat 23:59’a kadar açık kalacak çağrı kapsamında, TÜBİTAK'a yapılacak proje başvurularının elektronik başvuru sistemi (http://uidb-pbs.tubitak.gov.tr/) üzerinden gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Çağrıya ilişkin ayrıntılı bilgiye aşağıdaki çağrı metni üzerinden ulaşılabilmektedir.

Innovative SMEs are invited to apply to the third call of “the EU Partnership on Innovative SMEs / Innowwide”. The project grant is up to 60,000 Euro to assess the viability of research or commercial ambitions in international markets. The call will be open between 23 July 2024 to 15 October 2024, 14:00 CET.

Choosing a target region and country and finding a local counterpart are required for the feasibility projects. The market feasibility project over a six-month period, SMEs are expected to conduct market feasibility studies for innovative projects or solutions and work with local experts in your selected target country.

Funding is for SMEs in EU Member State or Türkiye, Iceland, Israel, Norway or United Kingdom partnering with a counterpart in Africa, Americas, Asia or Oceania.

Applications must be completed and submitted on SmartSimple platform (https://eureka.smartsimple.ie/) by someone legally authorised to represent the SME based in the EU Member State or Türkiye, Iceland, Israel, Norway or United Kingdom

Please visit https://eurekanetwork.org/programmes/innowwide/ for the call text, guidelines and a copy of the application form.

Submission steps:

1. Register on https://eureka.smartsimple.ie/

2. Complete the application form in English.

Note: After you fill in the project description section, you will be able to invite your counterpart (main subcontractor) to sign a commitment on the platform. Your application will not be complete until your counterpart has not agreed to the terms set in the commitment and declaration of honor in the SmartSimple platform.

3. Upload your workplan. You must use the workplan template.

4. Submit your completed application form electronically before the call deadline.

Note: You can only submit one application for your company. You may not submit multiple applications with different project goals or targeting different countries.

 

Timeline

Call opening: 23 July 2024

Call deadline: 15 October 2024 (14:00 CET)

Evaluation results (indicative): 28 February 2025

Grant signature (indicative): 31 March 2025

Estimated projects start date: 15 April 2025

 

Contact:

innowwide@eurekanetwork.org

Yasin ERGÜL

TÜBİTAK TEYDEB

Tel: 0312 298 9682

E-mail: eureka@tubitak.gov.tr

Uluslararası pazarlarda araştırma veya ticari hedeflerin uygulanabilirliğini değerlendirmek amacıyla oluşturulacak fizibilite proje önerilerinin sunulabileceği çağrıda, proje başına maksimum 60.000 Avro hibe verilecektir. Çağrı, 23 Temmuz 2024 ile 15 Ekim 2024 (14:00 CET) tarihleri arasında açık olacaktır.

Proje önerileri için hedef bölge/ülke seçilmesi ve orada yerel bir paydaş ile ortaklık kurulması gerekmektedir. En fazla altı ay sürecek projelerde, KOBİ'lerin yenilikçi projeler veya çözümler için piyasa fizibilite çalışmaları yürütmesi ve seçilen hedef ülkede yerel uzmanlarla çalışması beklenmektedir.

Çağrı kapsamında başarılı bulunan fizibilite proje önerilerinin finansmanı Avrupa Birliği tarafından sağlanacaktır. Avrupa Birliği tarafından sağlanacak finansman, Afrika, Amerika, Asya veya Pasifik'teki bir paydaş ile proje ortaklığı kuran Avrupa Birliği Üye Ülkeleri veya Türkiye, İzlanda, İsrail, Norveç veya Birleşik Krallık ülkelerindeki KOBİ'ler içindir. Başvurular Avrupa Birliği Üye Ülkeleri veya Türkiye, İzlanda, İsrail, Norveç veya Birleşik Krallık ülkelerindeki KOBİ'ler tarafından SmartSimple platform (https://eureka.smartsimple.ie/) üzerinden yapılmalıdır. 

Çağrıya ilişkin bilgi, rehber dokümanlar ve başvuru formu örneği için lütfen https://eurekanetwork.org/programmes/innowwide/ sayfasını inceleyiniz. 

Başvuru

Başvurular, Avrupa Birliği Üye Ülkeleri veya Türkiye, İzlanda, İsrail, Norveç veya Birleşik Krallık ülkelerindeki yerleşik KOBİ'yi yasal olarak temsil etmeye yetkili bir kişi tarafından doldurulmalı ve sunulmalıdır. Başvurular aşağıdaki linkte yer alan SmartSimple platformundan tamamlanmalıdır:

https://eureka.smartsimple.ie/

Başvuru Adımları:

1. https://eureka.smartsimple.ie/ adresinden kaydolun

2. Başvuru formunu İngilizce olarak doldurun.

Not: Proje başvurunuzu göndermeden önce karşı ortağınızın (piyasa fizibilite projesinde ana altyüklenici olacak taraf) platform üzerinde bir taahhüdü imzalaması gerekmektedir.

3. İş planınızı yükleyin.

4. Doldurduğunuz başvuru formunuzu son çağrı tarihinden önce elektronik olarak gönderin.

Not: Firma adına yalnızca bir başvuru yapılabilmektedir.

Takvim

• Çağrı açılışı: 23 Temmuz 2024

• Çağrı son tarihi: 15 Ekim 2024 (14:00 CET)

• Değerlendirme sonuçları: 28 Şubat 2025

• Hibe anlaşması imzalanması: 31 Mart 2025

• Proje başlangıç tarihi: 15 Nisan 2025

İletişim:

innowwide@eurekanetwork.org

Yasin ERGÜL

TÜBİTAK TEYDEB

Tel: 0312 298 9682

E-mail: eureka@tubitak.gov.tr

Arabuluculuk Komisyonu İletişim Bilgileri için tıklayınız.

TÜBİTAK continues to fulfill the dreams of young and innovative entrepreneur candidates come true through the Individual Young Entrepreneur "BiGG" program. Since its initiation in 2012, a total of 2,278 entrepreneurs have established their companies and brought their business ideas to life through the program. 

In the 2024 1st Call of BiGG, 1,917 entrepreneurs submitted their business ideas. 149 Implementing Organizations provided accelerator services, including training, mentoring, incubation, collaboration network utilization, and customer validation support in the 1st stage of the program to 994 entrepreneur candidates. After the accelerator program, 362 matured business plans have been evaluated by TÜBİTAK. As a result of assessments by academics, industry professionals, and investors, 115 entrepreneurs were deemed eligible for the Seal of Excellence in the 2024 1st Call. With the addition of 2 entrepreneurs who previously received the Seal of Excellence under co-investment, a total of 117 entrepreneurs have been awarded the Seal of Excellence.

Within the scope of the Global Cleantech Innovation Programme (GCIP) carried out by TÜBİTAK in collaboration with the United Nations Industrial Development Organization (UNIDO), 3 business plans selected from among the business plans in the field of clean technologies that were awarded the Seal of Excellence and requested additional investment, have been awarded an investment of 1,500,000 TL in total in exchange for a 5% share, including 600,000 TL GCIP additional investment, as a result of TÜBİTAK evaluations. 

Between 2012 and 2024, a total of 2,395 Tech Startups have qualified for BiGG Support.

Along with the entrepreneurs who have earned the Seal of Excellence in the BiGG 2024 1st Call, a total of 2,395 startup companies will be established by benefiting from the program.

As a result of the panel and TÜBİTAK BİGG Fund evaluations, 115 entrepreneurs who have been awarded the Seal of Excellence will establish their companies, sign contracts with the BİGG Fund, and start working to implement their technology-focused business plans.

Company establishment processes must be carried out following the TÜBİTAK notification to benefit from the advantages provided by the Union of Chambers and Commodity Exchanges of Türkiye.

Eurostars-3 Programı kapsamında 2024 yılının ikinci çağrısı açıldı. Çağrı kapsamında, Türkiye’den bir ve Eurostars üye ülkelerinden en az bir ortağın katılımıyla, pazara yönelik, yenilikçi ürün, süreç ve hizmet geliştirilmesi amacı taşıyan uluslararası Ar-Ge projeleri desteklenecektir. 

Eurostars-3, Eureka Sekretaryası ve 37 üye ülke işbirliğiyle, “Yenilikçi KOBİ’ler için Avrupa Ortaklığı (European Partnership on Innovative SMEs)” altında oluşturulan bir programdır. 2022-2027 yılları arasında yürütülecek Eurostars-3 kapsamında, yenilikçi KOBİ'lerin Ar-Ge, yenilik kapasitelerini ve üretkenliklerini artırmalarına destek verilerek, onların küresel değer zincirlerine ve yeni pazarlara erişmelerine yardımcı olmaları amaçlanmaktadır. Çağrıya proje önermek isteyen Türk ekiplerin, projeyi birlikte gerçekleştirecekleri en az bir yabancı paydaş ile proje ortağı olarak kendilerinin anlaşmaları gerekmektedir.

 

Eurostars-3 hakkında daha fazla bilgi, yardımcı dokümanlar ve uluslararası başvuru için: https://eurekanetwork.org/opencalls/eurostars-funding-programme-2024-call-7/

Eurostars proje başvuruları ve süreçleri “1709-EUREKA-EUROSTARS 2024/2” kodlu ve “Eurostars-3 Programı Ulusal Çağrı Duyurusu” başlıklı ulusal çağrı kuralları çerçevesinde yürütülecektir. 

 

Ulusal başvuru öncesinde çağrı metninin dikkatle incelenmesi gerekmektedir, başvuru kurallarına uyulmaması durumunda başvurunun değerlendirmeye alınmadan iade edilmesi söz konusu olabilir. 

Çağrıya proje önerisi sunacak ülkemizde yerleşik tüm kurum ve kuruluşların ulusal ön uygunluk değerlendirmesinin yapılabilmesi için uluslararası başvuruya ek ve ulusal çağrı takvimine uygun olarak kuruluş bazlı ön kayıt başvurusu ile ulusal ön proje başvurusunu TÜBİTAK PRODIS üzerinden belirtilen tarihlerde tamamlanmış olması gerekmektedir. Ayrıca, uluslararası değerlendirme süreci tamamlandıktan sonra kabul alan Türk ekiplerin TÜBİTAK’a ulusal başvuru yapmaları gerekmektedir. 

 

Uluslararası çağrı için son başvuru tarihi 12 Eylül 2024, 14:00 (Brüksel saati)

Kuruluş bazlı ön kayıt için son tarih  30 Eylül 2024, 23:59 (Türkiye saati)

Ulusal ön proje başvuruları için son tarih 03 Ekim 2024, 23:59 (Türkiye saati)

 

Çağrıya Özel Önemli Hususlar:

İsrail ve İtalya’daki fonlayıcı kuruluşlardan biri (Ministry of Enterprises and Made in Italy (MIMIT)) bu çağrıya kamu desteği ayırmayı öngörmemektedir. Adı geçen ülkelerle ortaklık kurulmasının önünde bir engel yoktur ancak tamamen “self-funding” olarak katılım sağlayabileceklerdir (İtalya’da MUR fonlama kuruluşu fon sağlamaktadır).

 

Eurostars-3 Programı Hakkında Sorularınız için:

Dr. Ayda KARA PEKTAŞ

E-posta: eurostars@tubitak.gov.tr

Telefon: 03122981729

Berna LEYLUHAN YURTSEVEN

E-posta: eurostars@tubitak.gov.tr

Telefon: 03122989492

 

TEYDEB 1709 Programı ve Önkayıt Hakkında Sorularınız için:

 

1709@tubitak.gov.tr

teydeb.onkayit@tubitak.gov.tr

European Molecular Biology Organization (EMBO) of which TÜBİTAK has been the coordinator institution since 1993, supports international collaborative projects of life scientists within the scope of Advanced Collaboration Grants. Advanced Collaboration Grants provide support for group leaders who wish to engage in exchange visits to develop or carry out collaborative projects. Proposals should be constructed jointly with the host laboratories in EMBC Member States, Associate Member States or Cooperation Partners.

The programme contributes towards travel costs and daily subsistence of the recipients. Group leaders are supported for their visits of one week (seven days) up to six months (180 days) with a maximum of three trips paid by EMBO. Researchers in the home laboratory are supported for their visits of one week (seven days) up to three months (90 days) with one trip paid by EMBO. For detailed information and application, please visit programme webpage and read the guidelines provided below.

TÜBİTAK tarafından Türkiye’deki yürütücülüğü yapılan Avrupa Moleküler Biyoloji Organizasyonu (European Molecular Biology Organisation – EMBO) tarafından, yaşam bilimleri alanında çalışan araştırmacıların uluslararası iş birliği projelerine EMBO İleri Araştırma Desteği (Advanced Collaboration Grants) Programı kapsamında destek sağlanmaktadır. Proje önerilerinin EMBC üye ve asosiye üyeleri ile iş birliği ortağı olan ülkelerdeki laboratuvarla ortaklık halinde hazırlanması gerekmektedir. 

Program kapsamında çalışma ziyaretleri için seyahat ve yaşam giderleri karşılanmaktadır. Proje yürütücülerinin yurt dışı çalışma ziyaretleri en fazla üçer farklı seyahat şeklinde bir haftadan altı aya kadar, projelerde yer alacak birer araştırmacının çalışma ziyaretleri ise yalnızca birer seyahat şeklinde üç aya kadar desteklenebilmektedir. Başvuru ve bilgi için https://www.embo.org/funding/fellowships-grants-and-career-support/advanced-collaboration-grants/ adresini ziyaret edebilir, aşağıdaki rehber dokümanı inceleyebilirsiniz.