2024 yılı, TÜBİTAK SAGE(Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü) için savunma sanayinde kaydedilen önemli başarılarla dolu bir yıl oldu. Milli ve yerli hava-hava füzeleri GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN’ın atış testleri Ağustos 2024’te başarıyla tamamlandı. Ayrıca, GÖKHAN adlı Ramjet Motorlu Hava-Hava Füzesi’nin ön tasarım aşaması sona erdi. Uzun menzilli ve etkili bir savunma kapasitesi sunacak olan bu füze, Türkiye'nin savunma sanayindeki kapasitesini artıracak önemli bir adım olarak kaydedildi.
Milli Müşterek Modüler Güdümlü Orta Sınıf Mühimmat Ailesi’ne ait Serbest Süzülen KUZGUN varyantı da, AKINCI SİHA ve MARLİN SİDA platformlarından başarıyla fırlatıldı. Eylül 2024’te gerçekleştirilen bu atış testleri, savunma sanayinde Türkiye'nin yerli mühimmat üretim kapasitesini bir kez daha gözler önüne serdi.
SİPER Ürün-2, ASELSAN, ROKETSAN ve TÜBİTAK SAGE iş birliğiyle geliştirilen Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi, Eylül 2024’te test edilerek, sistemin başarım kriterlerinin sağlandığı doğrulandı.
F-16 Blok-30C/D uçağına entegrasyonu ve sertifikasyonu yapılan HGK-84 mühimmatının yer, uçuş ve atış testleri de başarılı bir şekilde tamamlandı. TÜBİTAK SAGE, ayrıca Türkiye'nin ilk yerli ve milli Modelleme ve Simülasyon Harekat Analizi Platformu SFORCE'u da kullanıma sunarak, gerçek savaş senaryolarının dijital ikizini oluşturan bu platformu hayata geçirdi.
Endüstriyel yapay zeka uygulamaları da dikkat çeken diğer bir gelişme oldu. S-70 helikopterlerinin jet motorlarının dijital ikizinin çıkarılması amacıyla bir proje başlatıldı.
TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı (BİDEB) tarafından yürütülen 2247-C Stajyer Araştırmacı Burs Programı (STAR) 2024 Yılı 2. Dönem STAR Lisans ve STAR Öğretmen çağrıları başvuru sonuçları açıklanmıştır. Başvuru sahipleri, başvuru durumları ile ilgili sonucu, BİDEB Başvuru ve İzleme Sisteminden (ebideb.tubitak.gov.tr) kullanıcı girişi yaparak “Başvurularım” alanından görüntüleyebilirler.
2247-C Stajyer Araştırmacı Burs Programı (STAR)’da STAR Lisans çağrısı kapsamında 1013 lisans öğrencisi ve STAR Öğretmen çağrısı ile 19 öğretmen desteklenmeye hak kazanmıştır.
ÖNEMLİ NOT: STAR Programında burs almaya hak kazanan adayların bursiyerliklerinin kesinleşmesi için istenecek belgelere ilişkin bilgilendirme adayların e-posta adreslerine gönderilecektir.
Programlarımıza gösterdiğiniz ilginin artarak devam etmesinden memnuniyet duyar, eğitim hayatınızda ve bilimsel çalışmalarınızda başarılar dileriz.
TÜBİTAK BİLGEM ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) iş birliğiyle geliştirilen Türkiye’nin ilk yerli ve millî sivil gözetim radarı olan Milli Gözetim Radar (MGR), Gaziantep Havalimanı’nda hizmete giriyor.
Hava sahamızdaki yoğun hava trafiğini emniyetli ve güvenli bir şekilde yönetmek amacıyla geliştirilen MGR, yüksek teknolojisi ve yerli tasarımıyla Türkiye’nin savunma ve havacılık sektörüne büyük katkı sunacak.
MGR’nin Öne Çıkan Özellikleri
Milli Gözetim Radar, 7 gün 24 saat kesintisiz bir şekilde hava sahasını izleyebiliyor. MGR, birincil gözetim radarı (PSR) ve gelişmiş ikincil gözetim radarı (MSSR) teknolojilerini içeren iki farklı radar sisteminden oluşuyor.
Birincil Gözetim Radarı (PSR): Uçakların konumunu belirlemek için yalnızca kendi yaydığı elektromanyetik sinyallerini kullanan bir sistemdir. PSR, uçakta hiçbir cihaz olmasa bile hava aracını tespit ve takip edebilir
112 kilometreye kadar hava araçlarını izleyebiliyor.
Aynı anda 1.000 hava aracı izleyebiliyor.
Yağış durumunu 6 seviyede raporlama özelliğine sahip.
Mode-S İkincil Gözetim Radarı (MSSR): Uçaklardaki özel cihazlarla (transponder) iletişim kurarak kimlik, irtifa ve uçuş bilgilerini toplayan bir sistemdir. Bu radar, hava trafiğini daha detaylı ve güvenli bir şekilde izlemeye olanak tanır.
370 kilometre menzile sahip.
Uçakların kimlik ve uçuş bilgilerini takip edebiliyor.
Gaziantep’ten Başlayan Yaygınlaştırma
MGR’nin ilk kurulumu Gaziantep Havalimanı’nda gerçekleşti. Birincil gözetim Radar Sistemi saha kabul testleri Şubat 2022’de, Mode-S ikincil gözetim radarı saha kabul testleri Aralık 2024’te başarıyla gerçekleştirildi. Sistemin, yakın zamanda operasyonel hizmete alınması planlanıyor.
Yüksek Yerli Katkı Oranı
MGR, donanım ve yazılım teknolojilerinde yüksek yerlilik oranıyla dikkat çekiyor. TÜBİTAK BİLGEM tarafından geliştirilen, yüksek güç yükselteçleri, özgün radar anteni, çift motorlu pedestal sistemi ve sinyal işleme yazılımları gibi kritik bileşenler, Türkiye’nin teknoloji geliştirme kapasitesine önemli bir katkı sağlıyor.
Stratejik Kazanımlar
Milli Gözetim Radarı’nın sağladığı avantajlar arasında, hava sahasının güvenliğinin artırılması, verimlilik odaklı operasyonel çözümler sunulması ve Türkiye’nin dışa bağımlılığının azaltılması yer alıyor. Ayrıca MGR, uluslararası radar pazarında yerli bir çözüm olarak rekabet gücü sunuyor.
Havacılıkta Bağımsızlık Hedefi
MGR’nin hayata geçirilmesiyle Türkiye, radar teknolojilerinde dışa bağımlılığı azaltarak kendi altyapısını güçlendirme yolunda önemli bir adım atıyor. Uluslararası standartlarla uyumlu olan bu sistem, sadece yurt içinde değil, dünya pazarında da kullanılabilecek bir teknoloji çözümü sunuyor.
Milli Gözetim Radar, Türkiye’nin havacılık alanında bağımsızlığını pekiştirirken, ulusal güvenliğe ve uluslararası rekabet gücüne de katkı sağlıyor.
The aim of the program is to support applied research and / or experimental development projects for the purpose of developing a new national / international product / process / method / model that will decrease our dependence on foreign technology and / or increase our country's competitiveness. (for comparison table of 1005 with 1001, 1505 and 1005 programs please click here)
PROJECT DURATION
The project duration is maximum 18 months.
PROJECT BUDGET
As of February 1, 2026 the requested budget from TÜBİTAK can be maximum 1.200.000 TRY (including scholarship, excluding project incentive bonus (PTI)* and overhead) without annual budget limit.
Upper limits for scholarships are as below:
Scholarship Upper Limits
| Qualification | If the person is not employed | If the person is employed |
|---|---|---|
| Undergraduate Student | 6.000.-TRY/month | -- |
| Master of Science Student | 22.500.-TRY/month | 6.000.-TRY/month |
| PhD Student | 32.500.-TRY/month | 8.500.-TRY/month |
| PhD Student (if there is voluntary insurance) | 37.780.-TRY/month | -- |
| Post-doctorate | 43.500.-TRY/month | -- |
| Post-doctorate (if there is voluntary insurance) | 48.780.-TRY/month | -- |
The budget requested for machine/equipment should be balanced with the total budget.
Projects aimed at developing infrastructure are not supported.
*Under this program, PTI is paid conditionally. Click for detailed info.
INTELLECTUAL AND INDUSTRIAL PROPERTY RIGHTS
The principal investigator (PI) is obliged to investigate whether the intellectual and industrial property rights of third parties are subject to the project proposal, before presenting the project proposal and should submit the results of investigation in the proposal.
In case the intellectual and industrial property rights of third parties are subject to the project proposal;
a) The PI undertakes that the project does not infringe on the intellectual and industrial property rights of third parties and if any, PI should submit the texts of the agreements like related licenses, transfers, etc.
b) If TÜBİTAK has been subjected to any legal treatment for alleged violations of the intellectual and industrial property rights of third parties, TÜBİTAK is notified that it will be applied and / or enforced in any sanction, an administrative penalty; PI is responsible for taking responsibility. Despite this, if TÜBİTAK faces a legal sanction, TÜBİTAK recourses to PI.
In case of violations of the intellectual and industrial property rights of third parties due to the PI’s defect and / or negligence; the Regulation, “Araştırma Projelerinde Uygulanacak İdari ve Mali Esaslar” and the relevant legislation provisions are applied. Reviews regarding whether the national / international patent / utility model / registration related to project topic has been obtained previously can be made from some of the websites given below.
The 2025 draft call calendar for the calls 1832 - Green Transformation in Industry and 1833 - SAYEM Green Transformation, which were opened within the scope of the World Bank Türkiye Green Industry Project, has been determined. Accordingly, it is planned to open 3 new calls for 1832 - Green Transformation in Industry and 2 new calls for 1833 - SAYEM Green Transformation in 2025.
The 2025 calls for 1832 - Green Transformation in Industry and 1833 - SAYEM Green Transformation are planned to be conducted in accordance with the draft call calendar below:
1832-Green Transformation in Industry Draft Call Calendar:
| 2025-1 Call | 2025-2 Call | 2025-3 Call | |
| Opening Date | 1.04.2025 | 1.08.2025 | 1.12.2025 |
| Closing Date | 30.05.2025 | 30.09.2025 | 30.01.2026 |
1833 - SAYEM Green Transformation Draft Call Calendar:
| 2025-1 Call | 2025-2 Call | |
| Opening Date | 03.03.2025 | 01.08.2025 |
| Closing Date | 30.04.2025 | 30.09.2025 |
Call documents will also be announced separately. It is important for you to follow our social media accounts and website.
Dünya Bankası Türkiye Yeşil Sanayi Projesi kapsamında yürütülen 1832-Sanayide Yeşil Dönüşüm ve 1833-SAYEM Yeşil Dönüşüm çağrılarının 2025 yılı çağrı planı belli oldu. Bu kapsamda 2025 yılında 3 adet 1832-Sanayide Yeşil Dönüşüm çağrısı ve 2 adet 1833-SAYEM Yeşil Dönüşüm Çağrısı açılması planlanmaktadır.
1832 - Sanayide Yeşil Dönüşüm ve 1833 - SAYEM Yeşil Dönüşüm 2025 yılı çağrılarının aşağıdaki çağrı takvimine uygun olarak yürütülmesi planlanmaktadır.
1832-Sanayide Yeşil Dönüşüm Taslak Çağrı Takvimi:
| 2025-1 Çağrısı | 2025-2 Çağrısı | 2025-3 Çağrısı | |
| Çağrı Açılış Tarihi | 1.04.2025 | 1.08.2025 | 1.12.2025 |
| Çağrı Kapanış Tarihi | 30.05.2025 | 30.09.2025 | 30.01.2026 |
1833-SAYEM Yeşil Dönüşüm Taslak Çağrı Takvimi:
| 2025-1 Çağrısı | 2025-2 Çağrısı | |
| Çağrı Açılış Tarihi | 03.03.2025 | 01.08.2025 |
| Çağrı Kapanış Tarihi | 30.04.2025 | 30.09.2025 |
Çağrı dokümanları ayrıca duyurulacaktır. Sosyal medya hesaplarımız ve web sayfamızın tarafınızca takibi önem arz etmektedir.
Türkiye’nin coğrafi yapısı ve iklim özellikleri nedeniyle çığ olayları, özellikle yüksek rakımlı bölgelerde can kayıplarına ve ekonomik zararlara yol açıyor. Bu alanda Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan "Çığ Önleme ve İzleme Sistemlerinin Geliştirilmesi Projesi," AFAD ve TÜBİTAK iş birliğiyle hayata geçiriliyor. Projenin imza töreni TÜBİTAK Gebze yerleşkesinde gerçekleştirildi. Projeye ilişkin protokolü AFAD Başkanı Vali Okay Memiş ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın imzaladı.
"Güvenli Yaşam Alanları İçin Yerli ve Yenilikçi Çözümler"
AFAD Başkanı Vali Okay Memiş, törende yaptığı konuşmada projenin önemine değinerek şunları söyledi:
“Bu proje, çığ bölgelerinde oluşabilecek riskleri en aza indirmeyi ve yerli imkânlarla yenilikçi çözümler sunmayı amaçlamaktadır. Hem sensör teknolojileri hem de bariyer sistemleriyle risk izleme ve önleme sistemleri sahaya taşınacak. Proje kapsamında, çevre dostu ve sürdürülebilir altyapılarla güvenli yaşam alanları oluşturmayı hedefliyoruz.”
Memiş, çığ riskine karşı geliştirilen sistemlerin teknik detaylarını aktarırken, projede yerli ve milli teknolojilerin ön planda olduğunu vurguladı: “Pasif sistemlerle güneş ışınım şiddeti, ortam sıcaklığı, kar yüksekliği, rüzgâr hızı gibi parametreler sensörler aracılığıyla ölçülecek. Aktif sistemlerde ise yeni nesil yapı teknolojisinden üretilen çığ önleme bariyerleri kullanılacak. Bu sistemlerle, çığ tehlikesine erken müdahale imkânı sağlayarak can ve mal kayıplarını en aza indirmeyi hedefliyoruz.” diye konuştu.
"Bilim ve Teknoloji ile Güvenli Bir Gelecek"
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın da “Yenilikçi teknolojiler ve çevre dostu yaklaşımların bir arada kullanıldığı proje, çığ riski taşıyan bölgelerde güvenliği artırmayı ve afetlerin yol açtığı kayıpları en aza indirmeyi hedefliyor.” açıklamasında bulundu.
Aydın, “Çığ Önleme ve İzleme Sistemlerinin Geliştirilmesi Projesi, çevre dostu yeni nesil yapı teknolojisi kullanımı ve yüksek teknoloji sensör sistemleriyle, doğayı koruma ve insan güvenliğini artırma misyonunu birleştiren öncü bir çalışmadır. "Doğayı doğayla koruyoruz" ilkesini benimseyen bu proje ile doğal afetlere karşı yenilikçi, güvenilir ve sürdürülebilir bir çözüm sunma amacındayız” ifadelerini kullandı.
Doğal Afetlere Karşı Teknolojik ve Çevre Dostu Yaklaşım
Proje kapsamında şu önemli adımlar atılacak:
Yeni Nesil Yapı Teknolojisi Kullanımı: Türkiye’de çığ önleme setlerinde ilk kez kullanılan yeni nesil yapı teknolojisi, doğal kaynaklardan elde edilen çevre dostu bir malzeme olup, üstün dayanıklılığı ile dikkat çekiyor.
Yüksek Teknoloji Sensör Sistemleri: Çığ riski taşıyan bölgelerde dağın zirvesine yerleştirilecek Prototip Merkez İstasyonu ve Ölçüm İstasyonu ile güneş ışınımı, kar yüksekliği, rüzgâr hızı gibi kritik veriler toplanacak.
Çevre Dostu Enerji Çözümleri: Fotovoltaik güneş enerjisi ile çalışan sistemler, çevreye zarar vermeyen, sürdürülebilir bir enerji altyapısı sağlayacak.
Erken Uyarı Mekanizması: Toplanan veriler analiz edilerek çığ oluşumunun erken tespiti sağlanacak, böylece afet riskleri minimize edilecek.
Güvenli Gelecek İçin Bilim ve Teknoloji
Projenin çıktıları, hem bilimsel hem de uygulamalı faydalar sunarak Türkiye’nin afet yönetiminde yeni bir dönemi başlatacak. Çığ riski taşıyan bölgelerde yerleşim alanlarının korunması, afet yönetimi ve şehir planlamasında kullanılacak veri altyapısının güçlendirilmesi sağlanacak. Ayrıca, proje sürecinde yetiştirilecek uzmanlar, bu alanda Türkiye’nin bilgi ve yetkinlik seviyesini artıracak.
Yenilikçi ve Sürdürülebilir Bir Çözüm
"Çığ Önleme ve İzleme Sistemlerinin Geliştirilmesi Projesi," Türkiye’de ilk kez çığ riskine karşı çevre dostu yeni nesil yapı teknolojisi ve ileri teknoloji sensör sistemlerinin bir arada kullanıldığı bir proje olarak dikkat çekiyor. "Doğayı doğayla koruyoruz" ilkesiyle geliştirilen bu çalışma, doğal afetlere karşı yenilikçi, güvenilir ve sürdürülebilir bir çözüm sunmayı hedefliyor.
AFAD ve TÜBİTAK’ın bu öncü iş birliğiyle hayata geçireceği proje, ülkemizin afet yönetimi konusundaki kararlılığını güçlendirecek ve uluslararası ölçekte örnek teşkil edecek bir başarı hikâyesi olarak öne çıkıyor.
The Joint Program for Neurodegenerative Disease Research (JPND) is a structure that organizes and manages a series of research programs active in the field of neurodegenerative disease research in Europe. Within the scope of the initiative in question, calls for projects are being opened to make neurodegenerative potential research more efficient and to increase the treatment capability.
In this context, research projects under the title of " Health And Socıal Care Research Wıth A Focus On The Moderate And Late Stages Of Neurodegeneratıve Dıseases" will be supported in the JPND 2025 call for international joint research projects (https://neurodegenerationresearch.eu/initiatives/annual-calls-for-proposals/2025-research-call-on-h…).
Submission deadline for pre-proposals to Call Secretariat: March 4 2025 (12:00, CET) (https://ptoutline.eu/app/jpnd2025)
Submission deadline for pre-proposals to TÜBİTAK: 12 March 2025 (23:59, TSİ) (https://uidb-pbs.tubitak.gov.tr)
Submission deadline for full proposals: 24 June 2025 (12:00, CET) (https://ptoutline.eu/app/jpnd2025)
TÜBİTAK application deadline for full proposals will be announced for our researchers who are successful in the second stage international scientific evaluation process.
Within the scope of the JPND 2025 Call, proposals submitted to this call must focus on one or several of the following neurodegenerative diseases: Alzheimer’s disease and other dementias, Parkinson’s disease and PD‐related disorders , Prion diseases, Motor neuron diseases, Huntington’s disease, Spinocerebellar ataxia (SCA), Spinal muscular atrophy (SMA). Proposals submitted under this call may include, but are not limited to, the following types of research:
Deciphering the interplay of physical health, biological, environmental, social and economic factors in determining cognitive decline and behavioral and psychological symptoms;
Investigating the specific or changing needs in regard to different subtypes of neurodegenerative diseases (e.g., different types of dementia), disease trajectories and treatment regimens (e.g., drug-treatment vs. non-drug treatment);
Identifying transition points of deterioration that occur throughout the disease progression and establishing measures for effective interventions and prevention;
Development of guidelines and harmonization of standardized operation procedures for the use of socio-cognitive testing across regions and countries in Europe or beyond;
Development of measures for rehabilitation and reablement and effective support from the perspective of patients and family caregivers to establish person-centered and public health approaches;
Establishing effective models of care by studying quality of care (e.g., in nursing homes) or the effects of prevention or delay of admission to a nursing home;
Identifying suitable housing at different stages of the disease progression, from adapted housing solutions to nursing homes and dementia villages;
Identification and implementation of new digital measurement tools and socio-cognitive digital markers with cross-cultural validation based on patient-reported outcome measures;
Identifying and addressing known barriers to e.g., improve the accessibility of services, the development of advanced care planning, the interaction between social and care services as well as between persons with dementia and their immediate environment and the public (stigmatization);
Consideration of ethical issues;
Unraveling regional differences in the effectiveness and impact of health and social care interventions and developing strategies for evidence-based adaptation and implementation in e.g., different settings, regions and systems.
Projects to be submitted to the call must meet the following criteria:
Each proposal must involve a minimum of three and a maximum of six regular partners, including the coordinator, from at least three different countries participating in this call. However, if the proposal involves at least one regular partner from an EU-13 country (Hungary, Latvia and Poland) or from Turkey, the maximum number of regular partners is extended to seven.
For reasons of transnational balance, no more than two regular partners from the same country are allowed to join a proposal.
In addition, external collaborators (e.g., research groups from countries not participating in this call) may participate in proposals. External collaborators must secure their own funding. They must state in the proposal if these funds are already secured or how they plan to obtain funding.
Joint transnational research proposals can be funded for a period of up to three years.
Important information
Project proposals to be submitted from our country will be supported within the scope of TÜBİTAK 1071 Program.
For projects involving partners from Turkey, it is mandatory to apply to both the call secretariat and TUBITAK.
National project applications can only be made using electronic signature (e-signature) via the Project Application System (https://uidb-pbs.tubitak.gov.tr).
Before applying, national application rules must be examined in detail. If the application rules are not followed, the application may be returned without being evaluated.
Call Contacts
For information about International Application Conditions and JPND:
Elif GÜNEY TAMER
0312 2981384
For information about National Application Conditions:
Öznur TİFTİK
0312 2981519
Nörodejeneratif Hastalık Araştırmaları Ortak Programı (EU Joint Programming Neurodegenerative Disease Research - JPND) Avrupa'da nörodejeneratif hastalıklar alanında faaliyet gösteren araştırma programlarını düzenleyen ve yöneten kurumların bir araya gelerek oluşturduğu bir yapıdır. Söz konusu girişim kapsamında nörodejeneratif hastalık araştırmalarını daha verimli hale getirecek ve tedavi kabiliyetini artıracak yöntemler konusunda proje çağrıları açılmaktadır.
Bu çerçevede, JPND 2025 yılı uluslararası ortak araştırma projeleri çağrısında “Nörodegeneratif Hastalıkların Orta ve Geç Evrelerine Odaklanan Sağlık ve Sosyal Bakım Araştırmaları” başlığında araştırma projeleri desteklenecektir (https://neurodegenerationresearch.eu/initiatives/annual-calls-for-proposals/2025-research-call-on-h…).
1. aşama önerilerin Çağrı Sekretaryasına sunulması için son tarih: 4 Mart 2025 (12:00, CET) (https://ptoutline.eu/app/jpnd2025)
1. aşama önerilerinin TÜBİTAK’a sunulması için son tarih: 12 Mart 2025 (23:59, TSİ) (https://uidb-pbs.tubitak.gov.tr)
2. aşama önerilerin Çağrı Sekretaryasına sunulması için son tarih: 24 Haziran 2025 (12:00, CET) (https://ptoutline.eu/app/jpnd2025)
İkinci aşama uluslararası bilimsel değerlendirme sürecinde başarılı bulunan projelerde yer alan araştırmacılarımız için TÜBİTAK son başvuru tarihi duyurulacaktır.
JPND 2025 yılı çağrısı kapsamında proje önerilerinin Alzheimer, demans, Parkinson ve ilgili hastalıklar, Prion Hastalıkları, Motor Nöron Hastalıklar, Huntington Hastalığı, Spinoserebellar ataksi (SCA), Spinal Musküler Atrofi (SMA) nörodejeneratif hastalıklarından bir ya da birkaçını hedeflemesi gerekmektedir. Proje önerilerinin aşağıdaki araştırma alanlarına odaklanması gerekmektedir:
• Bilişsel gerilemeyi ve davranışsal ve psikolojik semptomları belirlemede fiziksel sağlık, biyolojik, çevresel, sosyal ve ekonomik faktörlerin etkileşiminin deşifre edilmesi;
• Nörodejeneratif hastalıkların farklı alt tiplerine (örneğin farklı demans tipleri), hastalık seyirlerine ve tedavi rejimlerine (örneğin ilaç tedavisi ve ilaçsız tedavi) ilişkin özel veya değişen ihtiyaçların araştırılması;
• Hastalığın ilerlemesi boyunca ortaya çıkan bozulma geçiş noktalarının belirlenmesi, etkili müdahaleler ve önleme için önlemlerin oluşturulması;
• Avrupa'daki veya ötesindeki bölgeler ve ülkeler genelinde, sosyo-bilişsel testlerin kullanımına ilişkin yönergelerin geliştirilmesi ve standartlaştırılmış işletim prosedürlerinin uyumlu hale getirilmesi;
• Hasta ve aile bakıcılarının bakış açısından rehabilitasyon ve yeniden yapılandırma önlemlerinin geliştirilmesi, kişi merkezli ve halk sağlığı yaklaşımlarının oluşturulması için etkili destek sağlanması;
• Bakım kalitesini (örneğin, huzurevlerinde) veya huzurevine kabulün önlenmesinin veya geciktirilmesinin etkilerini inceleyerek etkili bakım modelleri oluşturmak;
• Hastalığın ilerlemesinin farklı aşamalarında uygun konutların belirlenmesi, uyarlanmış konut çözümlerinden huzurevlerine ve demans köylerine kadar;
• Hasta tarafından bildirilen sonuç ölçümlerine dayalı, kültürler arası doğrulamaya sahip yeni dijital ölçüm araçlarının ve sosyo-bilişsel dijital belirteçlerin tanımlanması ve uygulanması;
• Bilinen engellerinin belirlenmesi (örneğin hizmetlere erişilebilirliğin iyileştirilmesi, gelişmiş bakım planlamasının geliştirilmesi, sosyal ve bakım hizmetleri arasındaki etkileşimin yanı sıra demanslı kişiler ile yakın çevreleri ve toplum arasındaki etkileşimin (stigmatizasyon) ele alınması)
• Etik konuların dikkate alınması;
• Sağlık ve sosyal bakım müdahalelerinin etkililiği ve etkisi konusunda bölgesel farklılıkların ortaya çıkarılması ve kanıta dayalı uyarlama ve uygulama stratejilerinin geliştirilmesi (örneğin farklı ortamlarda, bölgelerde ve sistemlerde).
Çağrıya sunulacak projelerin aşağıdaki kriterleri sağlaması gerekmektedir:
Her bir proje konsorsiyumunun, çağrıya katılan en az üç, en fazla altı farklı ülkeden koordinatör içerecek şekilde oluşturulması gerekmektedir. Proje önerilerine yeterince temsil edilemeyen ülkelerden ortak dahil edilmesi durumunda konsorsiyumu oluşturacak ortak sayısı yediye yükseltilebilir.
Uluslararası dengenin sağlanması amacıyla aynı ülkeden ikiden fazla ortak bir konsorsiyumda yer alamaz.
Çağrıya katılım sağlamayan ülkelerdeki araştırma grupları ya da çağrıya dahil olan ancak fon başvurusunda bulunmayan ülkelerdeki araştırma grupları, proje konsorsiyumuna kendi fon desteklerini sağlamak koşuluyla dahil olabilirler. Başvuru formunda proje başlangıcından itibaren fonun nasıl temin edileceğinin belirtilmesi gerekmektedir.
Proje süresi en fazla 3 yıl olmalıdır.
Önemli Bilgi
Söz konusu çağrı kapsamında ülkemizden sunulacak proje önerileri, TÜBİTAK 1071 Uluslararası Araştırma Fonlarından Yararlanma Kapasitesinin ve Uluslararası Ar-Ge İşbirliklerine Katılımın Artırılmasına Yönelik Destek Programı kapsamında desteklenecektir.
Türkiye’den ortakların yer alacağı projeler için hem çağrı sekretaryasına hem de TÜBİTAK’a başvuru yapılması zorunludur.
Ulusal proje başvuruları, Proje Başvuru Sistemi (PBS) üzerinden yalnızca elektronik imza (e-imza) kullanılarak yapılabilmektedir.
Başvuru öncesinde ulusal başvuru kurallarının detaylı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Başvuru kurallarına uyulmaması durumunda başvurunun değerlendirmeye alınmadan iade edilmesi söz konusudur.
Çağrı İrtibat Kişileri
Uluslararası Başvuru Koşulları ve JPND hakkında bilgi için:
Elif GÜNEY TAMER
0312 2981384
Ulusal Başvuru Koşulları hakkında bilgi için:
Öznur TİFTİK
0312 2981519
Çevre ve Sürdürülebilir Kalkınma Paneli Son Raporu
EK-1:Çevre Bilgi Sistemleri Ön Raporu
EK 1A: DİE (Devlet İstatistik Enstitüsü) ve Çevre İstatistikleri
EK 2 : Su Yönetimi ve Sürdürülebilir Kalkınma Ön Raporu
EK 3 : Sürdürülebilir Kalkınma
EK 4 : Türkiye’de Evsel Nitelikli Katı Atıklar
EK 5 : Katı Atıkların Kontrolü
EK 6 : Hava Kirliliği Ön Raporu
EK 8 : Uluslararası Sözleşmeler Ön Raporu
EK 9: Çevre ve Sürdürülebilir Kalkınma
EK 10: Sürdürülebilir Kalkınmada Yerel Yönetimlerin Mali Sorumlulukları
EK 11: Çevresel Hesapları, Uydu Hesapları ve Milli Gelir Hesaplarına Yeni Yaklaşımlar
EK 12: Elektrik, Doğalgaz ve Su Hizmetlerinin Özelleştirilmesi
EK 13: Sürdürülebilir Kalkınma / Tarihi Kültürel Mirasın Korunması
EK 14: Biyolojik Çeşitlilik- Doğa Koruma ve Sürdürülebilir Kalkınma
EK 15: Sürdürülebilir Kalkınma
EK 16: Sürdürülebilir Kalkınma Paradigması Üzerine Notlar
EK.17: Hava Kirliliği-Vizyon ve Misyon
TÜBİTAK ve Türk Patent ve Marka Kurumu arasında Yapay Zeka Destekli Dijital Dönüşüm Projesi imzalandı. Törene katılan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır “TÜRKPATENT ve TÜBİTAK arasında imzalanan Yapay Zeka Destekli Dijital Dönüşüm Projesiyle TÜRKPATENT’in yazılım altyapısını yapay zeka teknolojileriyle güçlendiriyoruz.” açıklamasında bulundu.
Bakan Kacır, “24 aylık zaman diliminde gerçekleştirilecek proje sayesinde, halihazırda kurumumuzun bünyesinde farklı yazılımlar tarafından yürütülen iş süreçleri arasında entegrasyonu güçlendirerek iş akışlarını sadeleştireceğiz. Artık kurumumuz bünyesinde gerçekleştirilen başvurular, yapay zeka destekli sistemler sayesinde daha hızlı analiz edilerek benzersizlik araştırmaları çok daha etkin şekilde yapılacak ve süreçler otomatikleştirilerek değerlendirme süreleri minimum seviyeye inecek.” ifadelerini kullandı.
“Bu yeni altyapı, başvuru sahiplerine hem zaman kazandıracak hem de başvuruların doğruluğunu artırarak uluslararası standartlarda bir hizmet sunulmasını mümkün kılacak.” diyen Kacır, “Biz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sınai mülkiyeti ivmelendirmeye, fikirlerin ticari değere dönüşmesine katkı sağlamaya kararlılıkla devam edeceğiz. Türk Patent ve Marka Kurumumuzu, ülkemizdeki fikri sermayenin yalnızca koruyucusu olmanın ötesinde aynı zamanda gelişiminin de öncüsü haline getireceğiz.” diye konuştu.
Bakan Kacır, “Zengin kültürel değerlerimizi, tarihi birikimimizi, bu toprakların bereketini, ürünlerimizin hikayelerini bir araya toplayarak geniş kitlelere tanıtacağımız etkinlikleri 2025’te icra edeceğiz. Türkiye Yüzyılında kurumumuza biçtiğimiz bir diğer kritik rol ise; ülkemizin güçlü Ar-Ge ve inovasyon sisteminin çıktısı olan patentlerin ticarileştirilmesi ve ekonomik değere dönüşmesinin önündeki engellerin kaldırılmasıdır. Bu doğrultuda, yenilikçi sanayiye entegre edilmesi, girişimcilere ve yatırımcılara sunulması için etkin mekanizmalar geliştirmeye devam edeceğiz.” dedi.
Yapay Zeka Stratejisi ve İnsan Kaynağı Vurgusu
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın da konuşmasında Türkiye'nin ulusal yapay zeka stratejisi çerçevesinde yapılan çalışmalara değinerek, "TÜBİTAK olarak Türkiye'nin Milli Teknoloji Hamlesi hedefleri doğrultusunda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'mızın öncülüğünde, bütün ekosistemi kuşatacak önemli projelerde rol almak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Ulusal Yapay Zeka Stratejisi Eylem Planı'na yakından baktığımızda bunun en önemli bileşenlerinden biri altyapı ve veri." değerlendirmesinde bulundu. “TÜBİTAK olarak kamu, özel sektör ve üniversitelerle iş birliği içinde yapay zeka ve dijitalleşme süreçlerini destekliyoruz.” diyen Aydın, “Bu süreçlerin en kritik unsuru ise nitelikli insan kaynağıdır. Geleceğin teknolojilerine yön verebilmek adına gençlerimizi ve araştırmacılarımızı bu alanlarda desteklemeye devam edeceğiz,” ifadelerini kullandı.
Disiplinlerarası Yaklaşım ve İş Birliği Çağrısı
Aydın, yapay zeka teknolojilerinin disiplinler arası bir gelişim alanı olduğuna dikkat çekerek, bu alandaki çalışmaların iş birliği içinde yürütülmesi gerektiğini belirtti ve Türk Patent ve Marka Kurumu ile bugün atılan imzanın bu iş birliklerinden biri olduğunu kaydetti. Ayrıca, TÜBİTAK’ın hem kamu hem de özel sektör için çeşitli çağrılar ve programlar düzenlediğini vurguladı.
“Hedef, Yapay Zeka Teknolojilerinin Etkin Kullanılması”
TÜRKPATENT Başkanı Prof. Dr. M. Zeki Durak ise TÜRKPATENT’in patent, faydalı model, tasarım, coğrafi işaretleri ve markaları tescil ettiğini belirterek, Türkiye'nin değerlerini koruma altına alıp tescil sonrası buluşların ticarileşmesini sağlamak için çalıştıklarını ifade etti. Durak, AR-GE ve tasarım merkezine özel eğitimler vermeye devam ettiklerini, Milli Eğitim Bakanlığı okulları ve DENEYAP Teknoloji Atölyeleri'nde yıl boyunca eğitimler gerçekleştirdiklerini söyledi.
Durak, Mart 2024'ten bugüne kadar, TÜBİTAK yayınlarında, sınai mülkiyet konularına yer verdiklerini anlatarak, "TÜRKPATENT Akademi sayesinde, sınai mülkiyet eğitimlerimize online olarak, zaman ve mekan sınırı olmadan her zaman ulaşılabilecek ve fikri mülkiyet ekosistemimizin ihtiyaç duyduğu insan kaynağını geliştirebileceğiz. Diğer projemiz TÜBİTAK BİLGEM ile yazılım altyapımızı yapay zeka destekli teknolojilerle güçlendirerek daha hızlı ve kaliteli bir hizmet sunacağız. Hedefimiz, yapay zeka teknolojilerini dünyada en etkin kullanan patent ofisleri arasında yer almak." dedi.
Türk Patent ve Marka Kurumu Yapay Zeka Destekli Fikri Mülki Haklar Değerlendirme Sistemi ile Dönüşecek
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) yeni teknolojiler ve dijital dönüşümdeki öncü yaklaşımını devam ettiriyor. TÜBİTAK BİLGEM Yazılım Teknolojileri Enstitüsü’nün (YTE) Türk Patent ve Marka Kurumu’nu geleceğe hazırlamak amacı ile başlatacağı Yapay Zekâ Destekli Fikri Mülki Haklar Değerlendirme Sistemi Geliştirme Projesi kurumun dijital dönüşümüne katkı sağlarken, teknolojik altyapısını geliştirecek ve patent, marka yönetim süreçlerini yapay zekanın desteği ile hızlandırmayı amaçlıyor.
TÜBİTAK, projenin hazırlık aşamasında, YTE tarafından özgün olarak geliştirilen “Dijital Çözüm Çerçeveleri” yaklaşımı ile TÜRKPATENT’in dijital dönüşüm sürecini planlayarak isterlerini belirledi. Çalışma çerçevesinde hazırlanan kapsamlı raporlar, teknik ister dokümanları ve dijital dönüşüm yol haritası, geliştirilecek sistemin temelini oluşturacak stratejik bir yol haritası sundu.
Gelecek Nesil Yazılımın Temelleri Atılıyor
TÜBİTAK, ülkemizin bilim ve teknoloji alanındaki lider kuruluşu olarak, yazılım teknolojileri ve dijital dönüşümde de yol gösterici bir rol üstleniyor. Bu proje ile uluslararası standartlara uygun, veri odaklı karar alma mekanizmaları, yapay zekâ ve makine öğrenmesi gibi teknolojilerle iyileştirilmiş iş süreçleri, etkin kaynak kullanımı ve dijital altyapının güçlenmesi gibi birçok kazanım elde edilecek.
Kritik Sistemler PARDUS Üzerinde Koşacak
PARDUS, kısa süre önce geliştirilme çalışmaları kısa süre önce TÜBİTAK BİLGEM YTE tarafından devralınan açık kaynak kodlu işletim sistemimizdir. Bu proje kapsamında geliştirilecek tüm sistemlerin PARDUS işletim sistemi üzerinde çalışacak şekilde tasarlanması hem güvenlik hem de millileşme açısından önemli bir adım olacak. PARDUS üzerinde çalışan kritik sistemler güvenli bir altyapı sağlayarak, dışarıdan gelebilecek tehditlere karşı dirençli bir altyapı sunacak. Ayrıca, yazılım geliştirme süreçlerinin yerli açık kaynak teknolojilerle yapılması, ülkenin ekonomik gücünü artırırken, teknoloji alanındaki bağımsızlık seviyesini de yükseltecek.
Milli Teknoloji Hamlesine Katkı
Yazılım Teknolojileri Araştırma Enstitüsü, proje kapsamında özel sektörden firmalarla birlikte oluşturduğu AR-GE ekosistemini kullanacak. Kamu kurumlarımızın dijital dönüşümünü kaliteli ve hızlı bir şekilde gerçekleştirmeyi amaçlayan bu oluşum ile aynı zamanda TÜBİTAK, yaptığı araştırmalarla elde ettiği bilgi birikimi ve tecrübeyi özel sektör şirketlerine aktarmayı amaçlıyor.
Proje yaklaşımı, kullanılacak teknolojileri ve odağı ile “Milli Teknoloji Hamlesi” açısından önemli katma değerler sunacak.
Geleceği Şekillendiren Dijital Ekosistem
Sürdürülebilir dijital dönüşüm hedefiyle planlanan proje, kurumun fikri ve sınai mülkiyet hakları alanındaki dijital kabiliyetlerini güçlendirmeyi ve Türkiye’yi küresel teknoloji sahnesinde öncü bir aktör haline getirmeyi amaçlıyor.
Proje kapsamında geliştirilecek sistem, yalnızca kurum uzmanlarına değil; vatandaşlara, girişimcilere ve fikri-sınai mülkiyet hakları alanında faaliyet gösteren tüm kuruluşlara kapsamlı hizmet sunacak. Bu adım, TÜRKPATENT’in uluslararası düzeydeki saygın konumunu daha da sağlamlaştırırken yapay zeka destekli dijital dönüşüm vizyonuyla geleceğin teknoloji ihtiyaçlarına bugünden yanıt verecek bir altyapı inşa ediyor.
Vatandaşların ve tüm paydaşların ihtiyaçlarına yanıt vermeyi amaçlayan TURPAT-Y Projesi, Türkiye’nin dijital dönüşüm yolunda güzel bir örnek teşkil ediyor. Hem ulusal hem de uluslararası alanda dijital geleceği şekillendirecek proje güçlü vizyonla hayata geçiyor.