Çağrı Amaç ve Kapsamı
Günümüzde giderek artan ve karmaşıklaşan sorunlar ve güçlükler karşısında sosyal ve beşeri bilim araştırmalarının önemi giderek artmaktadır. İklim değişikliğinden doğal afetlere karşı dirençliliğe, birey ve toplum düzeyinde yaşanan güçlüklerin çözümünden politika yapımına girdi sağlanmasına kadar birey ve toplum yaşamını etkileyen her boyutta çoklu bakış açılarının sunulması gerekli olmuş ve bu anlamda sosyal ve beşeri bilimlerin rolü daha da önemli hale gelmiştir. Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda üstesinden gelinen güçlüklerin vermiş olduğu azim ve heyecanı, İkinci Türkiye Yüzyılına daha da coşkuyla taşıyarak tüm güçlüklerin üstesinden gelmeyi başaracağımıza ve her boyutuyla daha güçlü olacağımıza inancımız tamdır.
Bu doğrultuda, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 100. yıl dönümünü büyük bir gurur ve heyecanla karşılamaya hazırlandığımız bu özel yıl vesilesiyle, Cumhuriyetimizin tarihsel, kültürel, siyasal, toplumsal ve ekonomik dinamiklerini anlamayı ve gelecek vizyonuna yeni perspektifler sunmayı amaçlayan araştırma projelerini desteklemek üzere 1001 Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında, “Cumhuriyetimizin 100. Yılı Özel Çağrısı” açılmıştır.
Bu çağrıda, Türkiye'nin Cumhuriyet dönemindeki 100 yıllık geçmişini anlamaya ve geleceğe yönelik önemli sorunları tespit ederek çözüm önerileri sunmaya odaklanan proje önerilerinin desteklenmesi hedeflenmektedir.
Cumhuriyetin 100. yılına özel hazırlanan bu çağrı kapsamında sunulan proje önerilerinin Türkiye'nin toplumsal gelişimine, geleceğine, sürdürülebilir kalkınmasına, tarihine ve kültürüne odaklanan konuları kapsaması, Cumhuriyetin 100. yılına özel katkı sunmayı amaçlaması ve geçmişi, şimdiki zamanı ve geleceği ele alarak topluma fayda sağlayacak bilgileri ve önerileri ortaya koyması beklenmektedir. Proje önerilerinde konunun, çok disiplinli veya disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınması önem arz etmektedir.
Çağrı kapsamında önerilecek projelerin odaklanabileceği konu başlıklarına aşağıda yer verilmiştir:
Çağrıya Özel Hususlar
Çağrı kapsamında sunulacak projeler aşağıda belirtilen çağrıya özel hususlara tabidir:
Çağrı Takvimi
Başvuru Sisteminin Açılış Tarihi: 29 Ekim 2023
Son Başvuru Tarihi (Çevrim İçi Başvurunun Tamamlanması): 29 Aralık 2023 23.59
Son Başvuru Tarihi (Elektronik İmzanın Tamamlanması): 5 Ocak 2024 23.59
İlgili Belgeler
İrtibat Bilgileri
Projelerde görev alabilme koşulları ve Proje Başvuru Sistemine ilişkin sorularınız için:
TÜBİTAK Çağrı Merkezi: 444 66 90
Destek Programları İzleme ve Koordinasyon Müdürlüğü - (312) 298 11 43 - ardeb-pbs@tubitak.gov.tr
E-imza sürecine ilişkin sorularınız için: ardeb.e-imza@tubitak.gov.tr
Çağrı içeriği, proje önerisi içeriği vb. hususlara ilişkin sorularınız için:
Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırma Destek Grubu (SOBAG)
2024 yılında TEYDEB(Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı), sanayiye yönelik Ar-Ge projelerine toplamda 4,13 milyar TL destek sağladı. Bu destekle, 2934 firma ve üniversite, 3.635 projeyle bu desteklerden faydalandı. 2012 yılından bu yana girişimcilere 2,5 milyar TL destek sağlayan TÜBİTAK, BİGG (Girişimcilik Destek Programı) ile bugüne kadar 2.378 teknoloji girişimi kuruldu. Ayrıca, BİGG Yatırım Çağrıları kapsamında 404 girişime toplamda 385 milyon TL yatırım yapılması sağlandı.
BİGG desteği alan firmalar, yatırım alarak ticarileşme yolunda hızla ilerliyor. Bu firmalar, toplamda 195 milyon dolar üzerinde yatırım aldı. Ayrıca, 2024 yılının ilk 9 ayında Türkiye’de yapılan toplam girişim sermayesi yatırımlarının yüzde 59’u, tohum öncesi yatırımların ise yüzde 92’si TÜBİTAK BiGG Fonu tarafından gerçekleştirildi. Bu başarıyla Türkiye, Avrupa'da en fazla tohum öncesi yatırım yapılan ülke konumuna yükseldi.
TEYDEB, teknoloji girişimlerinin büyümesine katkı sağlamak için mentorluk hizmetlerini de sürdürdü. BİGG+ KOBİ Mentor Arayüzü Programı kapsamında 1790 mentor ile 464 KOBİ’ye hizmet verilmeye devam ediliyor.
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile yürütülen Tech-InvesTR programı kapsamında 5,67 milyar TL’lik fon harekete geçirildi. Bu programda 92 girişim, 2 milyar TL’den fazla yatırım aldı.
TEYDEB, sanayide yeşil dönüşüm için de önemli bir adım attı. Dünya Bankası desteğiyle gerçekleştirilen Türkiye Yeşil Sanayi Projesi çerçevesinde, 1832 Sanayide Yeşil Dönüşüm Programı kapsamında 124 projeye 1 milyar TL destek sağlandı. Bu projelerle Türkiye’nin yeşil dönüşüm sürecine katkı sunuluyor.
Yapay zeka alanında ise, TÜBİTAK tarafından 1711 Yapay Zeka Ekosistem çağrısı yapıldı. Bu çağrı ile, yapay zeka çözümlerine ihtiyaç duyan şirketlerle teknoloji sağlayıcılarının, üniversitelerin ve araştırma laboratuvarlarının bir araya gelerek projeler üretmesi teşvik edildi. 2024 çağrısına 27 konsorsiyum başvurdu.
Dünya Bankası desteğiyle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın koordinasyonunda TÜBİTAK ve KOSGEB tarafından yürütülen Türkiye Yeşil Sanayi Projesine, 450 milyon dolarlık finansman tahsis edilmiştir. Proje kapsamında, TÜBİTAK - TEYDEB 175 milyon dolarlık finansman ile proje süresince sanayinin yeşil dönüşümünü destekleyecektir. 6 yıl sürecek olan Türkiye Yeşil Sanayi Projesi kapsamında TÜBİTAK tarafından farklı türde çağrılar açılacaktır. Bu çağrılardan biri de Sanayide Yeşil Dönüşüm Çağrısı’dır.
Bu çağrı kapsamında firmaların yeşil dönüşüm faaliyetlerine yönelik THS 3-9 aralığındaki Ar-Ge çalışmaları desteklenecektir. Projelerin ağırlıklı olarak kavramsal aşamayı geçmiş teknolojilere yönelik yeni bir prototip geliştirilmesi, mevcut bir Ar-Ge prototipi üzerinde ileri geliştirme veya iyileştirme çalışmaları, prototipin doğrulanması veya onaylanmasına yönelik testler gibi ticarileşmeye yönelik teknoloji doğrulama çalışmaları yürütmesi beklenmektedir. Geliştirilen teknoloji ya da prototipin ölçek büyütme faaliyetlerinin yapılması zorunludur. THS 3’ten önce başlayan çalışmalar temel araştırma niteliğinde olduğundan, THS 8’den başlayan çalışmalar, Ar-Ge süreçlerinin büyük bir kısmı tamamlandığından çağrı kapsamı dışındadır.
Çağrıya KOBİ ve büyük ölçekli kuruluşların başvuruları mümkün olup, ortaklı başvuru da yapılabilmektedir. Sermaye şirketlerine en fazla %50’si geri ödenmek üzere faizsiz geri ödemeli destek sağlanacaktır. Destek oranı sırasıyla büyük ölçekli şirketler için %70, KOBİ’ler için %80, deprem bölgesindeki KOBİ’ler için %90’dır. Kullanılacak desteğin geri ödemesi proje bittikten 1 yıl sonra başlayacaktır. TÜBİTAK’tan talep edilen geri ödemeli desteğin tamamı (%100’ü) için başvuru aşamasında Banka Referans Mektubu, sözleşme aşamasında Teminat Mektubu sunulması gerekmektedir.
Bu çağrıda önceki çağrılardan farklı olarak, bir takım değişiklikler söz konusudur:
Bir kuruluş için Dünya Bankası destekli en fazla 2 proje desteği sınırlaması kaldırılmış, kuruluş bazlı bütçe takibi uygulamasına geçilmiştir. Kuruluşlar, ölçeklerine göre program bazında belirlenen üst limitleri aşmamak koşuluyla 2’den fazla proje desteği alabileceklerdir. Program kapsamında daha önce destek almış kuruluşlar, 1832 programı kapsamında kalan limitlerini PRODİS üzerinden yapacakları yeni proje başvurusu aşamasında görebileceklerdir.
Çağrı kapsamını belirleyen Yeşil Dönüşüm Ar-Ge ve Yenilik konu başlıkları genişletilmiştir. Sunulacak projelerin aşağıda belirtilen konu başlıklarından birinin kapsamına girmesi beklenmektedir:
o İklim Değişikliği, Çevre ve Biyoçeşitlilik
o Temiz ve Döngüsel Ekonomi
o Temiz, Erişilebilir ve Güvenli Enerji Arzı
o Yeşil ve Sürdürülebilir Tarım
o Sürdürülebilir Akıllı Ulaşım
Sunulacak projelerin daha önce yapılan bir Ar-Ge çalışmasının devamı olma koşulu kaldırılmıştır. Kuruluşlar herhangi bir eski proje ile ilişkilendirmeden yeni bir proje başvurusu yapabilirler.
THS 5-9 olan Ar-Ge çalışmaları kapsamı, THS 3-9 olarak genişletilmiştir. Bununla birlikte THS bitiş seviyesinin en az THS 7 olması beklenmektedir. Ölçek büyütme çalışmaları zorunludur.
Başarıyla tamamlanan projelere verilen ilave %20 hibe destek uygulaması kaldırılmıştır.
Çağrıya başvurusu yapılması için başvuru sahibi kuruluşta proje konusu ile ilgili en az lisans seviyesinde bir personel olması gerektiğini önemle hatırlatırız.
Destek süresi en fazla 24 ay, proje bütçesi üst limiti mikro/küçük ölçekli firmalar için 14.000.000 TL, orta ölçekli firmalar için 22.500.000 TL, büyük ölçekli firmalar için 48.000.000 TL’dir. Çağrı kapsamında sermaye şirketlerine en fazla %50’si geri ödenmek üzere faizsiz geri ödemeli destek sağlanacaktır.. Kullanılacak desteğin geri ödemesi proje bittikten 1 yıl sonra başlayacaktır.
İletişim için: yesilsanayi.basvuru@tubitak.gov.tr
Başvuru için tıklayınız.
Ar-Ge, bilimsel ve teknik bilgi birikimini artırmak amacıyla, sistematik bir temelde yürütülen yenilikçi faaliyetler ve oluşan bilgi birikiminin yeni uygulamalarda (ürün, süreç) kullanımıdır. Yenilik ise, bir fikri, geliştirilmiş, iyileştirilmiş ya da yeni ve satılabilir bir ürüne veya sürece dönüştürmeye yönelik bir dizi bilimsel, teknolojik, mali ve ticari faaliyeti ifade eder.
1501 Sanayi Ar-Ge Destek Programı ile Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) ölçeğindeki kuruluşların proje esaslı araştırma - teknoloji geliştirme ve yenilikçilik faaliyetlerinin desteklenmesi hedeflenmektedir. 1501 Sanayi Ar-Ge Destek Programı çağrılı olarak yürütülmektedir.
Sağlanan destek hibe şeklindedir (geri ödemesizdir).
Çağrı duyurusunda aksi belirtilmediği sürece projeler için konu sınırlaması yoktur. Tüm sektörlerden ve tüm teknoloji alanlarındaki Ar-Ge projeleri için başvuru yapılabilir.
Proje destek süresi çağrı duyurusunda belirtilir ve Programın Uygulama Esasları gereği 36 ayı aşamaz. Sunulacak proje sayısı sınırı vb. diğer özel koşullar çağrı duyurularında belirtilir.
1509 Uluslararası Sanayi Ar-Ge Destek Programına Türkiye’de yerleşik sermaye şirketleri başvuru yapabilmektedir.
Avrupa araştırma ekosistemine entegrasyonu güçlendirmek, iş birliği fırsatlarını artırmak ve Türkiye’nin bilimsel ve teknolojik potansiyelini uluslararası alanda daha görünür kılmak amacıyla düzenlenen ICTürkiye2025 Uluslararası Proje Pazarı, TÜBİTAK ev sahipliğinde İstanbul'da gerçekleştirildi.
Açılış konuşmaları, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu İş Birliği Bölüm Başkanı Maria Luisa Wyganowski ve TÜBİTAK Başkan Yardımcısı İsmail Doğan tarafından yapıldı.
SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKAN YARDIMCISI: ” TÜRKİYE’NİN DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜNE GELECEĞE DÖNÜK POLİTİKALARLA ÖNCÜLÜK EDİYORUZ”
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü konuşmasında “Son yirmi yıldır Türkiye, üretim, araştırma ve inovasyon alanlarında canlı bir ekosistem geliştirmiştir. Ulusal hedefimiz yalnızca teknolojinin tüketicisi olmakla sınırlı değildir; biz, kritik teknolojilerin tasarımcısı, geliştiricisi, üreticisi ve küresel ihracatçısı olmayı hedefliyoruz. Bu dönüşümün merkezinde artık dijitalleşme yer almaktadır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, Türkiye’nin dijital dönüşümüne net ve geleceğe dönük politikalarla öncülük ediyoruz. Akıllı üretimden yapay zekâ destekli hizmetlere, siber güvenlikten yüksek performanslı bilgi işlem alanına kadar inovasyon politikalarımızı “Milli Teknoloji Hamlesi” doğrultusunda geleceğe uygun şekilde yeniden yapılandırıyoruz.” dedi.
Bu ulusal girişimlerin dijital ve yeni teknolojiler alanında programın öncelikli alanlarıyla uyumlu yerli kapasiteyi güçlendirerek Türkiye’nin Ufuk Avrupa’ya aktif katılımını tamamladığını kaydeden Gönüllü, “Avrupa Birliği ile olan stratejik ortaklıklarımız bu yolculukta hayati bir rol oynamaktadır. AB, Ar-Ge ve inovasyonda en büyük ticaret ortağımız ve en önemli iş birlikçimiz olmaya devam ediyor. Ayrıca Türkiye'nin AB'nin dijital değer zincirindeki rolü her geçen gün daha da güçleniyor. ICTürkiye2025 etkinliğinde, AB-Türkiye iş birliğinin dijital dönüşümün bir sonraki evresini şekillendirmedeki önemini vurguluyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bakan Yardımcısı ayrıca “6. Çerçeve Programı'ndan bu yana Türkiye, AB Ar-Ge ekosistemine aktif katkı sağlayan bir ülke olmuştur. Ufuk Avrupa kapsamında halihazırda 654 projede yer aldık ve 332,8 milyon Euro hibe kullandık . Ayrıca, çok ortaklı projelerde Türk koordinatör sayısı 50’ye ulaşarak Avrupa araştırma ekosistemindeki yükselen liderlik ve güvenilirliğimizin dikkat çekici bir göstergesi olmuştur. Bu projeler, yeşil hidrojen, döngüsel ekonomi, emisyonsuz ulaşım ve dijital teknolojiler gibi alanlarda geleceği şekillendirmektedir. 2023 yılında Dijital Avrupa Programı'na katıldık. Bu katılımla birlikte sanayicilerimiz, girişimcilerimiz ve araştırmacılarımız süper bilgisayarlar, yapay zeka test merkezleri ve inovasyon ağları gibi dünya standartlarında altyapılara erişim hakkı kazandı.” diye konuştu.
Türkiye’den bugün itibariyle 70’ten fazla kurum ve kuruluşun bu program aracılığıyla yaklaşık 8 milyon Euro hibe almaya hak kazandığını söyleyen Gönüllü sözlerini şöyle sürdürdü.
“Bugün itibariyle Türkiye'den 70'ten fazla kurum ve kuruluş bu program aracılığıyla yaklaşık 8 milyon Euro hibe desteği almaya hak kazanmıştır. Bu gelişme, Türkiye’nin yalnızca bir katılımcı değil, Avrupa’nın dijital dönüşümünde etkin bir katkı sağlayıcı olduğunu göstermektedir. Ufuk Avrupa ve Dijital Avrupa Programları birbirinden ayrı değil, Türkiye'nin küresel değer zincirlerine entegrasyonunu hızlandırdığımız tamamlayıcı araçlardır.”
WYGANOWSKI: “UFUK AVRUPA SINIR ÖTESİ İŞBİRLİKLERİNİ DESTEKLEYEREK YENİ ARAŞTIRMALARA OLANAK TANIYOR”
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu İş Birliği Bölüm Başkanı Maria Luisa Wyganowski de yaptığı konuşmada “Yeni bir Avrupa İnovasyon Gündemimiz var. Bu gündem; teknolojilerin, inovasyonun geleceğini ve ekonomik büyümeyi şekillendirmedeki kritik rolünü vurgulamaktadır. Bu dönüştürücü teknolojiler, küresel sorunlarla mücadele etme, sanayi rekabetçiliğini artırma ve yeni pazar fırsatları yaratma potansiyeline sahiptir. Avrupa'nın inovasyon ve araştırma alanındaki amiral gemisi programı olan Ufuk Avrupa, bu zorlukların üstesinden gelmede kilit bir rol oynamaktadır. Sınır ötesi iş birliklerini destekleyerek öncü araştırmalara olanak tanımakta ve neredeyse her alanda yeni nesil çözümlerin geliştirilmesini mümkün kılmaktadır” ifadelerini kullandı.
Bu etkinliğin Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki iş birliğini ileriye taşımak için önemli bir fırsat sunduğuna vurgu yapan Wyganowski “Türkiye’nin yanı sıra üye ülkelerden de gelen yüzlerce katılımcı—araştırmacılar, sanayi temsilcileri ve kamu yetkilileri—bu etkinliği yeni ortaklıklar kurmak, fikir alışverişinde bulunmak ve Ufuk Avrupa’nın stratejik öncelikleriyle uyum sağlamak için benzersiz bir platform haline getirmektedir” dedi.
TÜBİTAK BAŞKAN YARDIMCISI İSMAİL DOĞAN: “AB ÇERÇEVE PROGRAMLARI HEM ULUSAL HEM AVRUPA EKONOMİLERİNİN REKABET GÜCÜNÜ ARTIRIYOR VE KÜRESEL ÖNCELİKLERE KATKIDA BULUNUYOR”
TÜBİTAK Başkan Yardımcısı İsmail Doğan ise “Avrupa Birliği Çerçeve Programları dönüştürücü bir rol oynamaktadır. Ulusal sınırları ve sınırlamaları aşarak, yalnızca iş birliğini kolaylaştırmakla kalmayıp aynı zamanda somut etkisi olan ortak çalışmaların hayata geçirilmesini de mümkün kılmaktadır. Bu programlar hem ulusal hem de Avrupa ekonomilerinin rekabet gücünü artırırken küresel önceliklere katkıda bulunmak için benzersiz bir platform sunmaktadır. Türkiye, 6. Çerçeve Programı'ndan bu yana AB Çerçeve Programlarına aktif olarak katılmış ve giderek artan bir katılım göstermiştir. Devam eden Ufuk Avrupa Programında, 1.071 Türk katılımcı 654 projede yer almış ve 332,8 milyon € fon sağlamıştır. Türk koordinatör sayısı artık 50'ye ulaşmıştır; bu Türkiye'nin Avrupa araştırma ortamındaki yükselen statüsünün güçlü bir göstergesidir” dedi.
Türk ekosisteminin Programa aktif katılımının mükemmelliğe yönelik stratejik, koordineli ve uzun vadeli bir bağlılığın sonucu olduğuna dikkat çeken Doğan, TÜBİTAK'ın destek mekanizmalarının önemine vurgu yaptı ve son dört yılda, 2.112 araştırmacı ve kurumun TÜBİTAK teşviklerinden yararlandığını açıkladı.
İsmail Doğan ayrıca “Türkiye'nin On İkinci Kalkınma Planı'nda (2024-2028), yapay zeka, Nesnelerin İnterneti, artırılmış gerçeklik, büyük veri, siber güvenlik, robotik ve mikro/nano/opto-elektronik gibi stratejik dijital teknolojiler öncelikli alanlar arasında yer almaktadır. Bu teknolojiler, kimya, ilaç, tıbbi cihazlar, makine, otomotiv ve elektronik gibi kritik sektörlerde yapısal dönüşümün itici gücü konumundadır. Bu dönüşümden en yüksek faydayı sağlamak için güçlü bir uluslararası iş birliği şarttır. Avrupa Birliği Çerçeve Programları ise bu iş birliği için yapılandırılmış, şeffaf ve etkili bir mekanizma sunarak en güçlü araçlardan biri olarak öne çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.
ICTürkiye2025 gibi etkinlikler ve AB Çerçeve Programları ile süregelen etkileşimimizin daha akıllı ve daha bağlantılı bir gelecek için gerekli köprüleri inşa etmede kritik bir rol oynadığını belirten Doğan, “ICTürkiye2025 yalnızca bir buluşma değil; fikir üretimi ve bilgi paylaşımı için bir platformdur” dedi.
Açılışın ardından, 10:30-13:15 saatleri arasında dört farklı tematik başlıkta eş zamanlı yürütülen paralel çalıştaylarda katılımcılar, proje fikirlerini sunma ve potansiyel iş ortaklarıyla tanışma fırsatı yakaladı. Etkinlik, 14:00-19:00 saatleri arasında düzenlenecek birebir iş görüşmeleri ve ağ kurma oturumlarıyla devam ederken bu oturumlar sayesinde araştırmacılar ve kurumlar arasında doğrudan iş birliği olanakları değerlendirildi. Saat 19:00’da başlayacak resepsiyon ile sona eren etkinlik, katılımcıların iletişim ağlarını genişletmesi ve yeni ortaklıklar kurması açısından önemli bir fırsat sundu.
Avrupa Birliği’nin Ufuk Avrupa (Horizon Europe) Programı kapsamındaki bu prestijli etkinlik, TÜBİTAK Ulusal Koordinasyon Ofisi ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti mali iş birliği çerçevesinde uygulanan Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında hayata geçirilen "Ufuk Avrupa'da Türkiye için Teknik Destek Projesi" tarafından düzenlendi.
Avrupa ve Türkiye’den Araştırma, Sanayi ve Kamu Temsilcileri Bir Araya Geldi
Etkinlikte, Avrupa’dan ve Türkiye’den; araştırma kurumları, sanayi temsilcileri, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve farklı ölçeklerdeki şirketler bir araya gelerek ortaklık geliştirme, proje fikirleri paylaşma ve birebir görüşmelerle iş birliği imkânları yaratma fırsatı buldu. 450’den fazla katılımcı 1000’e yakın birebir görüşme gerçekleştirdi.
Dijital ve Akıllı Sağlık, Yeşil ve Dijital Dönüşüm, Dijital, Chips Ortak Girişimi ve 6G, Akıllı Mobilite gibi stratejik alanlara odaklanan etkinlik, bilgi paylaşımı, eş zamanlı tematik oturumlar, birebir iş birliği görüşmeleri ve ağ kurma etkinlikleri ile zengin bir içeriğe sahipti.
707 Sipariş Ar-Ge çağrıları kapsamında destekler sürüyor.
1707 Sipariş Ar-Ge Programı, Müşteri Kuruluş’un gereksinimlerini karşılamak üzere tasarlanan çözüm önerilerinin, KOBİ'ler tarafından Ar-Ge faaliyetlerine dönüştürülerek ticarileşebilir çıktılara ulaşılması hedefini benimsemektedir. TÜBİTAK ve Müşteri Kuruluş, bu önemli süreçte eş finansman yoluyla KOBİ'lerin gereksinim odaklı Ar-Ge faaliyetleri gerçekleştirmelerini sağlamaktadır.
KOBİ’ler müşterisi hazır yenilikçi ürün ve süreçler gerçekleştirmektedir. Sanayi kuruluşları arasında finansman riskinin paylaşılmasına ve fikri sinai haklar üzerinde anlaşılmasına zemin hazırlanmakta, proje yönetiminde görece daha deneyimli olan kuruluşların deneyimlerini KOBİ’lere aktarmasına imkân tanınmaktadır.
1707 Siparişe Dayalı Ar-Ge Projeleri için KOBİ Destekleme Çağrısı kapsamında 2025 yılı için 3 farklı çağrı dönemi tanımlanmıştır:
| Çağrı Açılış Tarihi | Çağrı Kapanış Tarihi | |
| 1. Çağrı Dönemi (Tamamlandı) | 2 Ocak 2025 | 14 Mart 2025 |
| 2. Çağrı Dönemi (Açıldı) | 2 Mayıs 2025 | 14 Temmuz 2025 |
| 3. Çağrı Dönemi | 1 Eylül 2025 | 14 Kasım 2025 |
2. Çağrı döneminde aşağıdaki çağrılar açılmıştır:
1707 Siparişe Dayalı Ar-Ge Projeleri için KOBİ Destekleme Çağrısı 2025-2 (1707 Sipariş Ar-Ge 2025-2)
1707 BİGG Ortaklı Siparişe Dayalı Ar-Ge Projeleri için KOBİ Destekleme Çağrısı 2025-2 (1707 Sipariş Ar-Ge-b 2025-2)
Proje başvuruları TEYDEB Proje Değerlendirme İzleme Sistemi (PRODİS) üzerinden 2 Mayıs 2025 – 14 Temmuz 2025 (saat 23:59) tarih aralığında alınacaktır.
1707 Sipariş Ar-Ge 2025 yılı 2. Çağrı Döneminde açılan çağrılar kapsamında
Yeşil Mutabakata Uyum Kapsamındaki Öncelikli Ar-Ge ve Yenilik Konularında sunulan projelere değerlendirme aşamasında öncelik verilecektir.
Çağrılar hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen TÜBA ve TÜBİTAK Bilim Ödülleri Töreni'ne katıldı. Tören vesilesiyle bilim insanları ile beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'de ve yurt dışında ilmi çalışmalar icra eden bilim insanlarına başarılar diledi.
"32 bin 940 projeye 128 milyar lira destek sağladık"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sıfırdan aldığımız Araştırma-Geliştirme Merkezi sayımızı 1329'a, yine sıfır olan Tasarım Merkezi sayımızı 331'e çıkardık. Teknopark sayımız 2'den 104'e yükseldi. Teknolojiye yönelik farkındalığı artırmak amacıyla ülkemizin her ilinde toplam 130 'Deneyap Teknoloji Atölyesi' kurduk. İlk ve ortaöğrenim müfredatlarına, bilgi teknolojilerine ilişkin dersler koyarak, bu alanda öğrencilerimizin ufuklarını açtık. Teknoparklarımızda, üniversite-sanayi işbirliğiyle 11 bin 158 firma ve 116 bin 321 personel ortak üretim yapıyor. Toplam 61 bin 500 projeyi tamamladık, 15 bin 955 projemiz devam ediyor.” değerlendirmelerinde bulundu.
TÜBİTAK Akademik Araştırma Geliştirme programlarıyla 32 bin 940 projeye toplam 128 milyar lira tutarında destek sağlandığını kaydeden Erdoğan “Bilim İnsanı Destekleri kapsamında, 381 bin 730 bilim insanına 35 milyar liralık destek verdik. Özel sektöre yönelik yürütülen destek programları kapsamında ise 26 bin 447 projeyi,109 milyar lira kaynakla destekledik." dedi.
"Çağa liderlik eden büyük ve güçlü Türkiye hedefine emin adımlarla ilerliyoruz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TEKNOFEST yarışmalarıyla gençleri büyük bir heyecanla "icat peşinde koşmaya" teşvik ettiklerine işaret ederek, bu yıl 9'uncusu düzenlenen TEKNOFEST'e 50 farklı kategoride, 790 binden fazla takımın başvurduğuna dikkati çekti. Gençlerin ve bilim insanlarının, imkan tanındığı, önlerine engel konulmadığı takdirde neleri başarabileceğini ve başarabildiklerini çok iyi gördüklerinin altını çizen Erdoğan, "Düzenlediğimiz araştırma projesi yarışmaları, ulusal ve uluslararası bilim olimpiyatları ile çocuklarımızı bilim insanı olma ve girişimcilik konusunda geleceğe hazırlıyoruz. Görüldüğü üzere, çağın gerisinde kalan değil, çağa liderlik eden büyük ve güçlü Türkiye hedefine emin adımlarla ilerliyoruz. Sabun köpüğü gibi gelip geçen mevzi başarılarla yetinmek istemiyoruz. Ülke ve millet olarak yere sağlam basıyor, adımları sağlam atıyoruz. Planlarımızı orta ve uzun vadeli yapıyoruz." diye konuştu.
"91 bin bilim insanı ve gence destek sunduk"
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen TÜBA ve TÜBİTAK Bilim Ödülleri Töreni'nde konuştu. Eski dünyanın paradigmalarının çöktüğünü ve yeni dünyanın hangi temeller üzerine yükseleceğinin halen belirsizliğini koruduğunu dile getiren Kacır, "Bizler, ilmi faaliyetleri bir ibadet olarak gören, insanları ilme, bilgiye, öğrenmeye davet eden bir inancın mensuplarıyız. Aklı, akıl yürütmeyi, tefekkür etmeyi esas alan ilim ve medeniyet anlayışının mirasçılarıyız. Medeniyetimizin aklı olmuş birbirinden kıymetli şahsiyetlerin ortaya koydukları önemli çalışmalar, tarihin farklı dönemlerinde sahip olduğumuz fikri ve ilmi canlılığın ispatı niteliğindedir." diye konuştu
Ülkelerin refah seviyesini ve rekabet gücünü, bilimsel çalışmaların ve teknolojideki yenilikleri sahiplenme düzeyinin belirlediği bu dönemde TÜBİTAK, toplumun tüm kesimlerinin bilimle buluşmasını sağlamaya devam ediyor. 2002'de 1167 AR-GE projesine bugünkü değerle 1,5 milyar lira destek olan TÜBİTAK ile bu yıl 9 bin 988 AR-GE projesine 9 milyar lira katkı sağladık. TÜBİTAK desteklerinden yararlanan firma sayısı 12 kat artarak 2 bin 769'a çıktı. 2002'de yaklaşık 1000 bilim insanı ve gencimiz TÜBİTAK desteklerinden yararlanmışken bu yıl 91 bin bilim insanımıza ve öğrencimize destek sunduk."
“2024 bilim ve teknoloji yılı oldu “
Bu yılın bilim ve teknolojide atılım yılı olduğunu anlatan Kacır, Türk savunma sanayisinin teknolojik atılımın öncüsü olmayı sürdürdüğünü dile getirdi. Kacır süper bilgisayar ARF'i kullanıma açtıklarını, rubidyum atomik saatini ürettiklerini, TÜRKSAT 6A'yı uzaya gönderdiklerini ve Türkiye'nin ilk astronotları Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever'in uzayda bilimsel çalışmalar gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde gerçekleştirilen söz konusu program ve projelerin her birinin Türkiye'nin bilim ve teknolojide zirveye yürüyüşünün ayak sesleri ve Türkiye Yüzyılı'nın işaret fişekleri olduğunu vurgulayan Kacır, "Zat-ı devletlerinizin güçlü liderliğiyle gerçekleştirdiğimiz Türkiye'nin ilk uzay bilim misyonu artık Türk çocuklarının, başka ülkelerin çocuklarına ait olduğu gerekçesiyle hiçbir hayali kurmaktan vazgeçmeyecekleri bir Türkiye'nin inşa edildiğinin ispatıdır." değerlendirmesinde bulundu
“Ülkemizin küresel bir güç olma yolundaki yürüyüşüne katkı sağlamak için azim ve kararlılıkla çalışmalarımızı sürdürüyoruz”
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın da kurumun Milli Teknoloji Hamlesi hedeflerine katkı sağlamak için önemli adımlar attığını ve Türkiye'nin küresel bir güç olma yolundaki yürüyüşüne katkı sağlamak için azim ve kararlılıkla çalışmalarını sürdürdüklerini bildirdi.
Bilim, teknoloji ve yenilik politikalarının 2024-2028 dönemini kapsayan Türkiye'nin 12. Kalkınma Planı çerçevesinde şekillendiğini vurgulayan Aydın, bu planın "Türkiye Yüzyılı'nda çevreye duyarlı, afetlere dayanıklı, ileri teknolojiye dayalı yüksek katma değer üreten, geliri adil paylaşan, istikrarlı, güçlü ve müreffeh bir Türkiye" olma vizyonunu ortaya koyduğunu söyledi.
Prof. Dr. Aydın, "TÜBİTAK, bu vizyon doğrultusunda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'mız öncülüğünde, Milli Teknoloji Hamlesi hedeflerine katkı sağlamak için önemli adımlar atmaktadır. Sizlerin ortaya koyduğu yüksek hedeflere ulaşarak, ülkemizin küresel bir güç olma yolundaki yürüyüşüne katkı sağlamak için azim ve kararlılıkla çalışmalarımızı sürdürüyoruz." dedi.
Aydın, güçlü bir ekonomi ve refah toplumuna ulaşmanın yolunun, bilim, AR-GE, teknoloji ve yeniliğe dayalı bir anlayıştan geçtiğini vurguladı. TÜBİTAK'ın, güçlü altyapısı, nitelikli araştırmacı insan kaynağı ve etkili bir yönetişim modeliyle bu anlayışa hizmet ettiğini vurgulayan Aydın, yeşil ve dijital dönüşüme öncülük ettiklerini, kamu, üniversite ve özel sektörden araştırmacılarını yenilikçi araştırma platformlarında bir araya getirdiklerini anlattı.
"Ödül geleneğimizle yeni başarılar için bir motivasyon oluşturmayı hedefliyoruz"
Aydın, TÜBİTAK olarak, bir yandan üniversite, kamu ve özel sektöre yönelik önemli AR-GE destekleri sağlarken diğer yandan; savunma, havacılık ve uzay, nanoteknoloji ve yapay zeka gibi birçok kritik alanda yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesine katkı verdiklerini belirtti. Anadolu'nun her köşesine yayılan bilim merkezleri, dergiler, atölyeler, yarışmalar ve birçok etkinlikle bilim iletişiminde öncü rol oynadıklarını, bilimi toplumun her kesimine yaymaya çalıştıklarını belirten Aydın, "Son yıllarda artan ikili ve çoklu iş birliklerimizle, anlaşmalarımızla, önemli uluslararası kurumlarda üstlendiğimiz temsil ve yönetim görevleriyle bilim diplomasisine önemli katkılar sağlıyoruz.” vurgusu yaptı.
Genç, dinamik ve üretken araştırmacı insan kaynağımızın gayretlerinin, uluslararası göstergelere de yansıdığını kaydeden Aydın, “Uluslararası araştırma fon kaynaklarından yararlanma düzeyimiz her geçen yıl artıyor. Artan nitelikli yayın, patent, proje, uluslararası işbirliği sayılarımızla üniversitelerimizin ve araştırma kurumlarımızın uluslararası görünürlüğü, sanayicimizin rekabet gücü her geçen yıl iyiye gidiyor.” dedi.
Prof. Dr. Aydın, “Son yıllarda, bu ivmesel iyileşmenin sürdürülebilirliği adına geliştirilen politika ve mekanizmalarla geleceğe daha güvenle bakıyoruz. Bir yandan bilimsel bilgi üreten, bu bilgiyi teknolojiye dönüştüren ve toplumun hizmetine sunan bireylerin yetişmesine destek oluyor, diğer yandan başarılı bilim insanlarımızı ödüllendirerek emeklerini takdir etmeye büyük önem veriyoruz.” ifadelerini kullandı.
TÜBİTAK Başkanı Aydın, “Bu yıl ödüllerimiz 59. kez sahiplerini buluyor. Bu ödül geleneğimizle yeni başarılar için bir motivasyon oluşturmayı hedefliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
TÜBİTAK’tan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Bilim ve Teknoloji Hediyesi
Bakan Kacır ve TÜBİTAK Başkanı Aydın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Türkiye'nin ilk yerli ve milli rubidyum tabanlı atomik saati olan RAFS'tan yola çıkılarak üretilen atomik saati takdim etti.
Bu hediye, TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü (UME) tarafından üretilen Türkiye’nin ilk yerli ve milli rubidyum tabanlı atomik saati (RAFS) temel alarak tasarlandı. Tasarımda, Türklerin gökyüzüne olan hayranlığını ve astronomi bilgisini simgeleyen Güneş, Ay ve Yıldız figürleriyle birlikte El-Cezeri'nin mühendislik eserlerinden ve Uluğ Bey Medresesi'nin mimarisinden ilham alındı.
Zamanın ötesinde bir teknoloji olan atomik saatler, günlük hayatta kullandığımız saatlerden en az bir milyon kat daha doğru zaman bilgisi üreten çok yüksek teknolojiye sahip sistemler olarak öne çıkıyor. TÜBİTAK UME, Türkiye’nin yerli konumlama sistemini güçlendirmek amacıyla rubidyum tabanlı atomik saat üretim çalışmalarını başarıyla tamamladı. Bu saat, uzaya gönderilerek test edilecek ve Türkiye'nin yerli konum belirleme sistemine katkı sağlayacak. Ayrıca, 5G, otonom araçlar ve savunma sistemleri gibi önemli teknolojilerde atomik saatlerin kullanımı büyük rol oynuyor. Bu gelişmeler, Türkiye’nin küresel teknoloji arenasındaki rekabet gücünü artıracak.
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı da Erdoğan'ın daha önce Uluslararası Uzay İstasyonu'nda kullanması için kendisine armağan ettiği kalemi Cumhurbaşkanı Erdoğan'a takdim etti. Gezeravcı, söz konusu kalemle uzayda Türk milleti ve Türk gençliğine ithafen yazdığı mektubu da Erdoğan'a hediye etti.
Törene, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Azerbaycan Milli Meclis Başkanı Sahiba Gafarova, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer İleri, AK Parti TBMM Grup Başkanvekili Muhammed Emin Akbaşoğlu, Türkiye'nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile Türkiye'nin ikinci astronotu Tuva Cihangir Atasever de katıldı.
Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında hayata geçirilen INNOFOOD Projesi’nin kapanış Gebze'de yer alan TÜGİP Gıda İnovasyon Merkezi'nde, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil’in ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal'ın katılımıyla gerçekleşti.
TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nin nihai faydalanıcısı ve Giresun Ticaret Borsası, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası ile Gaziantep Ticaret Borsası’nın bölgesel ortak olduğu bu önemli buluşmada, ülkemiz gıda sektöründe önemli bir dönüm noktası olan INNOFOOD Projesi ile elde edilen başarıları paylaşmak ve gelecekteki iş birlikleri için sektör paydaşları bir araya geldi.
Türkiye, Dünya’da Lider Üretici
Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil, gıda mamulleri ihracatında 2023 yılında yüzde üç buçuk artış olduğunu yirmi altı milyar dolar olarak gerçekleştiğini kaydetti. Yozgatlıgil, “Bu kapsamda yirmi senedir net ihracatçı konumunda olan gıda sanayi gücünü ağırlıklı olarak tarımsal üretimden almaktadır. Öte yandan dünya gıda ve içecek ihracatında Türkiye tarım ürünleri ihracatıyla yirmi birinci sırada bulunmaktadır. Küresel ihracattan yüzde bir buçuk pay almış olan ülkemizin birim ihracat değeri yaklaşık 1.2 dolar kilogram başınadır” diye konuştu.
Küresel ölçekte Türkiye, üretilen tarımsal üründe 68 milyar Amerikan Doları ile ilk 10 sırada yer aldığını bildiren Yozgatlıgil, Avrupa’da birinci sırada olan Türkiye’nin özellikle fındık, kayısı, incir ve kiraz üretiminde dünyada lider üretici konumunda olduğunun altını çizdi. Yozgatlıgil, “Türkiye gıda ürünlerinin üretimi, işlenmesi Avrupa ve Orta Doğu’nun pazarlarında ihracatı konusunda da bölgesel üst konumdadır. Türkiye’nin 600 milyon nüfusa ulaşan yakın coğrafyasında önemli bir ekonomi oluşturdu ve şu anda yüzde 1.5 civarında olan bu bölgedeki pazar payını kısa zamanda önümüzdeki on yıl içerisinde yüzde üçe çıkarmayı hedefliyor” dedi.
“İklim değişikliği ve sürdürülebilirlik günümüzde önemli”
Her sene gıda ve içecek sektöründe iki bin yeni işletmenin kurulduğunu söyleyen Yozgatlıgil, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu işletmelerin yüzde 99’u KOBİ niteliğinde. Bu rakamlara baktığımızda Türkiye açısından tarım ve gıda sektörlerinden elde edilecek gelir artışı, toplum refahı ve yaşam kalitesini artırmada önemli bir potansiyel taşımaktadır. Diğer taraftan tarım, gıda ve bunlarla ilgili araştırma, teknoloji geliştirme ve inovasyon süreçleri hızla artan dünya nüfusu, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik olguları hiç olmadığı kadar günümüzde önemli hale gelmiştir.”
2023 yılında 19 ülkede 27 gıda ihracat yasağı
2023 yılında 19 ülkenin 27 gıdada ihracat yasağı uyguladığını aktaran Yozgatlıgil, iklim krizinin küresel gıda ticaretine bir yansıması olan bu değişimin gıdada yerelleştirilmiş çözümlerin giderek önem kazandığının en açık göstergesi olduğuna değindi. Yozgatlıgil, “Sektörün ekonomi içindeki yerine, önemine, dış ticaret dengesine katkısına, birim icraat değerini artırma ve katma değerli yeni ürünler oluşturma gereksinimine baktığımızda INNOFOOD projemizin çok önemli bir boşluğu dolduracağı aşikardır” diye konuştu.
Toplam bütçe yaklaşık 27 milyon avro
Toplam bütçesinin yaklaşık 27 milyon avro olduğunu kaydeden Yozgatlıgil, Türkiye’de faaliyet gösteren başta filiz işletmeler ve KOBİ’ler olmak üzere gıda ve içecek imalat sektörünün AR-GE ve inovasyonuna dayalı kurumsal kapasitelerini güçlendirmek, gıda kayıplarını azaltmak, katma değerli ürünlere hem işletmelerin hem de bölgenin rekabet güçlerini arttırmak ve sürdürülebilir gıda AR-GE güvenliğine katkı sağlamanın öncelikli hedefleri olduğunu vurguladı.
Yozgatlıgil, “Ülkemizde gıda sanayilerinin bu kapsamda ve geniş imkânlara sahip bir altyapı ilk defa hayata geçirilmiştir. TÜGİP Gıda İnovasyon Merkezi, Gaziantep’teki kilo ölçekli entegre Antep fıstığı işletme tesisi, Şanlıurfa ve Giresun’da kurulan gıda araştırma ve analiz merkezleri bütünsel olarak gıda sanayiine ve dolayısıyla ekonomiye çok önemli katkılar sağlama potansiyeline sahiptir” şeklinde konuştu.
Giresun ve Şanlıurfa laboratuvarları sayesinde analiz yapılacak
Gıda sanayi firmaları, üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları, çatı kuruluş temsilcilerinin sektörün sorunlarını tartışmakta olduğunu bildiren Yozgatlıgil, dünyada ve Türkiye’de öne çıkan tematik alanlar için ileriye yönelik yol haritaları çıkarmakta, yeni araştırma ve inovasyon alanları belirleyerek iş birliğiyle yürütülecek platform programlar ve projeler tanımlamakta olduğunu anlattı. Yozgatlıgil, “Giresun ve Şanlıurfa laboratuvarlarında bulunan ileri teknolojili analiz cihazları sayesinde gıda ürünlerinde bölgede yapılamayan analizler yapılacaktır. Bölgedeki gıda endüstrisinin yenilikçi ve rekabetçi yapısına katkı sağlanması yönünde bölge üniversiteleriyle iş birliği, projeler şekillendirmeye şimdiden başlanmıştır” diye konuştu.
2 patent alındı
Yapılan çalışmalar sonucunda proje kapsamında TÜGİB platformuna bugüne kadar 43 büyük işletme, 28 KOBİ, 24 mikro işletme, 52 filiz işletme, 14 STK, 13 üniversite ve 2 TEKNOPARK olmak üzere 176 üyenin kaydolduğunu vurgulayan Yozgatlıgil, “Bu üyelere 21 adet yeni ürün geliştirip prototipi yapılmıştır. Bu ürünlerden 12’si başarıyla ticarileştirilmiştir. Ayrıca 15 adet patent başvurusunda bulunulmuş ve ikisinde süreç tamamlanıp patent alınmıştır” diye konuştu.
“Bugün esasında kapanış değil de, yeni bir başlangıç için sizlerle birlikteyiz”
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, konuşmasında şunları vurguladı: "Bugün aslında bir proje kapanışını değil, yeni bir başlangıcı kutlamak için buradayız. Bana göre, projenin açılışından daha önemli bir aşamadayız çünkü bu süreçte öğrendiklerimizi şimdi ortaya koyuyoruz."
Ayrıca projenin altyapıları ve paydaşlarıyla birlikte her dönemde ziyaret edilmesinin önemine vurgu yaparak TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal şunları söyledi: "2010'lu yıllardan önce başlayan ancak resmi olarak 2018 yılından itibaren devam eden bir proje. 2018’de projeye başladığımızda, pandemi öncesi bir dönemdi ve gıdaya olan ihtiyaç ile iklim değişikliği, iklim krizi henüz bu kadar görünür değildi. Özellikle pandemi ile birlikte gıda-arz güvenliğinin önemi arttı. Geleceğe baktığımızda, iklim kriziyle birleştiğinde, gıda, insanların yaşam sürecini toplumsal, sosyolojik ve ekonomik anlamda etkileyecek en önemli başlık olacak."
Prof. Dr. Hasan Mandal, "Bu projeyi, daha doğrusu platformu değerli kılan, onun iş modelidir. INNOFOOD projesi sadece bir araştırma projesi veya araştırma altyapısı olmanın ötesinde, TÜGİP, Türkiye Gıda İnovasyon Platformu'nun bir parçasıdır. İhtiyacımızın ne olduğunu belirlemenin yanı sıra, bu ihtiyacı nasıl çözeceğimiz de büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, INNOFOOD projesini ön plana çıkardık, ancak arka planda platforma daha fazla odaklandık. TÜGİP markası şu anda INNOFOOD markasının önündedir ve bu durumdan memnuniyet duyuyorum. Gelecekte bu projeler daha da anlam kazanacaktır."
“INNOFOOD projesini kapatırken esasında platformun da geleceğini de konuşuyoruz”
“Bugün INNOFOOD projesini kapatırken esasında platformun da geleceğini de konuşuyor olacağız. Çünkü bu binada bulunan altyapı diğer üç şehrimizdeki altyapılarla birlikte TUGIP devam edecek ve birçok ülkede de örnek göstermeye çalıştığımız bir yapı. Sadece bu altyapıyı kullanmanın ötesinde birbirimizden öğrenmeye çalıştığımız, yani ‘nasıl’ sorusunun cevabını bulmaya çalıştığımız bir ortam ve ben bunun birlikte öğrenmek, birlikte geliştirmek ve birlikte başarma yaklaşımı noktasında çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.” diyen Mandal, başlangıçta planlanmasa da buranın bir girişim ekosistemiyle de buluşması noktası haline gelmesinden duyduğu memnuniyeti paylaştı: “Büyük kurumsal firmalarımız var. Ama aynı zamanda gıda alanında da, yazılım sektöründe olduğu gibi, diğer dijital teknoloji tabanlı yapılarda olduğu gibi girişim ekosistemini kuvvetlendirebilecek bir ortam oluşturduk. Bu anlamda sadece firmaların birbirinden öğrendiği değil, aynı zamanda geleceğin firmalarının da birbirinden öğrenebilecekleri yapı noktasında bizim için de ilklerden birisi. Bizim derken ülkemiz için de iyi örneklerden birisi.”
MARTEK’in öneminden de bahseden Mandal, “Teknopark mevzuatının 4691 sayılı kanun kapsamındaki sunulan imkanların hepsi bu binada veriliyor. Bu da önemli bir ayrıcalık. Bunu özellikle yurtdışındaki paydaşlarımıza aktardığımızda, bunu çok özel bir statü olarak anlıyorlar. Biz de öyle istiyoruz zaten. Bu çok güzel bir iş modeli.” dedi.
Konunun uluslararası boyutuna da dikkat çeken Mandal, bu platformun aynı zamanda uluslararası görünürlüğümüzü ve uluslararası iş birliklerimizi de artırmak için önemli bir konumda olduğunu vurgulayarak ”Örnek vermek gerekirse bu bir Avrupa Birliği Projesi olabilir, Birleşmiş Milletler Teknoloji Bankası'nın bir uygulama aracı noktasında da olabilir. Bu hafta başında Gana'daydım. Afrika'daki en gelişmiş ülkelerden birisi. Bunu özellikle söylüyorum. Ama baktığımız zaman hala katma değer noktasında gelişebilecek çok fazla alan var. Ellerinde ürünleri var, o ürünlerin katma değerini arttırabilecek çok basit uygulamalar var. Bu mevcut platformun sadece kendi ülkemiz için değil, özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın da hedef gösterdiği dost müttefik coğrafyalarda gelişmekte olan, az gelişmiş olan bu ülke coğrafyalarına da hizmet etme potansiyelinin şu anki mevcut halinden çok daha fazla olabileceğine inanıyorum. Proje tamamlanmış olabilir ancak sonrasında ülkemiz için ve aynı zamanda uluslararası boyutta heyecan ve sorumluluk ile yeni bir başlangıç olacağını düşünüyorum.” diye konuştu.
Konuşmalar sonrasında INNOFOOD Proje Koordinatörü Doç. Dr. Cesarettin Alaşalvar ve INNOFOOD TA Takım Lideri Deniz Bayhan INNOFOOD Projesi Faaliyetleri ve Kazanımları ile ilgili sunumlar gerçekleştirdi.
Gaziantep Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ünal Şensoy ve Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Serhat Karadağ da INNOFOOD Projesi Bölgesel Paydaşların Faaliyetleri ve Kazanımlarına ilişkin bilgilendirmelerde bulundu.
Son olarak da CATALYSADE, CEO’du ve TÜBİTAK-TEMEG Grup Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Sanem Yalçıntaş moderasyonunda Deneyim Paylaşım Oturumunda Rol Model ve Teknik Destek Programı ele alındı.
TÜGİP ve Gıda İnovasyon Merkezi'nin Rolü
INNOFOOD projesi, Türkiye'nin gıda ve içecek sektöründe yenilikçi ve rekabetçi bir yapı oluşturmak için öncü adımlar attı. Proje kapsamında kurulan Gıda İnovasyon Merkezi ve Türkiye Gıda İnovasyon Platformu (TÜGİP), gıda sanayinin Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarını destekleyerek sektöre büyük katkılar sağladı. Bu projeler, gıda sanayinde sürdürülebilir bir geleceği hedefleyerek, Ar-Ge ve yenilik ekosistemimizin daha büyük hedeflere ulaşmasını mümkün kıldı.
Gıda İnovasyon Merkezi, TÜBİTAK MAM Yaşam Bilimleri Başkan Yardımcılığı bünyesinde ve TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi’nde 5 bin 800 metrekare kapalı alanda kuruldu. Merkez, gıda sektörünün ihtiyaç duyduğu Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları için 9 pilot ölçekli işleme hattı ve ileri gıda analizlerinin yapılabileceği araştırma laboratuvarları ile ülkemizin en kapsamlı Ar-Ge çalışmalarına imkân vermekte. Gıda İnovasyon Merkezi, Gaziantep’teki Pilot Ölçekli Entegre Antepfıstığı İşleme Tesisi, Şanlıurfa ve Giresun’da kurulan Gıda Araştırma ve Analiz Merkezleri ile birlikte, gıda sanayine ve dolayısıyla ekonomiye önemli katkılar sağlamaya devam edecek. TÜGİP ise, gıda sanayine yönelik kapsamlı altyapısı ve geniş imkanlarıyla, Türkiye'de ilk defa bu ölçekte hayata geçirilen bir platform olarak öne çıkmakta. Bu merkezler ve platform, gıda sanayi ve TÜBİTAK MAM arasında organik bir bağ kurarak, inovasyon kültürünün sektörde yaygınlaşmasını sağlayacak.
Gelecekteki Hedefler ve Yol Haritası
TÜGİP, vizyonu ve yol haritasıyla gıda sektörüne önemli katkılar veriyor. Türkiye'de faaliyet gösteren start-uplar (girişimler) ve KOBİ'ler başta olmak üzere, gıda ve içecek imalat sektörünün Ar-Ge ve inovasyona dayalı kurumsal kapasitelerini güçlendirmek, gıda kayıplarını azaltmak, katma değerli ürünlerle hem işletmelerin hem de bölgelerin rekabet güçlerini artırmak ve sürdürülebilir gıda arz güvenliğine katkı sağlamak öncelikli hedefler arasında yer alıyor.
INNOFOOD projesi kapsamında, gıda sanayi firmaları, üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları, çatı kuruluş temsilcileri bir araya gelerek sektörün sorunlarını tartışmakta ve ileriye dönük yol haritaları çıkarıyor. Yeni araştırma ve inovasyon alanları belirlenerek iş birliği ile yürütülecek platform programları ve projeler tanımlanıyor, finansal destek gündemine katkı sağlanıyor. Gıda sanayicileri, yeni ürün geliştirme ve ürün iyileştirme faaliyetlerini uygun maliyetle ve kaliteli olarak ölçeklendirme şansı elde ediyor.
Gıda sanayinin ihtiyaç duyduğu alanlarda mühendis ve operatörler için teknik ve uygulamalı eğitim programları düzenlenmeye devam edecek. Giresun ve Şanlıurfa laboratuvarlarında bulunan ileri teknolojili analiz cihazları sayesinde, gıda ürünlerinde bölgede yapılamayan analizler yapılacak ve bölgedeki gıda endüstrisinin yenilikçi ve rekabetçi yapısına katkı sağlanacak.
INNOFOOD projesi, Türkiye’nin gıda ve içecek sektöründe Ar-Ge ve inovasyon odağı olarak önemli bir başarıya imza attı. Kurulan merkezler ve platform sayesinde, teknolojiye sahip olanlar ile teknolojiye ihtiyacı olan kurum ve kuruluşlar birlikte çalışarak üretmeye ve büyümeye devam edecek. TÜGİP ve Gıda İnovasyon Merkezi, gelecekte de sektöre yenilikçi çözümler sunarak, Türkiye'nin gıda sanayisinde rekabet gücünü artırmaya devam edecek.